Bir boşluktur noktalar.
Yazılmayan bir boşluk.
Yazılma gerekliliği duyulmayan bir boşluk.
Mektubun o noktalardan önce bitmişti.
İnsan… yazabilir. Nokta.
“Bazen suyun berraklaşması için önce bulanması gerekiyor. Ben hep o bulanık suyun içindeydim. Dibi göremiyordum. Bulanık bir suyun içinde yüzmüşüm ömür boyu. Doğduğumdan beri bozuk görüyormuşum her şeyi, yanlış duyuyormuşum. Hepimiz öyleymişiz aslında, sadece ben değil hepimiz.”
“Bir şey bilen insan sevdiği insanın önüne geçmez, ama bir şeyi seven insan zevk aldığı insanın arkasında durur.”
“Bilge sakin ve dingindir; sıradan insani kaygıların altında ezilmiştir.”
“Gerçek, her zaman şüphecilikten pişmanlık duymama neden olmuştur.”
Tutunamayanların peşine takılıp gitmişim. Bu insanlarla yaşamak nasıl olurdu acaba? Onları anladığımı, yaşantılarına katılmak istediğimi söylerdim. Herbirinin arkasından sürüklenirdim bir süre. Hiç bir yaşantıyı bitiremezdik. Hiç birisinin yaşantısı bitmiyor ki. Yarabbim ne güzel olacaktı! Sonunu bilmemenin, sonu olmadığını bilmenin güzelliğini yaşardım. Hiç bitmeyecek yarım yamalak yaşantıların özlemi var içimde. Her an tehlike, her an belirsizlik.
Durdur
Durdurmak isteyeceğimiz kadar güzel bir an yaşadığımız her seferinde bu sihirli kelimeyi söylerdik. Daha sonra gözlerimizi kapatıp zamanın duracağını hayal ederdik ve bu biraz da olsa işe yarardı.