İlber Hoca'nın en çok satan ve toplum üzerinde en büyük etkisini yaratan kitabı olacağını düşünüyorum. Eğer Türkiye gelecekte biraz daha iyi bir yer olacaksa, bu İlber Ortaylı'nın tavsiyeleri sayesinde olacaktır.
“Entelektüel, üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişidir. Örneğin mesleği kimyacılıktır ama coğrafya veya tarihle de uğraşır, resim yapar. Bu iş öteden beri böyledir. Kendi dünyasının dışıyla ilgilenendir entelektüel. “
Kitaptaki 12 hikaye birbirinden bağımsız öykülermiş izlenimi veriyor ama derinlerde bir bağlantı olduğunu çok geçmeden seziyorsunuz. Sanki 1983-89 yılları arasında, Türkiye'nin herhangi bir şehrinin herhangi bir mahallesinde, birbirinden en fazla 500 metre uzaklıkta olan hanelerin ve dükkanların birinden çıkıp diğerine giriyorsunuz. Yazar, daha ilk hikayeden sizi o dünyaya bağlıyor ve onun izin verdiği mesafede, o meçhul mahallenin dar sokaklarında, kahvehanelerinde, berber salonlarında ama illa ki darbe sonrası 80'li yılları hatırlatan bir sonbahar gününde dolaşıyorsunuz.
David Liss, iyi bir romanın nasıl bölümlendirilmesi gerektiğini çok iyi biliyor. Kahve Tüccarı'nın nasıl yazılacağını adeta bir mimar gibi tasarlamış ve daha sonra işe koyulmuş. Örneğin, kitabın ilk ve son 80 sayfasını okumak oldukça keyifliydi. Orta bölümlerde ise sıkıcı ve yavan kısımlarla zaman harcadığımı düşündüm. Belki de bunun sebebi ilk bölümlerdeki tadın sonradan kaybolmuş olmasıydı.
Yaratıcılık yazarlık yetenekleri bakımından üstün meziyetler sergilediğini söyleyemeyiz ama konu seçimi ve tarihi-kültürel bilgilerin okuyucuya aktarımı takdire şayan. Kahveyi ve borsa işlerini seven her arkadaşınıza hediye edebileceğiniz bir kitap.
Peşine takıldığımız kısayollar ile bu ülkeyi refaha ulaştırmamız mümkün değil. Çoğunluğun hemfikir olduğu yöntem hiyerarşinin tepesinden aşağıya doğru inmeyi amaçlıyor, fakat bizim aslında tam tersi istikamette yol almamız gerekiyor. Israrla ve azimle halkın tabanıyla irtibatta kalmalı, ekonomik güçlükler içerisindeki öğrencilere erişmeli ve onlara pozitif düşünce yöntemlerini aşılamalıyız. Daha birkaç ay öncesinin popüler tabiri olan dip dalga ancak bu şekilde nihayete erdirilebilir.
Devami icin: gencyazi.com/kitap-degerlend...
Duvar ve Adam, özünde adalet temasını ön plana çıkaran bir novella. Yakamoz isimli bir genç adam Oslo’da yaşamaktadır ve yıllardan beri önünden geçip durduğu tarihi bir duvarda bazı gariplikler dikkatini çeker. Art arda yaşadığı tuhaflıklar duvardan yükselen bir genç kadın sesiyle zirveye ulaşır. Duvarın içindeki kişi 1942 yılından beri buraya hapsolmuş Norveçli bir Yahudi olduğunu iddia etmektedir. Yakamoz karakteri ise halihazırda bazı psikolojik sorunlarla mücadele halinde olan, yalnız ve mutsuz bir adamdır ve başına gelen bu garip olay sonucunda iyiden iyiye keçileri kaçırdığını düşünür. Hikâyenin devamında da kendisini türlü maceraların içinde bulur. Duvar ve Adam’ın okuyucuya sunduğu ana çatışma duvardaki kızın gerçek mi, yoksa Yakamoz’un zihnindeki bir yanılsama mı olduğu sorusudur.
Yazının devamı: kayiprihtim.com/kayip-rihtim/ka...