Servan

Servan
@servanb
Bir fanî
8/10
·632 syf.··
2026 2. kitabı
Ters köşe yapmayı başaran, İstanbul tarihinden ögelerin bolca kullanıldığı, bu yönüyle insanda İstanbul özlemini tetikleyen bir Ahmet Ümit polisiyesi. Şu sıralar hızlı okunacak bir kitaba ihtiyaç duyduğumdan okunması keyifli oldu. Oldukça şaşırtıcı bir ters köşe durumu olduğu için polisiye severleri tatmin edecek.
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201943,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·124 syf.··
2025 16. kitabı
Bisikletten düşüp başını vurduktan sonra içindeki Rousseau uyanan baş karakter Doppler'in başarılı olmanın lanetinden kaçıp bir ormana, avcı toplayıcılığın hür ruhuna sığınmasını anlatan kitap, aslında temelde iki şeyi ele almış. İlk olarak hayatın anlamının ne olduğunu, ikinci olarak da elde etmek için bunca çaba sarf edilen şeylerin hakikaten elde etmeye değer olup olmadığı. Eleştirel, kısa ve yalın bir dili olan(çeviri) kitap. Sıcakların yarattığı rehavette okunabilecek türden.
DopplerErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 202412,7bin okunma
9/10
·96 syf.··
2025 15. kitabı
Sevim Burak ile tanıştıktan sonra öykücülüğe bakışım kökten değişti. Açıkçası Everest My Lord'da dili yıkarak anlattığı öykü son derece derin olsa da "İşte baş, işte gövde, işte kanatlar" beni daha çok etkiledi. Yanık Saraylar'dan da hatırladığım ve Sevim Burak'ın annesiyle ilgili olabilecek bazı nüanslar, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş imgeleriyle birlikte bir tiyatro oyunu formatında verilmiş. Öyküde Melek ile Nıvart, Melek'in kocası Ziya Beyin ölümünü, yani iki kadın da özgürlüğü için Ziya Beyin son nefesini bekler. Bu sırada hayalî olarak hazırlanan sofrada yenen hayalî yemekler hikâyeye gerçeküstü bir hava getirir. Melek Ziya Bey hayattayken kalabalık bir aileye sürekli hizmet etmenin güçlüklerini anlatır durur. Ziya Beyin hastalığı süresince Mezar Taşçı'ya borçlanmıştır. Mezar Taşçı tekrar kapıya dayanınca artık dayanamaz ve onu bizzat kendisi öldürmek ister. Melek hayatı boyunca var olmak için Ziya Bey'in ölümünü beklemiştir, ama bu şekilde var olamayacağını fark eder. Bir ölüm meleğine dönüşür ve Ziya Bey ile boğuşur, bir düşme sesi ile beraber yazar kimin öldüğünü belirsiz bırakır.
Everest My Lord - İşte Baş İşte Gövde İşte KanatlarSevim Burak · Yapı Kredi Yayınları · 2019114 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2025 14. kitabı
Kitabın bir tezi var, Muazzez İlmiye Çığ iddialı ve elbette biraz fazla materyalist kendine has bir üslupla yazmış. Ama içerik oldukça etkileyici. Çeşitli kaynaklardan tesadüfen edindiğim ve bir bütünde oturtmakta zorlandığım Sümer mitolojisine dair bilgiler ve bu bilgilerin özellikle Eski Ahit'teki yansımalarına dair kıymetli tezler içeriyor. Gönül Tekin'in edebiyattan verdiği nüanslarla tanıştığım Sümer mitolojisine daha radikal bir teorisi olan biriyle devam etmek bence iyi oldu. Sunduğu çeşitli örnekler üzerinden Semitik dinlerin Mezopotamyadaki kökenlerine dair açıklamalar yapan yazar, nihayetinde tezini kronolojik bir şekilde açıklayarak kitabı bitiriyor. Kısa bir kitap. Teolojik meselelere merakı olanlar zaten çoktan okumuştur. Sevgiler.
Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki KökeniMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 20065,3bin okunma
usta
9/10
·90 syf.··
2025 12. kitabı
Sevim Burak’ın altı öyküden oluşan kitabının içerisinde en beğendiğim iki öykü “Büyük Kuş” ve “Ah Ya Rab Yehova” oldu. Bunlardan Ah Ya Rab’ın teolojik göndermeleri, Büyük Kuş’un ise duyguyu geçirmekteki mahareti beni etkiledi. Altı öykünün hepsini incelemek yerine “Ah Ya Rab Yehova”ya dair yorumumu yazmakla yetineceğim. Sevim Burak 1931'de doğmuştur. Tıpkı bu öyküsündeki Zembul Allahanati'nin ölüm tarihi gibi. Neredeyse bir şiir okuyor gibi hissedeceğiniz için net bir olay çizgisi takip etmekte zorlanmış olabilirsiniz, ben de zorlandım. Bunun için Sevim Burak'ı tanımak zorundasınız. Annesinin bir Yahudi olduğunu ve bunu sürekli üzerinde taşıdığını, babasının değil "annesinin kızı" olarak anıldığını kendisi daha önce ifade etmiş. Kendisi Kuzguncuk'ta kozmopolit bir ortamda büyümüş. On altı yaşında annesini, yedi ay sonra da babasını kaybetmiş. Sevim Burak'ın bir kalp rahatsızlığı yaşadığını ve bunun için açık kalp ameliyatı geçirdiği de ekleyelim. Şimdi öyküye gelirsek Kuzguncuk'ta yaşayan Bilal'in gebe bıraktığı Yahudi kadın Zembul ile evlenmekten kaçındığını, onu ilgisiz bıraktığını görüyoruz. öykü boyunca Zembul'un Yahudi yakınlarının ve hamileliğinin verdiği baskı babasının ölümünden sonra Bilal'in topuğundan giren bir iğneyle -ki insanoğlunun en zayıf yeri olması enteresandır- paralel olarak tasvir edilmiş. Bu iğne kalbine ilerleyecek ve onu öldürecektir. doğan bebek ise Verdul/Ferdi adını alır. Böylece öykünün en başında ağabeyi İsrail'in Zembul'e hesap sorarken Zembul'ün verdiği yanıt gerçekleşir. Öykünün başındaki bir noktaya dikkat etmek gerekir: "Zembul Allahanati loğusa yatağındaydı ve oğlu 40 günlüktü...ve dedi - dinle ağabeyim, kalk git, akrabalarımıza haber ver, beni almaya gelmesinler, söz ver ki, beni Yahudi Mezarlığı'na koymayacaksınız. Bana
Yanık SaraylarSevim Burak · Yapı Kredi Yayınları · 20181,013 okunma