Kitabın ismine baktığınızda bir ergen kitabı diyebilirsiniz. Lise çağlarındakilerin daha çok seveceği bir kitapmış edası veriyor insana. Ama kapağını açıp okumaya başladığınızda aslında bir nevi polisiye kitabıyla karşı karşıyasınız.
İlk olarak Bora Bilirhan yerine kendimi koyup, karakterin hislerini hissettim. Daha sonrasında Eda Bilirhan’ın yerine koydum kendimi ve kahroldum. Yaşanılanları okudukça içim acıdı. Anlatılan hikayenin benzerlerinin de günümüzde aslında ne kadar çok yaşandığını bildikçe öfke duydum. İçim kötü oldu. Kah güldüm kah üzüldüm. Duyguların hepsini hissede hissede okudum. Ve kapağı kapatırken de merakla kapattım. Gerçekten beklentimden çok daha yüksek bir kitaptı diyebilirim.
Kitabın dilini incelemek gerekirse, kitap tek kelimeyle akıyor. Alıyor sizi, okutuyor okutuyor ve bir bakmışsınız ki kitap bitmiş. Öyle bir akıcılık, sürükleyicilik. Edebi yönünü ben açıklası başarılı buldum. Hisleri size geçirebiliyor. Betimlemeleri, cümle yapıları kesinlikle başarılıydı. Tecrübeli yazar mı değil mi yazar hakkında çok bilgiye sahip değilim, fakat kendisinin adını hiç duymadığım için ve yazarlık geçmişine dair bilgiye sahip olmadığım için sadece kendisini bu kitap üzerinden değerlendirebilirim. Anlatım dili ve kaleminin keyifli olduğunu düşünüyorum. Ve okuyacak sürükleyici kitap arayanlara şans vermesini tavsiye ediyorum.