Yazar,kitabin girişinde bir kitap, bir insanin hayatini degiştirebilir diyor.Biz her kitapta kendimizden birşeyler bulur ,o hayatlar hakkinda ahkam keseriz.
Bazi karakterlerin bencilliği ,
ürkekliği bizi kızdırır.Uzaktan o hayatın yükünü üstümüzden atmak istercesine karakteri bir dart tahtasinda yargilariz. Yazarin da kitabinda anlattığı gibi bazi gerçekler insanin bildiği herşeyi elinden alır.
Ben bu kitapta ,kendisiyle ilgili gerçeklerden kaçarken ,bir tarafta masumiyet ,bir tarafta şehvet ikileminde kalarak ,yaptığı seçimin ağırlığında kalmış bir adamı okudum.Yazar karakterden bahsederken ilahi bakış açısında'Ercan bazen kendini bir satranç tahtasinda hayal ederdi,rakibinin oyununu tahmin eden usta bir oyuncuydu' derken de 'Kader ona bilmediği oyunlar oynuyordu 'diye de ekliyor. Oysaki o hamleleri doğru yönetmek bizim elimizdedir ama bahanelerle kendimizi avuturuz. İşte Ercan bende bu hissiyatı oluşturdu. Yaşadığı pişmanlık beni çokta etkilemedi. Hikayenin ana karakteri daha güçlü olmalı istiyoruz bence, o güç kitaba doğru yansıyor ve bizi de daha çok çekiyor. Ama zaaflar her zaman var kaçamayız ki?
Bir okuyucu olarak Ercan kendini anlatırken ,ona anlam vermediğim çok yer oldu.Hayatındakı masumiyetin değerini bilemeyip kolayi seçti.İlahi bakis acisinda da satır aralarinda merak ettigim herşeyin cevaplarini bulsam bile, bu cevaplar bana ilaç olmadı, hüznümü kanattı.
Hikaye iki aşk arasinda arafta kalan bir adamı anlatıp ,bana iki kadın bir adam ,aşk cekilir aradan şarkisini hatirlatsa bile ,satir aralarinda doğru şarkilar ve şiirler ile süslenen harika bir sentez vardi.Hatta yazar bir aşk hikayesinin aralarina toplumsal hicivlerlerini,insanlarin menfi duygularının yorgunlugunu cok güzel aktarmistı.Bu hikayeyi bir aşk yorgunluğundan çok insanı değer yorgunluğuna da
ATSIZ
Her Çağın Masalı: Bozdoğan'la Sarı Yılan
.
@ötükençocuk tarafından çocuklara çol güçlü bir okuma . Çizgi roman tarzında bir anlatım ile düşünmelerini sağlayan bu hikayenin gerçekleri sert!
Kültürümüzün yegane kavramlarına değinen hikayede, yürekli olmanın asaleti, sözümüzün eri olmanın temsili ve saman altından su yürütenlerin değersizliği anlatılıyor.
Bozdoğan bunu ne güzel ifade etmiş:
" Yerde sürünmeye alışıksın. Düşmanlarını gizlice zehirlersin. Kuvvetlilerle çarpışmak İçin yüreğin yoktur. Menfaat için kıpırdarsın. Şeref için savaşmanın ne olduğunu bilmezsin. "
Ve son sözü her daim akıllarda:
" Sürünerek çıkmak yükselmek demek değildir. Sen yukarılara doğru çıksan bile yine alçaksın. Ben aşağıya düşerken bile yükseğim. Sen yılan gibi yükseldin. Ben Doğan gibi düşüyorum. "
Çocuklara ahlaki değerlerin zor fakat asıl önemli şey olduğunu, menfaat uğruna kendilerini değersizleştirmemelerini anlatan #atsız
Selçuk Ören çizimleriyle görsel bir şölene dönüşmüş. Hepimize çok şey katacak #herçağınmasalı:bozdoğanlasarıyılan tavsiyemdir miniklere. Keyifle.
Mecit Ömür Öztürk
“DUAYI YENİDEN KEŞFETMEK”
Kalemini çok beğendim bir yazar. Yeni kitabı beni şaşırttmadı gene çok güzel bir konuyu ela almış ve mükemmel bir kitap olmuş.
Sade ve samimi üslubu ile kitabımız bizleri düşünmeye ve kendi ailemize yönelmeye, yalnızlık gibi duygular karşısında nasıl bir manevi güç kazanabileceğimizi ve bu hallerimizi dua ile yaratıcıya nasıl bildireceğimizi çok güzel anlatmış.
Her satırda Rabbimize nasıl dua edeceğimizi anlatırken O’nunla aramızdaki bağı nasıl kuracağımızın yollarınıda tarif ediyor aslında bu çok güzel bir incelik olmuş kitapda.
Eserin en güzel taraflarından biri, bizleri suçlayıcı veya öğüt verici bir dille değil, dostça bir sohbet havasında karşılamasıdır. Sayfalar ilerledikçe insan kendi hayatını sorgulamaya başlıyor.Acaba dualarımda ne kadar samimiyim? Rabbime sadece ihtiyaç anlarında mı yöneliyorum, yoksa her an O’nun huzurunda olduğumu hissedebiliyor muyum? Okurken bu duygular içerisindeydim :)
Yazarımız kitabı ile bizlerin kalplerini duayla yeniden diriltmeye çalışmak istemiş.
Severek okuduğum çok güzel bir kitaptı. Kitap okurlara tavsiyemdir mutlaka alıp okuyun ve kütüphanenizde bulundurun diyorum.
Bir musibet başlar başlamaz öncelikle duaya sarıl. Allah’a sığın ve onun şefkatinden tutunduğun bağı hiç gevşettme…
Sivrisineğe Güneş’e hizmet ettiren zavallı bir böceğin suya ihtiyacı sebebiyle bulutları harekete geçiren aciz hayvanlar için mevsimleri değiştiren Rabbimizin zayıf ve çaresiz insana karşı merhameti ne büyük olacaktır!
Dünyanın en güçlü devletleri en varlıklı insanları dahi mümin Rabbiyle irtibatına engel olamaz.
Alemlerin rabbi karşısında dilenci olan olmanın bir şeref olduğunu kabul edenler duayı elbette rahat ve zevkle yaparlar.
İnsanın en güzeli dua ederken ki insandır.
Hüzün ağır gelir yüreği
Fahrenheit 451
Hugo En İyi Roman Ödülü
Prometheus Şeref Kürsüsü Ödülü
Amerikan Ulusal Kitap Ödülü
Pulıtzer Onur Ödülü
Bilim Kurgu Klasikleri içerisinde en beğenilen ve bu kadar ödüle sahip olan kitabı çok geç okumuş olmanın pişmanlığı içerisindeyim
Kitapların hayatımıza kattığı önemi ve düşünmenin ne kadar da insana özgü bir his olduğunu öyle güzel anlatmış ki yazar.
Yani Bilim Kurgu ile kitaplar ancak bu kadar farkındalık yaratabilirdi.
İtfaiyeci olan Guy Montag, bildiğiniz itfaiyecilerden değil. Yangın söndürmek yerine yangın çıkarmak için çalışıyorlar. Hem de kitap tespit edilen evleri ateşe veriyorlar. Teknolojinin alıp başını gittiği bir dönemde Montag, yaptığı işi ve hayatını hiç sorgulamadan kurulmuş bir robot gibi yaşamaya devam ederken, hayatı yeni komşusu Clarisse ile birden bire değişir.
Genç ve güzel kızın sorduğu bir soru ile;
"Mutlu musun?"
Montag mutlu muydu? Bu soru ile kendini ve hayatını sorgulamaya başlar ve kitapların için de ne olduğunu merak etmektedir. Macerada böylelikle başlamış olur. Sisteme karşı direnmeye çalışan bir kaç insan.
Bilim Kurgu okumayı fazla sevmem lakin bu eser hem dozunda hem de anlatılmak istenen konu çok iyi kurgulanmış.
Hâlâ okumayan varsa şiddetle tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar dilerim
#raybradbury #fahrenheit #bilimkurgu
#okudumbi̇tti̇ #yakmak @ithakiyayinlari