Ben Osmanlı Bankası kadar Osmanlıyım
Türk Ocakları bu tepkinin ürünüdür. Osmanlı İmparatorluğu'nda ulusal mliğiyle ilgilenen biz Türkler olduk. Diğer azınlıklar özellikle Rum ve Ermeniler bizden çok önce ulusal kimliklerini benimsediler. II. Meşrutiyet ilan edildiği dönemde biz gençler çok sevinmiştik ve İttihat ve Terakki önderlerinin "İttihad-ı Anâsır" yani imparatorluğu oluşturan toplulukların birlikteliği ilkesine inanıyorduk. Ancak çok çabuk yanıldığımızı anladık. Bunu ben ilk kez Meclis'te Girit Adası sorunu konuşulurken İttihatçıların listesinden Serfiçe mebusu seçilen Rum asıllı Boşo Efendi'nin adanın Yunanistan'a verilmesi gerektiğini söylemesi üzerine Türk mebusların kızıp "Sen ne biçim Osmanlısın?" diye sorduklarında, gülerek "Ben Osmanlı Bankası kadar Osmanlıyım" dediğini duyunca anladım. Rumeli'yi kaybettiğimiz Balkan Savaşı'ndan sonra bu gerçeği ulusça idrak ettik. Türk Ocakları bu tepkinin ürünüdür.
Sayfa 146 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Fakat Meclis'te genel askeri hizmete şiddetle karşı çıkanlar, Yunanlılar olmuştu. Doğaldır ki eşitlik ile özel imtiyazların bir araya gelmesi imkansızdı. Osmanlılık fikri ise Helenizm için bir tehlikeydi. "Osmanlı" terimine sinirlenen Serfiçe mebusu Boşo Efendi, Meclis kürsüsünde açıkça, kendisi için Osmanlılığın "Osmanlı Bankası"ndaki Osmanlı'dan fazla bir anlamı olmadığını söylemek küstahlığını gösterdi. Bu yüzden, Yunanlı mebuslar bu gibi işlerde daima hükümet tasarılarına karşıydılar ve mürtecilerle birleşiyorlardı.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Cumhuriyet Kürtlerle Beraber Mi Kuruldu
Kürt ayaklanmaları ve Barzanî'nin Ermeniler'le beraber Türkler'e saldırdıklarına ilişkin itiraflarından sonra şöyle bir tespit yapabiliriz: İstiklâl Harbi'nde Kürtler'in de silâha sarılıp düşmana karşı mücadele ettiklerine, zaferi birlikte kazandığımıza, Türkiye Cumhuriyeti'ni birlikte kurduğumuza, dolayısıyla Kürtler'in devletin kurucu ortakları olduğuna dair iddialar nezaket icabı söylenmiş siyasi birer palavradan ibarettir. İstiklâl Harbi sırasında bazı Kürt aşiretleri anlatageldiğimiz gibi isyan hâlindedirler. Onlar işgal kuvvetleriyle işbirliği yapmak suretiyle Türk Milletine, Türk Vatanı'na ve Türk Ordusu'na ihanet etmişlerdir. Kürtlerin çoğunluğu devlete sadık kalmalarına rağmen, bazı illerdeki milis kuvvetleri hariç millî mücadeleye katılmamışlardır. Anlatageldiğimiz gibi onlar Türkler'e karşı işgalci İngilizlerle beraberdirler. Bu durum İstiklâl Savaşı'ndaki şehitlerimizle ilgili tablolarda da çok net bir şekilde görülmektedir. Kayıtların muntazam tutulmayışı sebebiyle İstiklâl Savaşı'nda Türk Ordusu'nun kayıpları hakkında çeşitli rakamlar ileri sürülmüştür. Biz bu konuda fikir yürütecek konumda değiliz. Fakat bir fikir vermek bakımandan Özdemir İnce'nin, Genelkurmay verilerinden faydalanılarak hazırlandığından bahsettiği şehitler listesini dikkatinize arz etmek istiyoruz. Özdemir İnce'ye göre İstiklâl Savaşı'nda Türk Ordusu 15 bin 55 şehit vermiştir, bu şehitlerin illere göre dağılımı şudur: Adana 365 Adıyaman 20 Afyonkarahisar 425 Ağrı 1 Aksaray 133 Amasya 261 Ankara 913 Antalya 339 Ardahan 22 Artvin 26 Aydın 204 Balıkesir 40 Bartın 143 Bilecik 192 Bayburt 18 Bingöl 3 Bitlis 10 Bolu 541 Burdur 157 Bursa 351 Çanakkale 28 Çankırı 334 Çorum 526 Denizli 541 Diyarbakır 44 Edirne 11 Elazığ 55 Erzincan 40
Sayfa 260 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Osmanlılık fikri ise Helenizm için bir tehlikeydi. "Osmanlı" terimine sinirlenen Serfiçe mebusu Boşo Efendi, Meclis kürsüsünde açıkça, kendisi için Osmanlılığın "Osmanlı Bankası"ndaki Osmanlı'dan fazla bir anlamı olmadığını söylemek küstahlığını gösterdi.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Tarih
Adaletsiz savaşlar sonrası kayıplarımız
“Yunanlılara karşı ilk büyük savaşlar ‘Serfice’ ve ‘Yenice-Vardar’ Savaşlarıdır. Yunanlılar bu savaşları kazandıktan sonra önlerinde ciddi bir engel kalmamış ve Selanik şehri tek bir kurşun bile atılmadan Tahsin Paşa tarafından Yunanlılara teslim edilmişti (9 Kasım 1912). Ayrıca Yunanlılar herhangi bir askeri destekten yoksun Sakız, Midilli, Limni, Bozcaada gibi Ege Adalarını da asker çıkararak işgal ettiler. Her cephede yenilgiye uğrayan Osmanlı Ordusu ile Balkanlı müttefikler arasında 3 Aralık 1912’de ateşkes ilan edildi. Ateşkes’in şartları bile adaletsizdi; Mesela, Türkler kuşatma altındaki Edirne’ye demiryolundan yardım götüremeyecek, fakat Bulgarlar Edirne içinden geçen demiryolunu kullanarak kendi birliklerine yardım götürebileceklerdi…”
Sayfa 53·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Serfiçe
Alasonya’daki Müslümanların Rumlar tarafından katli haberi kaçaklar tarafından Serfiçe’ye ulaştırılınca, şehrin Müslüman halkı galeyana gelmiş, onların öcünü almak için daha önce tutuklanmış olan 70 Rum'u öldürmüşlerdi. Şehre girip durumu gören Yunanlılar, ellerine geçirdikleri Müslümanları boğazladılar. Bütün İslam semt ve evleri talan edildi ve yakıldı. Sabaha kadar süren zafer şenlikleri, feci katliam ve yangın sahnelerine karıştı.