Sessizimza

"Aşk," demişti Hannah Arendt, "ortalıkta gösterildiği an, solmaya ve ölmeye yüz tutar."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İnsanın sessizce yaşayacağı bir histir keder, içe doğru derinleşme sağlayan, insanı manevi yönden olgunlaştıran, dünyanın kırılganlığını ve geçiciliğini duyuran bir his. Kederin artık ilerlemiş bir boyutu olarak değerlendirebileceğimiz depresyon, bir sosyoloğun betimlemesiyle, "kendi olma yorgunluğu"dur. İnsan bazen kendisi olmaktan yorulup ümitsizliğe düşebilir. Ama bu sürecin sonunda kendisini zenginleştirebilecek bir tecrübe edinir, hayata dair bir bilgi devşirir buradan. İnsanın iç dünyası mahremdir, oraya herkes elini kolunu sallayarak giremez; kırılganlık ve üzüntüler, gösteri programlarına meze yapılamaz."
"Oysa kedere sessizce de katlanabilir insan. Hayatın keder ve sevinçleriyle bizi usul usul büyütmesine izin vermek gerekir. Çok eski zamanlardan bir bilge, "Sana çok şeyler öğretecek acıya," demişti, "hoş geldin de..." Bir başka bilge Schopenhauer, hayatta rotamızı şaşırmamak için her zaman belli bir miktar endişe, keder ve yokluğa ihtiyaç duyduğumuzu söylemişti."
"Günümüzün “Aç kendini!" toplumunda, yaralarımızı göstermemiz, o yaraları da bir "başarı öyküsüne dönüştürmemiz bekleniyor. Gönül burukluğunu dahi pazarlayabilen bir iktisat karşısındayız.
"Gökteki buluttan yerdeki ota, cemal tecellileriyle her an dünyayı yeniden donatan Rabbimizin eseri olan doğa bir gün bile karşımıza pasaklı çıkmaz. Yapraklarını dökerken ayrı güzeldir, baharda yeşerirken ayrı. En az yemyeşil dağları kadar güzeldir kupkuru çölleri. O özenli yapının bir parçası olan insanın kendine bak ması, yaratana hürmet, yaratılana hizmet demektir."