Puan vermedi·200 syf.·
2026 11. kitabı
Özetini çıkarsam birkaç cümlede biter. Neredeyse hiçbir şey anlamadığım bir hikaye, nasıl bu kadar canımı acıtabilir? Okurken, ne anlatıyor bu adam ya da ben niye olayı takip edemiyorum diye çok düşündüm ama, bir yerden sonrası düşüncelerimi susturdu. Bitirdikten sonra duvar ve bana bakışmak kaldı.
Mehmet’i Sakatlayan Serçe ParmağıGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2021805 okunma
10/10
·120 syf.·
2026 25. kitabı
Serçe Parmağı kitabını okurken kendimi tek bir hikayenin içinde değil, düşüncelerin arasında dolaşırken buldum. Bazen bir cümlenin içinde durup uzun süre düşündüm, bazen de yazarın kurduğu ironik dil yüzünden fark etmeden gülümsedim:) Özellikle gündelik hayatın sıradan görünen ayrıntılarından bu kadar derin anlamlar çıkarabilmesi kitabı benim gözümde farklı bir yere koydu. Serçe Parmağı, bana göre insanın modern hayat içerisindeki yalnızlığını, yabancılaşmasını ve iç dünyasını küçük parçalar halinde anlatıyor. Kitap boyunca kesin yargılar veren bir anlatımdan çok, okuyucuyu düşünmeye zorlayan bir üslup var. Bu yönüyle okurken sürekli kendi hayatımla bağlantılar kurdum. Bazı satırlarda “Ben de tam olarak böyle hissediyorum ama bunu kelimeye dökemiyordum” dediğim oldu. Yazarın dili sade görünse de aslında oldukça katmanlı; kısa cümlelerin içine büyük anlamlar gizliyor. Kitapta en çok hoşuma giden şeylerden biri, mizah ile hüznün aynı anda var olabilmesiydi. Bir sayfada absürt bir düşünceyle karşılaşırken hemen ardından insanın içine dokunan bir cümle gelebiliyor. Gerçek hayat da tam olarak böyle ilerliyor; insan bazen gülerken bile içinde bir kırgınlık taşıyabiliyor. Ben bu kitabı okurken sürekli “küçük şeylerin değeri” üzerine düşündüm. Yazarın serçe metaforu üzerinden kurduğu anlatım bana, insanların çoğu zaman önemsiz gördüğü ayrıntıların aslında hayatın en insani tarafı olduğunu hissettirdi. Kitap bitince aklımda büyük olaylar değil, küçük cümleler kaldı. Sanırım kitabın en güçlü yanı da burada ortaya çıkıyor: Okuyucunun zihninde bağırmadan yer edinebiliyor. Velhasıl yazarın hızlıca okunup unutulacak bir kitabı gibi gelmedi bana. Daha çok, bazı cümlelerinin insanın zihninde uzun süre dolaştığı bir düşünce kitabı hissi bıraktı. Özellikle yoğun ve mekanik bir hayatın
Serçe ParmağıGökhan Özcan · Vadi Yayınları · 2018536 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·200 syf.··
2026 29. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 11:35
Bazı yaralar vardır. Çocukluğumuzdan kalan büyüdükçe ve yaşadıkça kanayan. Mehmet’i sakatlayan neydi? Babasıyla yaşayamadıkları, annesinin ilgisizliği, yarım kalan belki de gerçekte hiç başlamamış aşk hikayesi mi? Bu öyle bir kitap ki içinde şiir var. Babanın kendi el yazısı var. Şimdi ikna edeceğiz biz. Şimdi biz ikna edeceğiz seni… İkna edilmeyen çalışılan Çiğdem var. Mehmet’in sevdiği, adını yüksek sesle haykıramadığı hatta bu yüzden kitapta da adı küçücük yazılan Çiğdem. Mehmet’e olan sevgisini açık seçik göremediğimiz anneannesine hayran bir genç kız. Mehmet’in bir kavgası var hayatla ve hatta dayak attığı dayak yediği bu yüzden mimlendiği. Manevi bir yönü var. Ona dost olan her durumda ona destek olan yaralı serçenin peşinden giderek aslında Mehmet’in hayattan kopmasına da engel olmaya çalışan bir Faruk var. Belki herkesin kolaylıkla okuyamayacağı türden bir kitap. Ama ben çok sevdim. Beni çok etkiledi. Farklı bir tarz okumak isterseniz şans verin derim.
Mehmet’i Sakatlayan Serçe ParmağıGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2021805 okunma
10/10
·352 syf.··
2026 15. kitabı
Bir gün Nermin Yıldırım okursam çok seveceğimi biliyordum ve öyle de oldu. Her cümlesinden keyif aldığım yer yer beni şaşırttı çokça da ağlattı. Bitmesin diye yavaş okumaya çalıştım ama o kadar akıcıydı ki aktı gitti. Adalet, sen kalbimde bir yere sahipsin artık serçe parmağı hafif yamuk kadın.
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,6bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 01:16
#alıntı Kimi eskimiş çiçeklerin başları, asılmış bir kadının başı gibi öne sarkar Faik İrfan Elverir kendini kurtardı. Azmine bağlıyordu bu kurtuluşunu. Bir türlü sevemediği tek arkadaşı Ercan'ın babasından özenip öyle seçmişti mesleğini. Kardeşlerini, annesini, babasını dahi sevmez, bana sorarsanız kendisini de içten içe sevmez. Bir hırsızdır o. Başkalarının hayatlarını çalmaya gücü yetmeyince Ercan'dan boya kalemi, silgi çalan Faik İrfan Elverir, mahkemede Melek konuşmadığı için deliriyordu. Susmasını meydan okumaya yoruyor, adını bile yakıştıramayıp şeytan diyordu ona. Melek de biliyor ağzını açamadığını. Bilemiyor çünkü ne diyecegini. Suçluyorlar onu. Aile evinde yediği dayakları bile aratacak şeyleri hatırlıyor. Başkalarının utancını taşıyor kalbinde. Korkmayanların korkusunu hissesiyor bedeninde. Faik'in ise Melek'de gördüğü şeytan Melek'in serçe parmağı kadardı. Kendi şeytanı ile asla yarışamaz. Melek kendi şeytanını kızıp kızıp susarak besliyor, konuşamadığı için başkasının ağzına boklu bez sürüp ödeşiyordu. Yalçın, bir bahçıvan çocuğu olarak, koparıldığını düşündüğü, koklana koklana solmuş bir gülü tekrar canlandırmaya çalışıyordu. Zambağı kendi gezdiği bahçeye ekmek istiyordu, kendine saklamak. Melek'in cümleleri kafasında nasılsa kağıtta da öyle. İçiçe. Virgül, nokta yok. Nasıl olsun ki?! Nerede durup nokta koyabilir, nerede nefeslenip virgül koyabilir. Ağzından konuşamadığı için durduraksız akan zihninde nereye tutunabilir. Gerçek bir olaya dayanan on beş yıllık bir emeğin ürünü "Asılacak Kadın" Ağzı olup dili olmayan, olamayan kadınlar adına konuşan, yazan Pınar Kür'e sonsuz teşekkürler.
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 19:46
Kitap normal öykü tarzı yazılmış bir eder değil. Yazar kendi içselliği ile konuşuyor sürekli. Ben okudum ama çok fazla zevk aldığımı söyleyemem. Yücel Gündüz Serçe Parmağı Gökhan Özcan
Serçe ParmağıGökhan Özcan · Vadi Yayınları · 2018536 okunma