Ve korkunç olan da bu: Hatırlanan geçmiş, zamandan yoksundur. Bir aşkı, bir kitabı yeni baştan okur ya da filmi tekrar seyreder gibi yeniden yaşayamazsınız.
hiçbir şey planlandığı gibi gitmez, hayattan öğrendiğim bir ders varsa budur. tahsil etmek için bolca imkanım oldu ama neticede yaşamak biraz da bildiklerini anlamazdan gelme sanatı. gerçekleşmeyeceğini peşin peşin kabul ederek plan yapamaz, istikbalin kıyısına yamayacak üç beş basit hayal kuramazsa da yaşayamaz insan. gizli saklı da olsa, içinde bir yerlerde sefil umutlar taşımak, kendi kendine yalanlar söyleyip, işittiklerine kanmak zorunda.
bir yandan da düşünüyordum, biri hakkında ne bilirsek onu sahiden tanımış sayılırız? zaman geçirmek için mi tanışıyoruz yoksa, tanışmak için mi zaman geçiriyoruz? iki insan neden tanışmak ister? birbirinden nefret etmek için mi? kim sahiden tanıdığı birine sempati besleyebilir ki?
yakınlaşmak için ve uzaklaşmak pahasına tanışıyorduk işte. sonunda ölmek için yaşayan herkes gibi.