Anlatması imkânsız olan öyle bir an ki,
Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki…
Bak emrediyor: Daldığın âlemden uyan ki,
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın...
Ey bir eşi bulunmaz fedakâr, mert arkadaş!
Kıskandırdın bizi sen, bak ölümün ne şanlı!
Arkadaşımızın mert ve şan dolu göğsünde
Şehitliğin nişanı bir kızıl gül açıldı...
Onmaz kara sevdamızı kan söndürecektir...
Şiir gözyaşıyla, harb kanla doludur. Kızın güzelliğini şiire benzetirken kızla şiirin benzer tarafları olarak neleri buluyorsun? Şiir ince, kız da ince... Şiir hoşa gidiyor, kız da hoşa gidiyor... Şiir gözyaşı döktürüyor, kız da gözyaşı döktürüyor, değil mi?
Kendi iyilik ve kötülüğünü kendin yaratabilir misin? Ve iradeni bir yasa gibi kendine egemen kılabilir misin? Kendi kendinin yargıcı ve kendi yasanın intikamcısı olabilir misin?