Birkaç büyük ölçekli bölgesel güç (Hindistan veya Brezilya gibi) dışında, gelişmekte olan ülkelerin ezici çoğunluğu bu yeni sömürgecilik dalgasına karşı tek başlarına veri egemenliği kurabilecek kurumsal, finansal ve teknolojik kapasiteden büyük ölçüde mahrum. Dijital dünyada egemenlik, sadece ülke sınırları içine birkaç sunucu (server) binası dikip "verilerimiz burada duruyor" demekle kurulamaz. Dijital bağımsızlık, en alttaki donanımdan en üstteki yazılıma kadar uzanan devasa bir dikey yığın kontrolü gerektirir. En altta yarı iletkenler (mikroçipler) ve bunu üreten litografi makineleri var (Hollanda-ASML, Tayvan-TSMC tekeli). Onun üstünde bu çipleri çalıştıracak devasa veri merkezleri ve bulut (cloud) altyapısı var. Onun üstünde ham veriyi işleyecek büyük dil modelleri (LLM) ve yapay zeka algoritmaları var. Küresel Güney'deki bir devlet, bu yığının en üstündeki birkaç yazılımı yasaklasa bile, en alttaki donanım ve bulut mimarisinde ABD (Silicon Valley) veya Çin (Shenzhen) eksenine göbekten bağlıdır. Bu katmanların her birini sıfırdan inşa etmek trilyonlarca dolarlık sermaye, yetişmiş insan gücü ve on yıllarca sürecek bir ekosistem inşası gerektirir ki gelişmekte olan ülkelerin bütçe dengeleri buna izin vermez. Küresel Güney ülkeleri, tıpkı Soğuk Savaş dönemindeki askeri ittifaklar gibi, bugün de dijital bir kutuplaşmanın ortasında pazarlık yapmak zorundadır. Önlerinde iki baskın şablon var ve ikisi de yapısal bağımlılık üretiyor. Amerikan Modeli (Yazılım ve Platform Hegemonyası): Tüketici odaklıdır. Google, Microsoft, Meta ve AWS gibi devler üzerinden Küresel Güney’in pazarını ve dikkatini ele geçirir. Veriyi serbest piyasa ve inovasyon söylemiyle dışarı çeker. Çin Modeli (Altyapı ve Donanım Hegemonyası): Çin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Afrika ve Asya
1000Kitap
"Gördüğünüz fotoğraf 1978'in 1 Mayıs'ından. Aziz Nesin ve dostları göğüslerini gere gere yürüyorlar. Kolay değil, değil, 1977 kanlı 1 Mayıs'ından hemen sonraki yıl, kelle koltukta gezildiği zamanlar... Aziz Nesin bir düşün adamı, bir edebiyatçı, ama aynı zamanda eylemci bir halk adamı. Hele halkının acı çektiğini, dara düştüğünü görsün, o kısacık adam devleşir bir anda ve en ön saflarda bulursunuz onu. Bir yazısında şöyle der, "Herkes korkusuz olduğumu sanır ama öyle değil, ben de insanım, her insan gibi ben de korkarım. Ölümden de korkarım. Ama böyle zamanlarda, bir şey yapmam gerek duygusu korkumun önüne geçer ve tüm korkularıma rağmen eyleme geçerim" diyor. 1980'lerde 1 Mayıslar yasak. Sadece yürüyüşü değil, neredeyse sözünü etmek bile yasak. Aziz Nesin durur mu? Her zamanki pratik zekasıyla, "Bahçemde kutlayacağım, ona da karışacak değilsiniz ya!" diyor... Kimler katılmadı ki o 1 Mayıslara? Ruhi Su, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Mehmet Ali Aybar, Mina Urgan, Tan Oral, Gülriz Sururi, İlhan Selçuk, Server Tanilli ve daha niceleri. Çocukluğumda o insanlara hayranlıkla bakarken yemek yemeği unuttuğumu bilirim."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Fiziksel sınırların (kütüphane mesafesi, stok sorunu, baskının tükenmesi) ortadan kalkması, bilginin akışkanlığını daha önce hiç olmadığı kadar artıracak. Dünyanın en ücra köşesindeki bir birey ile bir metropolün merkezindeki araştırmacı, aynı veri tabanına aynı saniyede ulaşabilecek. Bu, sadece bir kitabın içeriğine ulaşmak değil; aynı zamanda binlerce sayfalık metin içinde saniyeler içinde anahtar kelime taraması yapabilmek, atıfları takip etmek ve disiplinler arası bağlantıları anında kurabilmek demektir. Dijital kitaplar statik değildir. Bir metin üzerinde yapılan güncellemeler, eklenen yeni bilimsel veriler veya interaktif sözlükler, okuyucunun elindeki nüshayı anında zenginleştirebilir. Özellikle teknik alanlarda, fiziksel baskının "eskime" riski tamamen ortadan kalkar. Önümüzdeki 10 yıllık süreç tamamlandığında, insanlığın tüm entelektüel birikimi sunucularda (server) saklanıyor olacak. Bu durum, bilgiye erişimi inanılmaz kolaylaştırsa da, beraberinde yeni bir soruyu getiriyor: Dijital mülkiyet. Bugün bir kitabı fiziksel olarak aldığınızda ona tamamen sahip olursunuz, ancak dijitalde genellikle sadece bir "erişim lisansı" satın alınmış olunuyor.
Alıntı
Neylerem dünyayı, neylerem malı? Neylerem keşmiri, neylerem şalı? Ben divâne oldum aşkın pâmâli, Server-i Hübâ’nın bir gedâsıyım. Mir Hamza NîgarîMir Hamza Nîgarî
Alıntı
KUR’AN NEDİR? MUSHAF NEDİR?
Baştan söyleyeyim: — "Elimdeki kitaba bir şey olursa dinim elden gider" sananlara, kağıdı putlaştıranlara bir çift sözüm var: Korkma... Panik de yapma! Çünkü: ➤ Mushaf fânidir, Kur’an bâkidir! Çünkü Kur'an: — Mushaf gibi kağıt değildir; sestir, mesajdır, manadır. Çünkü ​Kur’an; — Hafızların dilinde — Müminlerin kalbinde (Şuara 194) — İlim ehlinin göğsündedir. ➤ "Hayır, o (Kur'ân), kendilerine ilim verilenlerin sînelerinde/gönüllerinde yer eden apaçık âyetlerdir..." (Ankebut 49) ​Kur’an’a kimse dokunamaz. Onu kimse yırtamaz, Onu kimse yok edemez! Çünkü o, Allah’ın bizzat koruma altına aldığı ➤ "Yazılı olmayan ama yazıyla da bize ulaşan" ezeli kelamdır. (Hicr 9)
📕 Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (asm)'ın Tarif ve Tavsifatı 👇 Samet Yahya Bal 📕 Risale-i Nur Hz. Peygamber (asm)'ı anlamak ve tanımak için okunacak müstesna eserlerden biridir. Zira O Zat-ı Mübarek (asm)'ı birçok farklı açıdan ve yönden ele alarak sıfatlarını detaylıca ele almıştır. İşte onu tarif eden, tespit edilebilen 185 Sıfat 👇 📍Elif Sümeyra Korkulu hanımefendinin ellerine sağlık bu hususu bir yükseklisans tezinde ele almış ben de oradan bu listeyi süzdürdüm. 1. Muhammed 2. Muhammedü'l- Emîn 3. Muhammed-i Arabî 4. Muhammed-i Kureyşi 5. Muhammed-i Hâşimî 6. Nebiyy-i Kureyşi 7. Nebiyy-i Hâşimî 8. Ahmed 9. Mahmud 10. Mustafa 11. Mahi 12. Haşir 13. Akib 14. Şahid-i Sadık 15. Bürhan-ı Nâtık 16. Seyyidü'l-Enbiya 17. Seyyidü'l-Mürselîn
1000Kitap