sena

sena
@sercekuss
Uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
10/10
·200 syf.·
2020 12. kitabı
Zavallı çocuklar her taraftan telkine maruz durumdalar, herkes onlara neyi nasıl yapmaları hatta nasıl düşünmeleri gerektiğini anlatıyor. Anlatıyor anlatmasına da, anlatılanlar kalplerine tesir etmediği müddetçe onların anlam dünyalarında, mefhumları arasında yer edemiyorlar. Mesele Kainatın Yaratıcısı olduğundaysa işler daha da zorlu bir hal alıyor. Bir anne adayı, yine müstakbel bir öğretmen olarak bu soruyu kendime soruyorum: Bir çocuk bana Allah'ı sorsa nasıl açıklayabilirim? Sonra mavi ekran veriyorum. :D Çocuklarla aynı frekansı tutturabilmiş müellifimizin usulü ise onları yeryüzü ayetleriyle buluşturmak. Yani O'nu göremiyorsun ama ne yana dönsen O'nun yarattıklarını görüyorsun. Göz alışkanlığından yaratılış mucizeleri sana alelade işler gibi geliyor. Halbuki insanız, içinde yaşadığımız kitabı okumaktan aciz kalamayız. Hatta dünyaya bizzat bu amaçla geldiğimizi biliyoruz. O halde bir lahza dahi olsa durup tabiatın, bağların bahçelerin, envai çeşit kuşların, kelebeklerin, çiçeklerin, böceklerin, soframızdaki aziz nimetlerin... bize ne söylediğine kulak vermeye memuruz. Aklımızın almakta güçlük çektiği "bâsübâdelmevt" hakikatinin her bahar bahçelerimizde meydana gelişini nasıl da kanıksamışız, hayret dahi etmiyoruz. Bir bardak süt için bir ineği meydana getirmek, onu besleyip yetiştirebilmek için bir otlak, o otlağı konuşlandırıp bahar vakti onda ot bitirmeye bir yeryüzü, bir de Güneş, o Güneş'e bir sistem, o sisteme bir galaksi, bir Samanyolu, bir uzay yaratmak lazım geldiğini, buna da ancak kendisinden başka ilah bulunmayan Rabb'in muktedir olduğunu... Önce kendimiz idrak edebilmeliyiz ki miniklere de izahat verebilelim. Bir meseleye tamamen vakıf olmak ve onu uzun uzadıya anlatabilmek değil, çocuklarla konuşabilmek asıl maharet. İtiraf edelim ki çocuklar böyle
Çocuklar Allah'ı SorduğundaÖzkan Öze · Uğurböceği Yayınları · 2017250 okunma
Reklam
Puan vermedi·168 syf.·
2020 6. kitabı
Kitap isminin çok yanlış bir tercih olduğunu söylemeliyim. Kitap kısa muhtelif denemelerden oluşuyor ve "Ben Demeyene Yol Açılmaz" bunlardan birinin adı yalnızca. Devamında bu nevi bir şeye rastlanmıyor. Yazar umumiyetle gençlere sesleniyor, hatta sohbet eder gibi bir üslubu var. Hayattaki asıl gayemiz, nereden gelip nereye gittiğimiz ve bu yolda bizlere nelerin düştüğü üzerinde duruluyor. Bazı yerlerde tekrara düşmesine rağmen samimiyeti sayesinde kendini okutan bir kitap olmuş. İsminden dolayı ilk etapta kişisel gelişim havası verse de o klişe kitaplarla hiç alakası yok. Bence bu ön yargıyı kırdığı için bile bir şans verilebilir. Kader Algoritmasında Rolümüz başlığı altındaki tiyatro benzetmesi bahsedilmeye değerdi: Bu dünya hayatı sahneye konulmuş bir tiyatro oyunundan ibarettir. Biz oyuncular ortaya nasıl bir performans koyarsak koyalım oyunun muhtevası ve süresi çoktan belirlenmiştir. Ancak bize düşen bu oyunun muhtevasını okuyup anlamaya gayret etmek ve rolümüzü en güzel biçimde canlandırmaktır. Bize sorulacak olan kısım da budur. O'nun takdirinin şüphesiz en güzel kurgu olduğunu fark etmeli ve ne olursa olsun potansiyelimizi ortaya koymalıyız. Milyarlarca oyuncunun kendi başrolünde olacağı bir algoritma yaratmak ise yalnızca O'nun kudreti dahilindedir. Asıl hayat ise oyun -ya da oyundaki rolümüz- bittiğinde başlayandır.
Ben Demeyene Yol AçılmazMehmet Lütfi Arslan · Aşina Kitaplar · 2024214 okunma
10/10
·182 syf.·
2020 3. kitabı
Mezhebimiz sorulunca Hanefi diyoruz ama Ebu Hanife kimdir, ne yapmış, nasıl yaşamıştır, ahkâmı nedir bilmiyoruz. 17. yüzyılda yaşamış Osmanlı alimi Beyazizâde Ahmed Efendi'nin "el-Uṣûlü’l-münîfe li’l-İmâm Ebî Ḥanîfe" isimli, İmam-ı Azam'ın itikadî görüşlerini risaleleri, müsnedleri ve diğer menakib kitapları üzerinden derlediği eseri dilimize kazandırılarak bu açığı kapatmamız için güzel bir fırsat sunulmuş. Hükümlerin ayetler ve hadisler yardımıyla bir bir açıklandığı, raviler hakkında ayrıntılı bilgi bulabileceğiniz, üzerinde çokça emek harcandığı her halinden belli olan bu eseri, özellikle benim gibi akaid konusunda eksik hissediyorsanız hiç şüphe etmeden okuyup istifade etmenizi tavsiye ederim. Ben 2 defa okudum, nasip olursa birkaç kez daha okumayı düşünüyorum. Kitap sitede 352 sayfa görünüyor, Arapça aslı da mevcut dolayısıyla sayfa sayısına dahil edilmiş. Aslında bibliyografya ile birlikte 182 sayfa, kısa fakat muhtevası yoğun. Okudukça ne kadar az bildiğimi fark ettiğim ve daha fazla okumak istediğim bir kitap oldu. İnşallah Arapça öğrenip aslından okumak da nasip olur.
İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin İtikadi GörüşleriBeyazizade Ahmed Efendi · Marmara Üniversitesi Yayınları · 201746 okunma
10/10
·64 syf.·
2019 17. kitabı
Aşırı şekilde dövme kursu, genç saati, naylom camlı 3D gözlük, öbüşmeli film, turisler, bin katlı eylence merkezi, krapton savaşçısı, Japon balıı duası, beyin geliştirici uzaylı ambulansı, manyak savaş arabaları yarışı, Fransızca, İngilizce, Almanya üçlüsü... :D Fırat nohut kafalılığa tam gaz devam ediyor. Birkaç ay önce çıktı, okumak ise ancak nasip oldu. Ben sanıyordum ki ilk dört kitabı çoktan ezberlemişimdir bile, beşincide yeni yeni karikatürlerle karşılaşırım. Sandığım gibi değilmiş. (Şansıma füze.) Bunları da zaten sosyal medyada, orada, burada defalarca okumuşum. Amma velakiiin gördüm ki kaç kez okursam okuyayım hala kahkahalara boğuluyorum. Sitede yüs puan verebilme özelliği olsaydı Fırat'a verirdim herhalde. Zaten elime geçer geçmez bir çırpıda okuyup bitirdim, sonra dönüp dedim ki: "İyi ki almışız de mi anne? Sence de mi iyi ki almışız!" :D Bu kitapta yine -her ne kadar burnundan kıl aldırmasa da :D- akran zorbalığına uğradığına şahit olduk. Biraz ağzı bozuk, hep Baattin'den öğreniyor bunları şaşkaloz. Biraz da saygısız, gerçi annesi de herkesin içinde öyle söylemeseymiş o zaman!!! Fırat'ı tanımayan bilmeyen kimse kalmasın isterdim. Okudukça kendi çocukluğunuzu bulacaksınız, gibi klişe bir cümle kurmayacağım. Yalnız çok güleceğinizden, hiç olmadı tebessüm edeceğinizden eminim. Toplu taşımada okuyayım demeyin yoksa deli sanarlar. Bugunlük benden bu kadar çünkü "ödevim olabilir" :D
Fırat-Bana Mı Gülüyonuz?Uğur Gürsoy · İnkılap Kitabevi · 201964 okunma
Puan vermedi·164 syf.·
2018 8. kitabı
Yine, yeniden kitaplardan uzunca bir süre uzak kaldıktan sonra bir Mustafa Kutlu kitabıyla dönüş yapmış bulunuyorum. Mustafa Kutlu'nun sade ama bir o kadar da sürükleyici üslubu kitap okuma şevkimi geri getirdi. :) Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı, bir biyografi tarzında, Tahir Sami Bey'in büyük dedesinden başlamak üzere İstanbul'da mütevazı ve alaturka bir yaşam süren Erzincan-Eğin'li bir ailenin 3 kuşağını tanıtıyor bize. Ailenin en küçük ferdi Tahir Sami Bey'e kadar geçimlerini ciltçilik zanaatiyle idame ettiriyor aile. Ciltçilik alanında namı duyulmuş babası ve dedesinin aksine Tahir Sami Bey ciltçilikle uğraşmak istemiyor; onun asıl tutkusu okumak ve kitap koleksiyonu yapmak. Az önce kitap için "biyografi tarzında yazılmış" dedim çünkü bir Tahir Sami geçiyor bu dünyadan -hatta bana sorarsanız birden fazlası yaşıyor hâlâ- ama bu kitap normal bir biyografiden daha fazlası. Bir hikâye. Yazar, daha en başından Sami Bey'e hayatını bir kitaba dökmek istediğini dile getiriyor. İznini tam anlamıyla alamıyor ama, verdiği söz sayesinde aklını çeliyor Sami Bey'in. Yazar hikâyeci olması sayesinde kurgu bölümler ekleyebileceğini söyleyince Sami Bey yanlış bulduğu yerlere bir tekzip notu bırakmak istiyor, hatta bırakıyor da, zaten ipler de burada kopuyor. Yazarımız sıkça bölünmekten rahatsız olup geri dönüyor sözünden, artık Sami Bey'in itirazlarının işe yaramayacağını anlıyoruz. Bu noktadan sonra kimi yerlerde "burası kurgu olmalı yoksa Sami Bey müdahale ederdi" diye düşünmek işten değil. Çünkü Sami Bey çoktan hayatımızın içinden, tanıdık bir sima hâline gelmiş bulunuyor; artık aklını okuyabiliyoruz Sami Bey'in. Kitabın bende bıraktıklarına gelecek olursam, genel anlamda trajikomik bir hikâye olduğunu söyleyebilirim. Kimi yerde üzdü beni, kimi yerde tebessüm ettirdi. Özellikle
Edebiyat
Tahir Sami Bey'in Özel HayatıMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20122,964 okunma
Reklam