Bazı şeylerin anlatılamaz olduğuna inanırım. Anlatılsa da eğrelti duracağına kesin gözüyle bakar, bir şey eksik derim.
Yazarın okuduğum 2. kitabı. Şule Gürbüz anlatmaya çalışmamış aklındakileri yazmış hissiyatı yine uyandırdı bende. Hani yazdığı için değil de paylaştığı için teşekkür edilmeli gibi geliyor bana.
Normalde pek inceleme yapmıyorum. Daha doğrusu edebiyat kitaplarına inceleme yapmayı sevmiyorum bile. Kitabın ne anlattığını kitaptan çok anlatan, daha da öteye gidip kitabın anlatmaya çalıştığı şeyi, nasıl anlattığını anlatan incelemelerden de nefret ederim. Sözün özü, kitaptaki en sevdiğim hikaye olan Müzik Hocasındaki şu cümleyi okuyup da bir şeyler yazmadan edemedim:
Sanat bile hemen hiçbir şeyi kendi kendine düşünemeyen, halledemeyen, tartamayan kimselere yönelik değil midir?