Sevim Erdem

Sevim Erdem
@serrdem
9/10
·517 syf.··
2025 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2025 03:31
Martin Eden beni derinden etkileyen romanlardan biri oldu. Jack London’ın yarattığı karakter, klasik anlamda bir başarı öyküsü gibi başlasa da aslında çok daha trajik bir hikâyeye dönüşüyor. Martin’in en başta kendini eğitme ve toplumda yükselme çabası gerçekten ilham verici. Kitabı okurken onun saatlerce kitaplara gömülmesine, kendini edebiyat dünyasında kabul ettirme çabasına tanık olmak insanda büyük bir hayranlık uyandırıyor. Ama zamanla fark ettim ki Martin’in savaşı, sadece bilgi edinmek ya da başarılı olmakla ilgili değil aslında ait olabileceği bir yer bulmaya çalışıyor. En çok etkileyen noktalardan biri, onun toplumla kurduğu ilişkiydi. Martin, Ruth’a aşık olduğu için burjuva sınıfına girmeye çalışıyor, ama ne kadar çabalarsa çabalasın hep dışarıdan biri olarak görülüyor. Sonra ünlü olup herkesin hayranlık duyduğu biri haline geldiğinde de bu sefer o, insanlara yabancılaşıyor. Bu çelişki, onun içindeki boşluğu daha da büyütüyor. Önceden yazılarıyla kimse ilgilenmezken, ünlü olduktan sonra aynı eserlerin yere göğe sığdırılamaması beni sinirlendiren noktalardan biriydi. Çünkü Martin artık biliyordu.. Başarı, insanların saygısını kazanmaya yetmiyor sadece çıkar ilişkilerini değiştiriyor. Martin’in yaşadığı dönüşüm o kadar gerçekçiydi ki kitabın sonlarına doğru onunla birlikte ben de hayata karşı bir bıkkınlık hissetmeye başladım. Onun gözünden bakınca başarı, emek, aşk gibi kavramlar anlamını yitiriyor. Kitabı kapattığımda hissettiğim şey tam olarak bir boşluktu. Çünkü Martin’in sonu, sadece onun değil, kendini var etmeye çalışan ama sonunda hayal kırıklığına uğrayan herkesin hikâyesi gibiydi. Martin Eden, bireysel başarıya inanmayan, toplumun iki yüzlülüğüne ve insanın içsel yolculuğuna dair bir şeyler okumak isteyen herkesin kesinlikle deneyimlemesi gereken
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Reklam
7/10
·38 syf.··
2025 9. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2025 01:55
Her insanın ölümü deneyimleme biçiminin yaşadığı sosyal ve ekonomik koşullara bağlı olduğu gösterilmiş. Burjuva zenginliğin ortasında ilgisizce ölürken, fakir işçi sessizce ve unutularak hayata veda eder. Sanatçı değeri bilinmeden ölür, rahip inancıyla huzur içinde ölür, çocuk ise ölümün en trajik ve adaletsiz yüzünü temsil eder. Ölümün çok yüzü var, ölüm kaçınılmaz bir son hepimiz ölüme doğru yürüyoruz ama hangi koşullarda?
1000Kitap
Nasıl ÖlünürEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202424,3bin okunma
9/10
·86 syf.··
2025 7. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2025 01:48
Bir Vicdan Muhasebesi; İnsan Neyle Yaşar?, aslında her insanın en az bir kez düşünmesi gereken temalar içeriyor. Tolstoy, ahlakı ve sevgiyi yücelterek insanın özüne dair derin bir yolculuğa çıkarmayı hedeflemiş sanki. Tolstoy, sevgiyi ve merhameti hayatın en yüce değerleri olarak gösterirken, insanın doğasındaki bencillik, hırs ve kötülüğü göz ardı ediyor gibi görüyor. Gerçek dünya, her zaman sevginin ve iyiliğin galip geldiği bir yer değil(maalesef). Bu nedenle, eser fazla idealist ve gerçek hayata ne yazık ki uzak. Ancak Tolstoy’un amacı, mutlak bir gerçeklik yaratmak değil bence, bir pusula sunmak olabilir. Belki de,insanların kendi vicdanlarıyla hesaplaşmasını sağlayan bir ayna hayal etmiştir. Evet, belki gerçek dünyada herkes Mihail kadar merhametli değildir, ancak Tolstoy bize şu soruyu sordurur: “Öyle olsaydı dünya nasıl bir yer olurdu?” Ve Tolstoy’un sorusuna yanıt vermek gerekirse: İnsan neyle yaşar? Sevgiyle, merhametle ve başkalarına verdiği değerle. Kitap bittikten sonra bile düşündürüyor, başka bir pencereden baktırıyor hayata.
1000Kitap
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024233,9bin okunma
8/10
·238 syf.··
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2025 16:06
Her şeyden önce bu kitap tarihi bir roman olarak geçiyor ama Osmanlı İstanbul’unu anlatmasına rağmen tarihsel gerçeklerden uzak özgün bir fantastik kitap olduğunu düşünüyorum. Romanın merkezinde, kaderin sürüklediği bir adam olan Bünyamin yer alıyor. Ancak asıl kahraman belki de babası Uzun İhsan Efendi, yani kendini dünyayı keşfetmeye adamış ve aslında onun sadece bir rüya olduğuna inanan filozofik bir figür. Bu fikir, romanın temelimi oluşturan en etkileyici sorulardan birini doğuruyor: Dünya gerçek mi, yoksa sadece bizim düşlerimizden mi ibaret? Başlarda Descartesin “Düşünüyorum,öyleyse varım” felsefesine dayalı olsa da romanın sonunda “Düşlediğim sürece varım” şeklinde değiştirerek hayal gücünün gerçeği yaratabileceği fikri öne sürülmüş. Sürükleyici, hikaye içinde hikaye anlatan yapısını beğendim okumaya değer bir kitap okuduktan sonra sizi düşündürecektir.
1000Kitap
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
7/10
·304 syf.··
2025 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2025 22:34
Cinsiyet, kimlik, kültürel farklılıklar üzerine durulmuş bir bilim kurgu romanıdır. Hikâye, Ekumen adlı galaktik birliğin elçisi Genly Ai’nin, Gethen yani kış gezegenini birliğe katmaya çalışmasını konu alır. Gethen halkı, androjen olup belirli bir cinsiyete sahip değildir ve yalnızca belirli dönemlerde dişi veya erkek özellikleri kazanır. Bu durum, Genly’nin toplumsal cinsiyet algısını sarsar . Aynı zamanda, gezegenin soğuk iklimi ve karmaşık siyasi yapıları, onun görevini zorlaştırır. Roman, Genly’nin Karhide ülkesinde müttefik bulmaya çalışmasını, ardından hain ilan edilip sürgüne gönderilen Estraven ile kurduğu dostluğu ve hayatta kalma mücadelesini anlatır. Yolculuk boyunca Genly, Gethen halkını ve onların dünyasını daha iyi anlamaya başlar. Kitap güzel fakat durağan ilerleyen bir temposu var bu sebeple sabır gerektirmekte.
1000Kitap
Karanlığın Sol EliUrsula K. Le Guin · Ayrıntı Yayınları · 20213,962 okunma
Reklam