Serdar

“Barakayı tekmeliyormuş meğer, aklım gitti. Dur derim durmaz, çek git derim gitmez. Geçmiş karşıma kaşmer gibi... Baktım laftan anlamıyor, beni az çok bilirsin, Allahümme salli alâ seyyidina Muhammet diye giriştim. Bir karakucak, bir çapraz, bir kılçık... başladı abe abe... abe'nin avradını dedim, lakin cırnağıma iyi geçirmiştim, bırakmadılar. Ah bi bıraksaydılar...”
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“İlk bakışta kadın haksız değildi şüphesiz. Gerçekten de bakkal şekeri, kuru fasulyayı, nohudu, mercimeği; kasap eti; fırıncıekmeği şerefle, şanla vermiyor, para istiyorlardı. Doğruydu. Yanlış olan, paraya önem verenlerin, paraya değil şerefe şana önem vermemeleriydi. İşte Murtaza'yı çileden çıkaran nokta da buradaydı! Bütün vatandaşlar paraya değil, şerefe, şana, namusa tapmalıydılar. O zaman para değerini yitirir, esnaf şerefi, şanı makbul tutar, zamanla da şeref, şan, namus paranın yerini alırdı ki, 'cahil halk' para kazanmaya değil, şeref, şan kazanmaya bakar, millet topyekûn şeref şan ve namus sahibi olurdu. Bu da bütün vatandaşların 'çelik bilek, tunç yürekli olmalarını sağlar, bu sağlanınca da düşmanlar ürker, yurda saldırmayı göze alamazlardı.”
“Bazı kadınlar," dedi, "başta benim kari... bakmaz kocasının şerefine, hem de şanına, sorar maaş kaç? Öksürdü. Kalabalık kulak kesilmişti. Gerçekten de, kalabalıktaki yeni evliler, cicim aylarındakiler de dahil kocaların karıları şereften, şandan çok, hatta şerefe şana boş vererek kocalarının kazancına dikmişlerdi gözlerini.
“Sonra bu mahalle demek yalnızca yan yatmış, bağdaş kurmuş, devrilecekken tutunuvermişe benzeyen harap evlerle bu harap evlerin sakinleri demek değildi ki. Asıl mahalle, daha doğrusu mahalle üzerine asıl sözü geçenler, anacadde üzerindeki dev apartmanların sahipleriydi. Onlarsa çok memnundular Murtaza'dan: 'Şimdiye kadar bu semte böyle bekçi gelmedi,'
Toplumdaki tüm insanlar, tüm gruplar ‘daha doğrusu hemen hemen tüm insanlar ve gruplar’ kendilerinden iyi durumda olanları taklit ederler. Peki en iyi olanlar kimlerdir? Aylaklar, zengin aylaklar. Genel olarak onlar, yeryüzünde birşeyler yapan insanların bildiklerini bilmezler.