Edebin, aklından daha değerlidir. Aklım şerefimi artırır, şerefim ise kıymetimi artırır.
1000Kitap
03.06.2026
Tek başına savaşıyor olmak ne kadar da zor , aslında sorun sadece tek başına savaşıyor olmak değil,ayağını kimlerin kaydıracağını biliyor olmak ve her geçen gün bunun farkına varıyor olmak insanın canını daha çok yakıyor . Neyse ben böyle gördüm ama namusum ve şerefim üzerine yemin ederim ki benim çocuğum benim gibi olmayacak , o tek başına savaşmak zorunda kalmayacak .
Reklam
Kurda sormuşlar: 'Kuyunu kazıyorlar, ne yapacaksın?' Kurt cevaplamış: 'Çıkarsam namım yürür, ölürsem şerefim.'
Sizin....?!¿!?...
Her Müslüman kendine sormalıdır: Benim İsmail’im kim veya ne? Makamım mı? Şerefim mi? Konumum mu? Kariyerim mi? Mesleğim mi? Param mı? Evim mi? Bahçem mi? Otomobilim mi? Sevgilim mi? Ailem mi? Bilgim mi? Rütbem mi? Sanatım mı? Din adamlığım mı? Elbisem mi? Adım mı? Şöhretim mi?..... Rukiye Karaköse
Benim özgürlüğüm hicabımdadır... Benim şerefim hicabımdadır... Hicabsızlar zillet kokumaktadır... Ben izzeti hicab da buldum.. Yobaz de Gerici de Çağdışı de umrumda mı? Iki günlük mâsiyete sabredip cenneti seçenleriz Biz yüzümüzü Tevhid dinine çeviren bir kaç Garipleriz...
Aslın ve Faslın Buluştuğu Yerde: Ahmet...
​"İsim, insanı kuşatan gizli bir kader, ruhun bu fani dünyadaki gizli levhasıdır." ​Benim bu dünya gurbetindeki yürüyüşüm, adımı mukaddes ve muazzam iki zirveye bağlayan o ince ama çelikten köprüyle başladı. Adım Ahmet... Dünyanın tüm kelimelerini toplasanız, gönlümde bu ismin tuttuğu yer kadar ağır, onun kadar batıni ve derin bir mana bulamam. Çünkü ruhumun aynasını ne yana çevirsem, bu fani dünyada kalbimi raptettiğim iki Ahmet’in nuruyla yıkanıyorum. ​Birincisi; daha Âdem (a.s.) su ile çamur arasındayken nübüvvet tacı giydirilen, Cenab-ı Hakk’ın Kur’an-ı Kerim’de geleceğini müjdelediği, Levlâke sırrının yegâne sahibi... Kâinatın Efendisi Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa (s.a.v.)… O, varlığın mayası, ahlakın ve insanlığın erişilmez zirvesidir. Adımı O’nun göklerdeki adının yeryüzündeki aciz bir aksi olarak taşımak, bu hayattaki en büyük şerefim ve en ağır mesuliyetimdir. Hayat dediğin, O’nun kapısında kıtmir olabilme davasından başka nedir ki? ​İkincisi ise; o sarsılmaz kapının eşiğine başını koymuş, akıl deryasını aşk girdabında boğmuş olan, fikir coğrafyamın mimarı: Üstadım Ahmet Necip Fazıl Kısakürek... Necip Fazıl Kısakürek O, "O ve Ben" diyerek benliğini Mutlak Hakikat’in önünde yok eden, "Yandım, feryat ettim, can evimden vuruldum" diyerek tasavvufun o kor ateşini ruhumuza üfleyen mistik bir deha. Kaldırımlar'da yalnızlığı, Çöle İnen Nur'da ise asıl nuru anlatan; kelimeleri birer ateşten mızrak gibi kalbimize saplayan o dervişane fikir işçisi... ​Ne muazzam bir tecelli ve ne ağır bir sırdır ki; adım Levh-i Mahfuz’da parıldayan o en mukaddes nur ile başlayıp, bu asırda o nurun hasretiyle yanan Üstadın ismiyle hemhâl oluyor. Biri kâinatın aslı, diğeri o aslın potasında eriyen fikir aslanı... ​Rabbim bu fani dünyada ismimizin hakkını vermeyi, Ahmed-i Muhtar’ın izinde fani
1000Kitap
Reklam
Reklam