Stefan Zweig 'in olağanüstü yaratıcılığı ve üstün haklılığı yine eserinde bizi büyülüyor. Olağanüstü Bir Gece'ni ilk başlarda tıkanarak okudum neredeyse. Bana şu kadarcık kitap o kadar ağır geldi ki... Ama sonlara doğru o kadar büyük bir duygu bilincine vardım ki. Zweig'in yazıları bakış açımı değiştirmekle kalmadı beraberinde duygularımı da altüst etti sanki!
Olağanüstü Bir Gece hakkında söylenecek o kadar çok söz ve o kadar suskunluk var ki...
Başka bir şey söylemeyeceğim. Sizi kitapla baş başa bırakıyorum. Hala okumayan varsa inanın bana çok şey kaçırıyorsunuz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar...
Farklı hisseden, farklı hassasiyetlere sahip
ve farkmdahğı güçlenmiş başka bir insan haline geldiğimi biliyorum. Daha iyi bir insan olduğumu iddia edecek cesaretim yok elbette, ama daha mutlu bir insan olduğumu biliyorum, çünkü o buz gibi donuk hayatım için yeni bir anlam buldum, yaşamın kendisinden başka bir sözcükle açıklayamayacağım bir anlam.
Binlerini sevindirmenin ve bundan sevinç duymanın ne kadar kolay olduğunu hissediyordum: İnsanın kendini açması yeterliydi, insandan insana canlı bir akış başlıyordu hemen, yükseklerden derinlere iniyor, derinlerden tekrar sonsuzluğa yükseliyordu.
Etrafımı saran karanlık ağaçlar bana fısıldıyordu ve ben onları seviyordum. Yıldızlar yukarıda pırıldıyor ve ben onların aydınlık selamlarını soluyordum. Bir yerlerde söylenen şarkıları işitiyor ve benim için söylendiklerini düşünüyordum.