İlişkiler için gerçekten bir sınır var mı? Varsa da ikinci sınıf sinema eleştirmenlerinin göremeyeceği bir sınır bu. İnsan severken basit sınıflandırmalarının sınırlarını değil kendi sınırlarını görür, kendi sınırlarında dolaşır, kendi sınırlarına değer.
Tatar Çölü’nü bitirdiğimde içimde sessiz ama ağır bir his kaldı. Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini, “güzel günler ileride” umuduna tutunurken bugünü yaşayamamanın ne kadar acı olduğunu hissettirdi bana.
Bitmesine rağmen etkisi geçmedi; aksine, insanın kendine sormaktan kaçtığı soruları sertçe önüme bıraktı.
Drogo’nun yaptığı gibi, büyük ve anlamlı bir an beklerken hayat fark edilmeden akıp gidiyor. Oysa kahraman olmak için büyük olayları beklemek gerekmiyor. Herkes kendi hayatının başrolü; kendi hikayesinin kahramanı.