… Victoria, Victoria! Hayatının her dakikasının ona ait olduğunu söylemeye bile gerek olmadığından haberi var mı acaba! Onun hizmetkârı, kölesi olmak, yollarını omuzlarıyla süpürüp temizlemek isterdi. Ve onun küçücük ayakkabılarını öpmek, arabasını çekmek ve soğuk günlerde ocağına odun atmak isterdi. Ocağa altın yaldızlı odunlar atmak isterdi; Victoria.
Mine Söğüt’ün kaleminin artık edebiyattan tamamen uzak olduğu kanısına vardım. İşlediği konuların güzelliği ve rahatsız ediciliği beni Mine Söğüt okumaya ne kadar çekse de kaleminin bayalığı ve havada kalmışlığı da bir o kadar itti. Deli Kadın Hikâyeleri, Başkalarının Tanrısı ve Gergedan’ı okuduktan sonra külliyat okuma inadımı bir kenara bırakıyorum.
Sanırım adaletsiz insanlar en rahat uyuyanlardır çünkü hiçbir şeye aldırmazlar, oysaki adil insanlar gözlerini kapatamaz, her şeye tasalanırlar. Yoksa adil olamazlar.