Sercan Çelik

Sercan Çelik
@sercanpab
Âleme, âdeme bigâneyiz biz.
İkramlar bu kez artmadı, mezarlık kalabalıktı. Gelenler pidelerini, birkaç nar tanesi ve dolmalık fıstıkla süslenmiş aşurelerini mezarlık duvarının üstüne koymuş yiyorlardı, aceleleri yoktu. Bir de üstüne çay olsaydı tam olacaktı.
Alıntı
Reklam
Birine bir iyilik yaptıktan sonra kendini üstün hissetmenin verdiği bu doygunluk olmasa kimsenin kimseye iyilik yapacağı yoktu aslında.
Alıntı
Çığlık
Çok zordu babasını hastaneye götürmek. Mahallede taksi durağı yoktu. Mahallede taksiye binebilecek insanlar oturmuyordu. Bu nedenle ana caddeye kadar yürümesi, oradan geçen bir taksiyi durdurması, eve getirmesi, babasını bindirebilmek için taksiciden yardım istemesi gerekiyordu. Gönülsüzce de olsa yardım ediyordu taksiciler, homurdanarak, cık cık ederek tekerlekli sandalyeden alıyorlardı, atar gibi arka koltuğa bırakıyorlardı, hemen direksiyona geçiyorlardı. Sandalyeyi o katlayıp bagaja koysun diye bekliyorlardı. Bazen isteyerek yardım edenler çıkıyordu. Sen bırak bacım diyorlardı, sen çekil şöyle. İyilik yapmayı seven insanlardı. Ama onlar da çok soru soruyorlardı, iyilik yaparak istedikleri kadar soru sorma hakkı kazanıyorlardı sanki.
Alıntı

Sercan Çelik

, bir kitap okudu
Puan vermedi·282 syf.·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2024 02:32
·
2024 24. kitabı
Matt Haig
8.2/10 · 98,4bin okunma
"Lütfen sessiz ol," dedi Bayan Elm, elinde beyaz bir at, yapacağı hamleye yoğunlaşarak. "Burası kütüphane." -"Burada sadece ikimiz varız!" -"Sorun o değil. Yine de kütüphane. Katedrale girdiğinde, içeride başkaları yoksa bile sessiz olursun çünkü orası bir katedraldir. Kütüphaneler de böyledir. "
Alıntı
Reklam