Katilin kim olduğunu öğrenmek istemiyorsanız lütfen okumayın.
Agatha Christie okuduğum her kitabında kurgusuyla, diliyle ve zekasıyla beni büyülüyor.
Kitaba başlarken Agatha Christie’nin ilk defa birinci kişili anlatımlı (hep üçüncü kişiden kitaplarını okumuştum) bir kitabını okuyacağımı düşünmüştüm. Tahmin etmediğim şey ise ilk defa katilin ağzından bir kitap okuyacağımdı.
Öncelikle, anlatıcı karaktere güvenmiştim. Tüm hikayeyi Dr. Sheppard’dan okuduğumuz için onun hakkında her şeyi bileceğimizi düşünmüştüm ve katil olma olasılığını direkt elemiştim. Fakat durum böyle değilmiş. Sona yaklaştığımızda Poirot’nun yardımıyla bu ihtimali göz önünde bulundurmaya başladım ama hala beni ikna etmeyen bir şey vardı: Motivasyonu neydi? Meğersem kitapta bahsedilen başka bir gizemin de sorumlusu oymuş.
Poirot beni zekasıyla her zaman şaşırtmayı başarıyor. Değişik huyları olan bir adam olsa da içten içe ona hayran olmamak elde değil.
Son olarak, açıkçası en sevdiğim bölüm Dr. Sheppard’ın sonunda içten bir şekilde, Poirot’nun da dediği gibi “ketum” davranmadan yazdığı tek bölüm olan 4.5 sayfacık son bölüm oldu.
“Notlarım için tuhaf bir son. Bunun günün birinde Poirot'nun ender başarısızlık öykülerinden biri olarak yayımlanacağını ummuştum! Kaderin cilvesi, olaylar çok farklı gelişti.”
İyi ki okudum dediğim bir kitap.
Ve unutmayın ki Poirot gerçeği her zaman ortaya çıkarır.