Hayatın şakası olmazken, yanlış üstüne yanlış yapmakta ısrar ediyoruz.
Kaderin, tuhaf oyunları...
Şimdi ya da sonra, önemi yok!
Kayboluyoruz girdabında hayatın...
Elinden, elime geçenin bütün bedenime yayıldığını ve içimdeki boşluğu bir anda yok ettiğini, ona nasıl söyleyebilirdim? Hem bana bile inanılmaz derecede garip gelen bu hâli hangi kelimelerle ifade edebilirdim? Ağzım kuruyuverdi, kalbim çarptı, vücudum titredi, yer gök su, renklere boyandı... demek; yetmez ki, anlatmaz ki... susmak en iyisi.
Her gün söyleyişimde, sayısız hançer sonsuza kadar saplansa da yüreğime. Kan... Kan!... Bir insan vücudunda bunca çok muymuş kan?... İsmini fısıldıyorum gayri:
Kırlangıç kanadıyla havaya çizilmiş bir masalmış sevdan! Beni de oyaladı yıllar yılı...
Oysa nedir bilir misin gerçek olan; sevda dolu öz yüreğini hançerlemek ve böyle oturup karşısında seyredebilmektir.
Seni seviyorum ...
Kitapların gücü olduğuna inanıyorum...
Neşredildiği andan itibaren okunduğu zamana kadar geçen, sonsuz bir güç.
Rengarenk kitaplarla dolu bir dünya!...
O rengarenk kitaplar, fani olan bir insana bile bazen elveriyor. Bazen tek bir mısra, tek bir cümle nasıl yeterse, işte öyle!...