Sinem Sert

Sinem Sert
@sertsinem
Kitap Editörü/Redaktör
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
İzmir
26 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Körler Ülkesi’nde Tek Gözlü İnsan Kraldır!
10/10
·68 syf.··
2022 8. kitabı
Bilinen bir coğrafyanın bilinmeyen bir dağının dibinde, şiddetli bir depremin etkisiyle dış dünyayla bağlantısını neredeyse kesilmiş bir vadinin sakinlerinin oluşturduğu “Körler Ülkesi” denen kapalı toplum için dünya denen yer bildikleri vadiden ibarettir. Ülkenin adından anlaşılacağı gibi orada yaşayanlar da kör olmanın getirdiği kendi özel düzenleri içinde nesillerdir yaşayıp gitmektedir. Bir gün kaza eseri dağdan vadiye düşen Nunez, yıllardır antılan efsanevi Körler Ülkesi’nde olduğunu kısa sürede anlar. Körlerin arasında gören kişi olarak başta onlardan çok daha avantajlı olduğunu düşünür. İçinden sürekli “Körler Ülkesi’nde Tek Gözlü İnsan Kraldır!” cümlesini tekrarlayıp durur. Burada yaşayan körleri yönetme isteğine kapılır ve olaylar Nunez’in aleyhinde gelişmeye başlar.. Sonuç olarak, görmenin insan için zaruri bir eylem olduğu şüphesiz kaçınılmazdır. Fakat biyolojik anlamın dışında kör olmak kendi tercihimizdir. Başkalarının ideolojilerini benimsemiyor oluşumuz onların ideolojilerini değiştirmek veyahut onlara hükmetmek hakkını bize kesinlikle tanımaz. Aslında yazar bize burada tam olarak bunun eleştirisini yapmaktadır. Toplumumuzda maalesef ki Nunez gibi birçok insan bulunmakta ve kendi ideolojisi ile örtüşmeyen her alanda kendini kral ilan etmek istemektedir. Fakat böyle bir kralın olduğu toplumda bireyler her ne kadar net görseler de körleşmeye mecbur bırakılır. İyi okumalar dilerim.
Körler ÜlkesiH. G. Wells · Kolektif Kitap · 20183,699 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İNSAN SEVİLMEKTEN ÇOK ANLAŞILMAYI İSTİYORDU..
10/10
·309 syf.··
2023 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2023 18:22
Kitap, babalarının kaybından sonra kalan mirası paylaşacak olan dört kardeşi ve bir ailenin nasıl dağıldığını anlatıyor. Asıl karakter olan büyük kız kardeş Bergljot’un ağzından dinliyoruz olanı biteni. Hikaye en başlarda sadece bir miras hikayesi olarak görünse de ilerleyen zamanlarda yıllar yıllar öncesinden dağılmaya başlayan bir ailenin dramı.. Aslında daha çok Bergljot’un dramı.. Bergljot babası tarafından cinsel tacize uğramış olmasına rağmen içinde ona olan sevgisini,saygısını kaybedememiş; annesinin de yıllarca bunu sakladığını bildiği halde yaşlı bir kadın formuna ulaştığında ona da olan vicdanını hiçbir şekilde susturamamıştır. Annesi ve babasına karşı üzülmemeye gayret gösterir, onlara için içinde en ufak bir vicdan kırıntısı bulundurmamak ister fakat bunları beceremedikçe kendisiyle ve ailesiyle hesaplaşması asla bitmez. George Orwell; “İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki” der 1984’te. Bergljot, anlaşılmak hatta daha da ötesi en önce annesi ve kız kardeşleri tarafından dinlenmek istiyordu. İnanılmak da değildi belki de derdi, sadece “hikayemi biri dinlesin” diyordu. Bunun hiçbir zaman gerçekleşmemesi, söz konusu geçtiğinde dahi ona deli muamelesi yapılması yüzünden Bergljot bu içsel hesaplaşmadan bir türlü çıkamadı. Bebek anne ve babasını seçemez. Anne ve baba da onların olacağı bebeği seçemezler. Fakat bebeğin hayatı boyunca kan bağından kaynaklı koşulsuz bir sevgi olacaktır ebeveynlerine. Bu yüzden çocuğun canı en çok anne ve babadan dolayı yanar. Bergljot babasına hala kendisine bile itiraf edemediği o koşulsuz sevgiyi ölümünden sonra bile besliyordu. Bu koşulsuz sevgi onu kendi içindeki vicdan mahkemesine hapsetmişti. Bergljot’un annesi kızından önceye “koca” kavramını koyduğu için hiçbir zaman kızına inanmadı, kızını dinlemedi ve aksine
MirasVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20216,5bin okunma

Sinem Sert

, bir kitap okudu
10/10
·309 syf.··
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2023 18:22
·
2023 5. kitabı
Vigdis Hjorth
7.7/10 · 6,5bin okunma
…Kendini irdelemeyen biri zaten nasıl olur da beni anlayabilirdi?
Sayfa 220 - Siren Yayınevi·Kitabı okudu
Eğlenmeye çabaladık ancak ben yalnızca bir tek şeyden söz edebiliyordum. Başka şeylerden de konuşmaya çalıştım ama sohbet hep aynı şeyle son buldu. Babam, cenaze, çocukluğum, bir faydası yoktu tabii, elden bir şey gelmiyordu, hepsini geride bırakmaktan başka. Bunu biliyordum ancak insan bunu nasıl becerir, bunu nasıl ardında bırakır? Yorgun olduğumu biliyordum ama işin ucunu bir türlü bırakamıyordum, annem kendi gibi olmayı bırakamıyordu, Astrid kendi gibi olmayı bırakamıyordu ve ben de kendim gibi olmayı, mahvolmuş olmayı, mahveden olmayı bırakamama konusunda onlara benziyordum.
Sayfa 161 - Siren Yayınevi·Kitabı okudu