“Ağlama be! Ağlama be!”
Eskici başka söz bulamamıştı. bunu işiten çocuk hıçkıra hıçkıra, katıla katıla ağlamaktadır; bir daha Türkçe konuşacak adam bulamıyacağına ağlamaktadır.
“Ağlama diyorum sana! Ağlama!”
Bunları derken onun da katı, nasırlanmış yüreği yumuşamış, şişmişti.