sena

sena
@sercekuss
Uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
Reklam
Kadına şiddet ve fuhşiyat hususunda
Bu hususta açık konuşmak lazım. Ortada kadına karşı ciddi bir şiddet enflasyonu var ve kışkırtılmış erkek egosuna dayanıyor. Bu kışkırtma ruhu çekilmiş Batıcı bir toplumda, İslam edep ve ahlakından tecrid edilmiş aile yapısında, alkol ve fuhuş kıskacında kaybolmuş fertte zuhur etmektedir. Sadece erkeğin kadına değil aynı zamanda kadının erkeğe, çocuğa ve yaşlıya şiddeti söz konusudur. Medya şuurlara alternatif verircesine sürekli şiddet haberlerini gündemde tutmakta, birtakım müeyyideler “kadını ve erkeği birbirine karşı kışkırtarak” her iki cinsi çaresizleştirmekte ve kitlesel ajitasyon ile de şiddet kaçınılmaz olmaktadır. Nasıl ve kime karşı gerçekleşirse gerçekleşsin şiddetin hiçbir masum gerekçesi olamaz. Ancak bir mevzunun izahı için analiz gerekir ki bizim yaptığımız da budur. Diğer taraftan fuhuş mevzusu. Bugün fuhuş denilince ne hikmetse hemen akla kadın gelir ve onun üzerinden yorumlar yapılır yahut ahlak dersi verilmeye kalkışılır. Oysa fuhuşun asıl müsebbibi ve yürütücüsü erkektir. Kadın ticareti yapan, kadın fuhşiyatına talip olan, porno yahut benzeri şehvet endüstrisi ürünlerini tüketen ve çoğunlukla da üreten erkektir. Hatta öyle ki gay, homoseksüel, transseksüel şeklinde kendi bedenini cinsel nesne haline getirip şehvet pazarına süren yine erkektir. Bugün erkek, kadınların vücudunu bir müddet satın almak için çırpınmaktadır. Yine aynı erkek cemiyet sahasını inşa ve ihya etmesi gerekirken bundan kaçınıp kendi eşini “iffetlilik” adına evine mahkûm etmektedir. Oysa yapması gereken cemiyeti temizlemekti. Batı bugün kadını nesneleştirmiş, markalaştırmış, bazen tecavüz kurbanı bazen “sex işçisi” profilinde her yaştan ve cinsten insanın erişimine/ulaşımına açmıştır. Bunu yaparken de kadını güçlendirme, kadın hakları, kadına şiddet gibi temaları kullanmaktan
Sayfa 33 - Ercan Çifci
Hakîkî Bir Yolculuk
“Başlangıçta insan, iplerle yukarıya bağlıydı. Bilgi, varlık ve saadet bu iplerin varlığı ile vücut buluyordu. Bir zaman sonra bu ipler insanlara ağır gelmeye başladı. Çünkü insanın yürüyüşüne engel oluyordu. İnsanlar, onlardan kurtulmak istedi. Lakin onları kesmeye korktular ve ortaya cellatlar çıktı. Beden uzuvlarındaki, baş üzerindeki ipleri kesen cellatlar kalp üzerindeki incecik ipi kesemediler; onu yok sayıp fark edilmez bir renge boyadılar. Özgürce hareket etmeye başlayan insanoğlu belli bir vakit sonra bir şey fark etti; yeryüzü bir bataklıktı aslında. Engel olduğu vehmedilen ipler aslında birer koruyucuydu. Özgürlük sanılan durumsa bir vahamet.”
Sayfa 16
Bir Lisan Tahrifi Ameliyesi: Harf İnkılabı
İlginçtir ki, bu teklifleri sunanlar arasında meşhur Kamus-ı Türki lugatının yazarı Şemseddin Sami ve Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye muharrir heyetinin reisi Ahmed Cevdet Paşa da bulunmaktadır.
Sayfa 8
Denildiğine göre, Mansur b. Mu'tez, kırk sene yatsı namazından sonra bir kelime dahi konuşmamıştır.
Sayfa 27 - Semerkand 30. Baskı
Reklam