Aralık ayı sonunda başladığım Sefiller ' i bitirdim ama 2000 sayfa daha olsa okurdum, hiç bitsin istemedim. Elbette çok yazılacak şey var bu kitap hakkında ama beni en çok etkileyen yanı kacak bir mahkumun minicik bir kızın elinden tutup, (bazı gerçek babalarin bile) sahip çıkamayacağı kadar ona sahip çıkıp elinden geldiği kadar hayatın tüm kötülüklerinden onu ayrı tutarak ona bir hayat ve gelecek vermesiydi.
Hikâyenin kurgusuna, betimlemelere, tarihsel gerçeklerin anlatımına okuyucuyu bıktırmadan kişilerin tanıtılması ve olayların anlatılmasına da iyi ki okuyorum ve okudum diyebilirim. Muhteşem bir eser.
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,3bin okunma
Şehrin en kalabalık ve canlı caddelerinden birinde yaşayan, hayatını ailesinden miras kalan çiftliğin geliriyle sürdüren bir karakterdir Oblomov.
Evinin dışında akıp giden hareketli yaşamın aksine o hep odasında oturur, günlerini hiçbir şey yapmadan yatarak geçirir.
Hayattaki amaçsızlığı, hiçbir beklentisinin olmaması, ona verilmiş yaşam hakkını nasıl değerlendirmesi gerektiğini hiç düşünmemiş olması ve bir insan yaşamında gelinebilecek noktaları harekete geçmeye değer görmemesi onun tembelliğinin nedenlerindendir.
Ona göre insanların sürekli çalışması korkunç bir şeydir. Asıl yaşanılmayacak hayat, sürekli çalışılan hayattır. O, yaşadığı hayatı içinde bulunduğu ana odaklanamayacak kadar kayıtsız gözlerle izler. Hayatında meydana gelebilecek en ufak değişiklik onu tedirgin eder. Oblomov hayatında hareketsizlik ister; her şeyin olduğu gibi kalmasını, herhangi bir şeyin değişmemesini arzular. Bu anlayışın benimsendiği yaşam tarzı ise Oblomovluk olarak adlandırılır.
Okurken zaman zaman bazı hallerine inanamazsınız, bir anda olayın içine girip onu harekete geçirmek için yüreklendirmek, yardım etmek istersiniz, bazen kızarsınız içten içe, bazen "yok canım bu kadar mı?"dersiniz ama tüm bunlara rağmen seversiniz onu; dürüstlüğünü, vefalı yüreğini, hiç sahteliğe düşmeyen yanını, lekesizliğini, hiçbir gücün onu yolundan çıkaramamasını, kötülüğün ardından gitmeyişini, pırıl pırıl ruhunu, kalabalık ve kötülükler içinde bir inci tanesi gibi duruşunu seversiniz.
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Yıllardır Topkapı Sarayındaki hücresinde kapalı tutulan Şehzade, hiç beklemediği bir anda tahta çıkarılır, böylece iktidarın tek sahibi olur.
Haremağası Süleyman ise Habeşistan'dan koparılıp, hadım edilerek saraya getirildiğinden beri onun en sadık kulu ve Harem'in tek hakimidir.
Valide Sultan'ın iktidar hesaplarıyla oğlunu yeniden hapsettirmesi, ilişkileri içinden çıkılmaz hale getirir.
Efendi-köle diyalektiğine köle cephesinden bakılarak kaleme alınmış bir eser. "İktidar alevinin çevresinde dönen pervaneler'i" anlatmak için yazdığını söylemiş yazar Livaneli bence başarılı da olmuş.
Topkapı Sarayı tarihsel dekor olarak kullanılsa da isim kullanılmamış olması, tarihsel bir roman olmasından çok, o dekor içinde insan psikolojisinin derinliklerine varabilmeyi başarmış.
Alıntılar
"Ruh, dünya nimetlerinin tutsaklığından kurtuldukça özgürleşiyor, bağımsızlaşıyor ve dünya yüzünde hiçbir krala ve imparatora nasip olamayacak bir büyük iktidara kavuşuyordu".
"Aslında varlık yokluktur, yokluk da varlık! Hepsi gören göze bağlı!"
"İktidar insanları değiştiriyor. Iķtidar görkemi öyle bir şey ki, bakışıyla her canlıyı kımıltısız hale getiren bir engereğin gözünü bile kamaştırıyor".
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,8bin okunma
Her şey, 2001 yılının Şubat ayında, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ililişkiler görevini yürüten Maya'nın (36) ABD'den gelen Alman asılĺı Profesör Maximilian Wagner' (87) karşılaşmasıyla başlar.
1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesinde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine , Maya onu Şile'ye götürür. Böylelikle, katları yavaş yavaş açılan 60 yılın dokunaklı bir aşk hikayesine, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.
Kurgusu, akıcılığı, iç içe geçmiş , kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz dengesiyle bir nefeste okunacak değerli bir kitap tavsiye ederim.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma
New York'tan Konya'ya uzanan ilahi bir aşk romanı.
19 yaşında anne baskısından bunalan Mary, evden kaçar ve bir süre önce kaybettiği anneannesinin evine sığınır. Anneannesiniyle annesinin izin vermemesi nedeniyle sağlığında onu pek görememiştir. Evinde kalmaya başladığında ise dolapları karıştırırken bir sandık bulur ve bu sandık ona anneannesi tarafından bırakılmıştır. Bu sandık sayesinde ona uzun bir yol görünmektedir...
Genel bakışta kitap 2 bölümden oluşuyor. 1. bölümde Mary 'nin Konya 'ya gidene kadar olaylar Mary'nin, 2.bölümde Konya'ya geldikten sonra ise Hz Mevlana'nın kedisi Müezza'nın duygularıyla anlatılıyor.
Sürükleyici kelimelerle yazılmış, bir nefeste okuduğum ve manevi duygularımı harekete geçiren, insanı manevi zenginliğe ve huzura ulaştıran bir okumaydı.
Bir kedinin ağzından insan davranışlarına tanık olmak epey ilginçti. Ne olup, ne olmadığımızı bir de Allah' ın "sessiz kullarım" dediği Müezza'dan öğrenmek için bile okumaya değer.
⭐Nimet insana gaflet verir, şükürse uyandırır. (Hz. Mevlana)
⭐Karanlıklara bakma aydınlıklar var, ümitsizliğe kapılma ümitler var. (Hz. Mevlana)
⭐Asıl büyük cihad, insanın kendi nefsini terbiye etmesidir.
⭐Aslında çoğu insanın içinde olan fakat üstünü hayatta kalma mücadelesinin acımasızlığıyla örttüğü merhamet duygusu...
⭐Bir kalbi kötüleştiren ya sevgisizliktir ya da hainliktir.
Sağlık ve huzurla....