Serdar SEYDAOĞLU

Serdar SEYDAOĞLU
@serdarseydaoglu
Ve içimde geriye dönmek korkusu var. Hiçbir şey hatırlamak istemiyorum. Elimi cebime sokarken, bana iki gün evvelini hatırlatacak bir kağıt parçasına, bir şeye rastlamaktan bile korkuyorum.
Amasya Üniversitesi - Sınıf Öğretmenliği
Lisans devam
Amasya
ŞIRNAK, 16 Nisan
19 okur puanı
Ağustos 2015 tarihinde katıldı
Ya kardeşim! Trafik canavarı diye diye böyle oldu. Türk milleti anlar mı canavardan manavardan. Trafik öküzü falan diyeceksin ki caydırıcı olsun!
1000Kitap
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Savaş her şeyi, kimsenin gözünün yaşına bakmadan yutup yok ediyordu: Hayatı, işi, hürriyeti, hatta çocukların bir kaşık çorbasını bile doymak bilmeyen midesine indiriyordu. Ama, saklamaya ne gerek var, savaşla hiçbir şeyi paylaşmak istemeyen, yalnız kendilerini düşünen insanlar da az değildi. Bunların yaptıkları kötülüklerden biz de payımızı aldık.
Sayfa 79 - Ötüken Yayınevi·Kitabı okudu
Ey dağların, denizlerin öbür tarafındaki insanlar, siz ki mavi göğün altında yaşıyorsunuz, savaş neyinize gerek? Ben toprağım, bana bakın! Ben herbiriniz için aynıyım ve siz de benim gözümde eşitsiniz. Benim için önemli olan sizin sözleriniz değildir. Ben sizin dostluğunuza muhtacım, çalışmanıza, beni işlemenize! Saban izine bir çekirdek, bir tohum tanesi atın, size yüz katını vereyim! Evler kurun, temel olayım! Üreyin, çoğalın, hepinize güzel bir barınak olayım! Derinim, yükseğim, büyüyüm, ucum bucağım da yok... hepinize yeterim ben...
Sayfa 77 - Ötüken Yayınevi·Kitabı okudu
Söyle bana toprak ana, gerçeği söyle: insanlar savaşmadan yaşayamazlar mı?
Sayfa 76·Kitabı okudu
Demiri nasıl tacında dövmek gerekiyorsa, çekiç darbelerini nasıl soğutmadan indirmek gerekiyorsa, her kelimeyi de öyle tam zamanında söylemek gerekiyordu. O anı geçirince söz soğuyor, katılaşıyor, insanın yüreğine taş gibi oturuyor ve bu ağırlığı kaldırıp atmak hiç de kolay olmuyordu.
Sayfa 75 - Ötüken Yayınevi·Kitabı okudu