10/10
·428 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 00:53
“Hepsine hükmedecek tek bir kitap.” Yüzüklerin Efendisi serisi benim için böyle bir eser: türünün en iyisi, eşsiz, benzersiz.. (Abartmayı hiç sevmem.) Bu seriye veda etmek beni her seferinde üzüyor. Okurken hiç bitmesin istemiştim, ama her güzel şey gibi o da bitti. Neyse, üzelmeye gerek yok zamanı gelince Silmarillion’u okuyup devam ederiz. "Ve o gemi gittiğinde, Orta Dünya’da Yüzük Kardeşliğinden kimse kalmamış.” (içim buruk) Kitabı okurken Tolkien’e hayran olmamak elde değil. Her şey öylesine detaylı düşünülerek yazılmış ki ortaya gerçekten mükemmel bir evren ve olağanüstü bir hayal gücü çıkmış. Zaten dili çok akıcı, derin ve şiirsel. (Büyük Üstad) Okurken her karakterin korkularıyla, arzularıyla ve güçle sınandıkları yollarda onlarla beraber yürüyorsunuz. Ben de sanki sadece kitabı okumakla kalmadım onlarla birlikte yüzüğü Mordor’a götürdüm. Frodo’nun yükünü, yüzüğün ağırlığını hissettim. Yüzüğün ağırlığı demişken, onun birine neler yapabileceğinin en açık kanıtı Gollum’du. Trajik ikiliği, yüzüğün gücünün gözle görülür yansımalarından biriydi. Sinsiliğine kızsam da ona üzülmeden edemiyorum. Yazık, zavallım. Bütün karakterler hakkında tek tek yazmayacağım ama karanlıkla aydınlığın savaşı söz konusuysa, ben aydınlık taraftaki tüm karakterleri çok seviyorum. Onlardan biri de Faramir’dir: Çok sağlam karakterli, asil, bilge, nazik ve iyi bir lider. Yüzüğün gücüne direnme yeteneği, ülkesini savunmaya olan bağlılığı da kendisine hayran bırakıyor. Kendisinin daha çok abartılması gerektiğini düşünüyorum. (Filmde hakkının yendiği aklıma gelince moralim bozuluyor) "Fakat artık korkma! Ben bu şeyi almak istemem, şurada yol kenarında olsa bile almam. Minas Tirith'te taş taş üstünde kalmayacak olsa ve şehri kendi iyiliği ve benim şerefim için, sadece ben, ancak Karanlıklar
Yüzüklerin Efendisi - Kralın DönüşüJ. R. R. Tolkien · Metis Yayıncılık · 201811,6bin okunma
Geminin gelişi veda bekleyiş ve hüzün halil cibran ermiş
Puan vermedi·55 syf.··
2026 3. kitabı
İnsan için tüm amaçlarını susuzluktan çatlamış dudaklara ve tüm yaşamı bir çeşmeye dönüştüren bir armağandan daha büyüğü yoktur kuşkusuz. Benim şerefim ve ödülüm işte bu armağanda yatıyor. Ne zaman içmek için çeşmeye gelsem, diri suyun kendisini susamış bulmamda…” Yıllar boyu kendisine yurt olan kentten ayrılırken, Ermiş’ten geride bıraktığı halka hitap etmesi istenir. Kent halkı ona aşk, evlilik, suç, ölüm, güzellik ve daha pek çok konuda sorular yöneltir. Aldıkları karşılık, hoşgörü ve sevginin biçimlendirdiği bir insan yaşamı üzerine hazine değerindeki öğütlerdir. Haklıyla haksızın, suçluyla suçsuzun, dimdik ayakta duranla düşmüşün aslında aynı insan olduğu bir yaşamdır bu…
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi
-İçerik ve İncelemem şöyledir! *Kitapta,uzun yıllar yaşadığı kentten ayrılmak üzere olan bir ermiş, halkın sorularına yanıt verir. *Halk ona aşk,evlilik,çocuklar,özgürlük,suç,adalet, ölüm gibi konularda sorular yöneltir. *Ermiş’in yanıtları,mistik bir bilgelik ve şiirsel bir dil ile kaleme alınmıştır. *Metin,hem felsefi deneme hem de şiirsel öğütler niteliği taşır;okuyucuya hayatın özünü hatırlatır. -Değerlendirmem ! *Ermiş,kısa hacmine rağmen evrensel bir bilgelik kitabı olarak görülüyor. *Cibran’ın dili,hem şiirsel hem de derinlikli; okuyucuyu kendi hayatını sorgulamaya davet ediyor. • Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları baskısı,modern klasikler arasında erişilebilir ve yalın bir çeviri sunuyor. *Öne çıkan alıntılardan iki tanesini seçip yayınlayadım -“İnsan için tüm amaçlarını susuzluktan çatlamış dudaklara ve tüm yaşamı bir çeşmeye dönüştüren bir armağandan daha büyüğü yoktur kuşkusuz. Benim şerefim ve ödülüm işte bu armağanda yatıyor.” -“Haklıyla haksızın,suçluyla suçsuzun,dimdik ayakta duranla düşmüşün aslında aynı insan olduğu bir yaşamdır bu.”
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,3bin okunma
Baba Evi (Orhan Kemal)
Puan vermedi
Baba Evi #y:34 Toplumcu ve realist bir yazar olarak Türk edebiyatında özgün bir yeri olan Orhan Kemal’in hayatından izler taşıyan otobiyografik eserlerinden oluşan “Küçük Adamın Romanı” serisinin ilk kitabını “Baba Evi” oluşturuyor. “Küçük Adamın Romanı” serisi, “Baba Evi”, “Avare Yıllar”, “Cemile”, “Dünya Evi” ve “Arkadaş Islıkları” romanlarını içeriyor. Romanın baş karakteri “Küçük Adam”, Balkan göçmeni kalabalık bir ailenin 5-6 yaşlarındaki küçük çocuğudur. Doğduğu yıl, babası Çanakkale Savaşı’ndadır. Dedesi, onun doğduğunu babasına çocuğun diliyle; “Ben de dehr'in sitemin çekmeğe geldim dehr'e! (Ben de dünyada dert çekmek üzere doğdum)” diyerek telgrafla bildiriyor. Aile, Anadolu’ya geçtiğinde önce Konya, sonra da Adana’da yaşamaya başlıyor. Konya’da yaşarlarken, babası Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Ankara’ya geliyor. Aile, Konya’da Ermeniler’den kalan eski bir evin alt katına yerleşiyor. Ancak, halkın arasındaki bazı kişilerin toplanıp, “gavur hükümeti” olduğunu iddia ettikleri Ankara’ya karşı sokaklara dökülmeleri ve bu esnada yaşanan olaylar nedeniyle Konya günleri, aile için kabusa dönüşüyor. Orhan Kemal, kendisinde de hayat boyu izler bırakan Konya günlerini romanda şöyle anlatıyor; “Birdenbire bir isyan içinde bulduk kendimizi, yahut da bana öyle geldi. Keçe külâhlı, poturlu insanlar, yerlere kaba kaba basarak koşuşuyorlar, ‘İstemezük, biz bu hükümeti istemezük!’ diye bağrışıyorlardı. Soran olursa, kömürcünün oğlu olduğumu söylememi sıkı sıkı tembih etmişlerdi. Babaannem, babama ait ne kadar kitap, kağıt, fotoğraf, kılıç, tüfek varsa, daha doğrusu Ankara'daki babama ait ne varsa hepsini yatakların pamukları içine, tavan arasına saklamıştı. Alaettin tepesinden atılan kurşunların bizim evin üst kat pencere camlarını kırıp Ermeni mektebine, Ermeni
Baba EviOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20082,759 okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2025 6. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2025 17:05
Cengiz Aytmatov’un Selvi Boylum Al Yazmalım adlı kitabını okuma fırsatı buldum. Daha önce filmini de izlediğim için az çok ne okuyacağıma aşinaydım. Her şeyin sadece sevgi olmadığını, yazarın kaleminden çıkan kelimelerle hissetmek oldukça mümkündü. Yazarın samimi, sade ve duygulu anlatımı beni etkiledi. Samet’in kamyonete olan hevesine rağmen babasına olan düşkünlüğü, sevginin sadece kan bağı değil, emek olduğunu da vurguluyordu. Kitabı okurken beni etkileyen bir kısım da şu oldu: “Size şerefim üzerine yemin ederim, kaza geçiren adamın Asel’in bıraktığı adam olduğunu bilmiyordum. Hoş, bilsem bile aynı yardımı yapardım ya...” Bu cümle, kafamda şu düşüncenin oluşmasına neden oldu: Baytemir’in yerinde İlyas olsaydı, aynısını yapar mıydı? Son sözlerimi, okumuş olduğum kitap kadar beni etkileyen filmden bir alıntıyla bitirmek istiyorum. Bence bu söz, tüm kitabın anlam ve önemini özetliyordu: “Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti...” Herkese iyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Selvi Boylum Al YazmalımCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202113,5bin okunma
9/10
·144 syf.··
2025 43. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 19:41
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi" talihsiz bir ömrün acı hatıralarını içerir. Aslında talihsizlik bir yana kendi kararlarında bile, üzerinde söz sahibi olan vücutların emirlerinin aksine bir fiil tayin etmeye kâdir olamayan bir kadının ölmeden önce saadetten mahrum hayatını, duygularını ve yaşadıklarının yükünü, usul usul tükenen ruh halini kızına anlattığı hatıralar bütünüdür bu kitap. "Yoluma tesadüf eden engeller nefsimi fedaya mecbur eden vücutlar hayatın saadet hissesinden beni mahrum ve nasipsiz bırakmıştı." Diyerek bir yasak aşka maraz gönlüyle nasıl biçare direnmeye, isteklerine cevap vermemeye çalıştığını anlatır. Bu aciz ve ümitsiz kadın Fikret'in babasının hatrı kırılmasın, o kızının istediği surette bahtiyar olduğunu görsün diye zannınca kızının istikbalini temin edecek, mesut bir ömür geçirtecek kadar servete sahip yaşça büyük bir adamla izdivacını uygun görmesi ve Fikret'in de " aile namusu, benim şerefim, zaten ölüme mahkum olmuş bir vücudun maddi olarak isteyene satılmasını gerektiriyordu." gibi çirkin bir kılıfla evlenmeye razı gelmesiyle olaylar sürüyor. Kitabın başında karakterin kendisini ahlaki ve zihinsel olarak eğitmiş olduğu anlatılmasına karşın yalnızca kendisinin üzerinde tasarruf ve edinimlerinin bulunabileceği, geleceğini doğrudan etkileyen bir hususta kendi kıymetini yönetememiş, kararları üzerinde güç sahibi olamayan aciz ve kırılgan olmasının yanı sıra Mediha karakterinin kendi zihninde kurguladığı ve ona yakıştırdığı iftiralara sessiz kalmış olması, ne öfke de de isyan duymaması can sıkıcı ve tezat. Ayrıca Mediha karakterinin; kadının kurnaz bir doğası oldugunu, kocasını iğfal ettiğini, erkeği iradesizleştirerek bu yasak hislerin tek sorumlusunu Fikret'miş gibi sunması iftira ithamlarda bulunması, kadınları potansiyel bir tehlike
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı MetrukesiGüzide Sabri Aygün · Kızıl Panda Yayınevi · 20234,020 okunma
Reklam
Reklam