“İnsanlarla iyi ilişkiler kurmak ya da ben böyleyim deyip kesin bir ayrım yaparak rahatça işlerini halletmek mi, yoksa insanlar kötü şeyler söylese bile hiçbir zaman kendinden ödün vermeden, gizlenmeden yaşamak mı daha iyi bilemiyorum. Hayatı boyunca kendi gibi zayıf, naif ve sıcak insanlar arasında yaşamını sürdürenlere imreniyorum. Hayatın zorlukları işte, zaten zorluk çekmeden yaşayabilseydik, bile isteye zorluk çekmezdik. Böylesi daha iyi.”
Öğrenci bir kızın, güne gözlerini açtığı ilk andan itibaren gece uykuya dalana kadar duygusal inişleri-çıkışları. Kitapta diyalog yok denecek kadar az. Sadece, ergenliğe girme yolunda olan kızın düşüncelerini okuyoruz. Bunlar öyle düşünceler ki içsel anlamda bir yetişkinin çok rahatlıkla kendini görebileceği, toplumsal anlamda bile bugün hâlâ okunduğunda aynı sorunlarla boğuştuğumuzun onaylanmasını yaptıran düşünceler. Bu kız değişmek istemiyor. Bu kız isyan etmek istemiyor. Bu kız içinde mutluluk belirtisi gördüğünde bile kendini tuhaf hissediyor. Bu kızın bir tarafı annesi için yaşamak istiyor bir tarafı buna karşı çıkıyor. Bu kız özgür olmak istiyor ama evlenirse hayatını birine adayabileceğini söylüyor. Bu kızın ruhu çok büyük aynı zamanda küçücük. Bu kız, babasını çok özlüyor.
Çok etkilendim. İç karartıcı. Ama mutluluk da barındırıyor olabilir mi? Nereden baktığımızda bağlı. Peki Öğrenci Kız nereden bakıyor?
Bilemiyorum.