Allah Teâlâ’dan Başkasına Nida Etmenin Kısımlarının Açıklanması ​Bil ki! Allah Teâlâ’dan başkasına yapılan nida (sesleniş) beş kısımdır: ​ Bir peygambere veya ondan başkasına keşif yoluyla (manevi bir müşahede ile) seslenmek; bu caizdir. ​ Meleklerin, o selamı kendisine ulaştıracağına inanarak, özellikle salat ve selam lafızlarıyla nida etmek; bu caizdir. ​"Allah Teâlâ’nın bu seslenişi ona ulaştırması mümkündür" şeklindeki bir zan üzerine seslenmek; bu durum şirk şüphesi/vehmi uyandırır. ​ Kişinin, ona duyduğu aşırı aşk ve sevgiden ötürü, onu karşısında hazır ve kendisine hitap edilen bir konumda varsayarak (gıyabında) seslenmesi; bu, şirk şüphesi uyandırmaz, bilakis (edebiyatta ve gelenekte) bilinen ve uygulanan bir durumdur. ​Seslenilen varlığın gaybı bildiği veya her şeyi kuşatan (küllî) bir ilme sahip olduğu inancıyla nida etmek; işte bu, apaçık bir şirktir. Şirk ve bidat ehlinin adetlerinden/sembollerinden kaçınmak vaciptir. Çünkü her şeyi kuşatan (küllî), kendinden olan (zatî) ve mutlak daimi olan ilim, yalnızca Allah Teâlâ’ya mahsustur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları O'ndan başkası bilmez." (En'âm, 59). ​İmam Buhârî (r.h.) de senediyle Hz. Peygamber’in {s.a.v.}) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Gaybın anahtarları beştir, onları Allah'tan başkası bilmez: 'Şüphesiz kıyamet saatinin bilgisi Allah katındadır. Yağmuru O indirir, rahimlerde olanı O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Ve hiçbir kimse hangi toprakta öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.' (Lokmân, 34)"
İnsana Sesleniş
Ey insan hayatta ki en büyük hedefin yüce Allaha layık bir kul olmak olmalıdır , İslama hizmet etmek olmalıdır bugünler yarınlar hepsi palavra ölüp gideceksin yüce Allahın huzuruna başı dikk hz muhammedin övünç duyacağı bir kull olarak gitmek olmalıdır. başını yere korkmadan bırakmak mı yoksa ben şimdi nasıl hesap vereceğim mi , şimdi anlamazsın bunun kıymetini ama bunun hüznünü ölümün nefesi ensene değince kavrayacaksın.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Beyazıt Devlet Kütüphanesi
Kışın çok soğuk. Kalorifer sitemi mi bozukmuş ne. Montla üşüdüm bir de. Hatta ağzımı tişörtümden içeri soğup 2 saat boyunca kendime hohladım ısınayım diye. Yine de 2 saat kitap okuyup bir hafta hasta yattım. (Belki de benim vücudum tırttır tabi.) Yine de yazlık bir kütüphane bence. Yazın serin olur diye tahmın ediyorum. Kendime sesleniş: Üsütmek pahasına kütüphanede kitap okuma konusunda diretmek biraz şov.
Alıntı
Kuran’daki birçok duanın "ya rabbi" (يا رب) yerine sadece "rabbi" (ربّ) şeklinde nida edilerek başlamasının çok ince bir detayı vardır. Arapçada "يا" harfi, birine seslenmek için kullanılır. bu sesleniş çoğunlukla uzakta olana hitap etme anlamı taşır. mesela: يا محمد = ey muhammed يا رب = ey rabbim fakat kur'an'daki birçok duada "يا" kullanılmadan doğrudan şu şekilde hitap edilir: ربِّ اغفر لي = rabbim, beni bağışla ربِّ ابنِ لي عندك بيتًا في الجنة = rabbim, bana katında cennette bir ev yap bununla ilgili müfessirler şöyle bir yorum yapmıştır: kul allah'a dua ederken o'na uzak birine seslenir gibi seslenmez, çünkü allah, kuluna şah damarından daha yakındır. bu yüzden allah subhanehu ve teala kitabında duayı doğrudan "rabbim" diyerek başlatır..
Kimi filozofların adı çok sık anılır, gelgelelim yapıtları ve etkileri ortada yoktur. Kimisinin de adı sanı bilinmez ama felsefenin ve hayatın her alanında yanı başımızdadır. Çağdaş Fransız felsefesinin gölgede kalan düşünürü Ponty görsel sanatları, nörolojiyi, psikanalizi, Gestalt psikolojiyi, edebiyatı, gösteri sanatlarını, sinemayı, doğa bilimlerini, toplum bilimlerini, hatta futbolu derinden etkileyen çalışmalar yaptı. Kökleri Montaigne, Pascal, Descar-çtes; dalları, meyveleri Sartre, Heidegger, Bergson, Freud ile uzadı. Savaşların, çatışmaların, kavgaların kan gölüne çevirdiği dünyaya seslenişi vardı hep Ponty'nin. Eve geldiğinde kendisine âdeta yapışıp duran ve birlikte oyun oynamak isteyen çocuğuna, oyalanması için parçalara ayırdığı dünya haritasını uzatıp "Bunu düzelt!" diyen Ponty'nin elinden parçaları alan çocuk hemen geri geldi. Şaşkın Ponty sordu: "Nasıl yaptın?" Çocuk: "Paramparça haritanın arkasında insan resmi olduğunu gördüm. İnsanı düzeltince dünya da düzeldi." yanıtı verdi. İnsanın zihni temizlenmeden, düzeltilmeden dünya temizlenebilir, düzeltilebilir mi? Dünyayı bu hâle getiren insan zihni değil mi? Dünyayı düzeltmenin yolunun aydınlanmadan yani insanı düzeltmeden geçtiğini o gün anladı Ponty. İşte bu olayın üzerine dünyaya sesleniş başladı Ponty'de.
Alıntı
SESLENİŞ
Buradan içimizi daraltan teorisyenlere, TDK görevi gören iç bunaltan düzelticilere, İlahiyat mezunu fetva üreticilerine, psikolojik danışmanları bol olan PDR mezunlarına , ne zaman evleneceksin sorusunu soran akrabalarıma, şiir kitabı okumayan ve internette “ Aşk şiirleri” diye aratanlara, gönderileri okumadan beğenenlere seslenmek istiyorum. Biraz susun rahatlayın “ ümidimizi sabote etmeyin, sevincimizi misillemeyin, halay çekmeyi bilmiyorsanız, buna düğünümüzü bahane etmeyin! bize ne gelin ile damadın istikbalinden, sevmişler işte birbirlerini!” Alper Gencer Not : liste uzardı ama biraz fazla uzardı