yürüyorum ama ayağım yere basmıyor, saydamlaşmışım gibi. gelecek hakkındaki tasarılar da suya düşüyor. geçmiş de yitiyor. bencillik de değil kendinizi kaptırdığınız duygu. çünkü artık kendinizi de düşünmediğinizi biliyorsunuz. başkalarını mı düşünüyorsunuz, onların kaygısını mı besliyorsunuz içinizde? o da değil. yalnızca mekândan, dünyadan, çevrenizden bir uzaklaşma hâli. yeniden kendinize gelmeniz için bir şeyle sarsılmanız gerek. çok güçlü bir şey olmasa da olur o şey.
bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk.