İslâm ezoterizminde "kef ilmi"nin (ilmü'l-kef) ne olduğu konusunda burada birkaç bilgi vereceğiz. Zaten bu ilim daha iyi bir terim bulunamadığı için, “fizyognomoni"* dediğimiz ilimin birçok dalından ancak birini teşkil eder. Bu terim Arapçadaki, bu bilgilerin tümünü belirten ilmü'l-firâse'yi bütünüyle karşılamasa da, onu kullanmak zorunda kalıyoruz. Kef ilmi böyle konular hakkında hiçbir bilgisi olmayan kişilere ne denli yabancı gelirse gelsin, İslâmî şekliyle doğrudan doğruya “ilâhî isimler ilmi"ne bağlıdır. Sol avucun içerisindeki temel çizgilerin durumu 81 sayısını; sağ avuç içindekiler 18 sayısını; her iki avuçtaki çizgiler, toplam olarak 99 sayısını, yani Allah'ın 99 sıfatının ismini belirtir. Bizzat Allah adına gelince, o da parmaklarda yazılıdır. Şöyle ki: Serçe parmak elife, yüzük parmağı birinci lâm'a, orta parmak ve şehadet parmağı ikinci lâm'a, ki bu lâm şeddelidir, başparmak ise he'ye tekabül eder. Kuşkusuz el "açık" olduğu zaman çizilmesi gereken şekildir bu. İşte bütün İslâm ülkelerinde elin çok yaygın biçimde bir sembol olarak kullanılmasının temel nedeni budur. İkinci bir neden de beş sayısına ilişkin olmasıdır. Bundan dolayı bu sembolik ele bazen hums adı verilir.
Sayfa 78 - Fizyognomoni: İnsan tiplerini ve bedenin işaretlerini, özellikle yüz çizgilerini inceleyerek onların karakterlerini tanıma ilmidir. Eskiler buna ilm-i firâse derler. ç.n.)
Sağ ayağın serçe parmağından başlamalı, sol ayağın serçe parmağında sonuçlandırmalıdır. Nitekim ayak parmaklarının hilâllenmesi de böyledir. Çünkü el parmakları hakkında zikrettiğimiz mânâlar ayaklarda tatbik edilmemektedir. Zira ayaklarda şehadet parmağı yoktur. Ayağın parmakları ise, yerde dizilmiş bir saf gibidir.Bu bakımdan onların sağından başlanmalıdır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Sen ağırsın." dedi. "Benim bileklerim ince. Olsun. Tutarım ben."
Baktığını gören gözlere kurbanlar keseyim demiş Zarifoğlu.
Korku gerek tenlere, etim kalbur Deşer bakışın, kıyar da kıyar
Ben şiir de yazıyorum. Ben roman da okuyorum. Ben ağaçları da seyrediyorum. Ben ben demeden cümle de kuruyorum. Ben anneannemi de özlüyorum. Ben yaylalarımı da özlüyorum. Ben dağlarımı da özlüyorum. Ben bu şehri de seviyorum. Ben sizi de seviyorum. Az seviyorum. Ama seviyorum. Çünkü umudumu kesmiyorum. Çünkü bana bu öğretildi. Sev dendi bana. Affet dendi bana. Sabret dendi bana.