Her canlı ölür, her yeni pörsür
Ben ölsem de namım sürekli durur.
Bilin ki tertemiz evlad bıraktım.
Eskir yeni olan, ölür yaşayan,
Tükenir çok olan, var mı genç kalan?
Ben de öleceğim tek farkım şudur.
Seni ben doğurdum şerefim budur.
Geride bıraktım hayırlı evlat,
Gözümü kapadım, içim çok rahat.
Benim ismim kalır daim dillerde,
Senin aşkın yaşar mü'min kalblerde.
•••••••~~~~••••••••
Şiir bitince nur anne, ruhunu teslim etti. Yirmi yaşında gencecik Âmine'nin de vefatı ile Sevgili Peygamberimiz aleyhiselam şimdi de anneden öksüz kalıyordu.
Şimdi onun acımasız düşmanı, bir zamanlar kendisine geleceğin sürekli parlak başarılarla dolu olduğunu söyleyip duran muhayyilesiydi.
Yolculuk hayatının mutlak yalnızlığı, bu karanlık muhayyilenin saltanatını daha da pekiştiriyordu. Bir dostun olması ne büyük bir zenginlikti!
Julien kendi kendine:
⁃ Acaba benim için çarpan bir kalp var mıdır, diye düşündü. Hem, bir dostum olsa bile, şerefim bana ebediyen susmamı emretmiyor mu?
"Ama şerefim için tek başıma
savaşırsam Hektor'a, Troyalılara karşı,
bir sürü düşman saracak dört yanımı,
tolgası ışıldayan Hektor tekmil Troyalıları getiriyor buraya.
Ama yüreğim ne diye tartışıyor bunları?
İnsan tanrının saydığı bir adamla
kalkışırsa tanrı buyruğuna karşı savaşmaya,
ossaat büyük bir bela gelir başına."