Ve içimde geriye dönmek korkusu var. Hiçbir şey hatırlamak istemiyorum. Elimi cebime sokarken, bana iki gün evvelini hatırlatacak bir kağıt parçasına, bir şeye rastlamaktan bile korkuyorum.
Bir bulut alsa beni.
Yağsam sicim sicim geceye.
Unutsam tüm kelimeleri.
Sarılsam o tek heceye.
Çile odalarında.
Açılır hepsi sandıkların.
Bir tutsaklık var sonunda.
Üstünde tüm hükümranlıkların.
Bir idrak ki aklın.
En ulvi merhalesi. Onda aşikâr her saklın.
Saklı hayat gayesi.
Ezelden ebede giden.
Nur yolunun tozu.
Ben olsam, düşen ben.
Sulara aşk yakamozu.
Minnet; top yekûn her şeye.
Hava, su, ateş ve toprak.
Kavuşsam o hafifliğe.
Rüzgâra binmiş gibi bir yaprak.
Ve içimde geriye dönmek korkusu var. Hiçbir şey hatırlamak istemiyorum. Elimi cebime sokarken, bana iki gün evvelini hatırlatacak bir kağıt parçasına, bir şeye rastlamaktan bile korkuyorum.
Hakikati seviniz, o da sizi sever; hakikati arayınız, o da sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir: 'Buradayım!' der.