“İlk bakışta kadın haksız değildi şüphesiz. Gerçekten de bakkal şekeri, kuru fasulyayı, nohudu, mercimeği; kasap eti; fırıncıekmeği şerefle, şanla vermiyor, para istiyorlardı. Doğruydu. Yanlış olan, paraya önem verenlerin, paraya değil şerefe şana önem vermemeleriydi. İşte Murtaza'yı çileden çıkaran nokta da buradaydı! Bütün vatandaşlar paraya değil, şerefe, şana, namusa tapmalıydılar.
O zaman para değerini yitirir, esnaf şerefi, şanı makbul tutar, zamanla da şeref, şan, namus paranın yerini alırdı ki, 'cahil halk' para kazanmaya değil, şeref, şan kazanmaya bakar, millet topyekûn şeref şan ve namus sahibi olurdu. Bu da bütün vatandaşların 'çelik bilek, tunç yürekli olmalarını sağlar, bu sağlanınca da düşmanlar ürker, yurda saldırmayı göze alamazlardı.”