Şuna inanıyorum ki bir yazarın tüm fikirlerini benimsemek zorunda değiliz. Her düşüncesine katılmak zorunda da değiliz. Okuduğumuz her kitaptan ruhumuza dokunan, bizi iyileştirecek yönleri keşfedebilirsek yeterince faydalanmış olabileceğimizi düşünüyorum.
Nihan Kaya’nın bu kitabıyla ilgili sonsuz eleştiri yapılmış. Haklı olunan noktalar var tabiki, bazı eleştirilere katılıyorum. Çok fazla alıntı yapılmış; alıntıların içeriği tabiki anlamlı ve konuyla ilgili ancak bir yerden sonra beni rahatsız etti diyebilirim. Ben Nihan Kaya’yı okumak istiyorum çünkü.
Yer yer kendi kitaplarının tanıtımını yaptığını farkettim. Buna gerek olmadığını düşünüyorum. Sıkı bir takipçi sevdiği yazarın tüm kitaplarını en kısa sürede temin eder zaten. Bunun yanında feminist görüşlerini yoğun bir şekilde hissediyoruz. Hak verdiğim yerler gerçekten çok fazlaydı. Ancak bana fazla gelen detaylar da mevcuttu. Kadının birçok toplumda değişmesi zor olan bir düzen ve kültür karşısında yaşadığının farkındayım. Sorgulama fırsatı bulmadan kendimizi bu düzenin bir parçası olarak görüyor ve sessizce boyun eğiyoruz. Ancak Türk kızları için saray hizmetçisi benzetmesini hoş karşılamıyorum. Gelinin, eşinin ailesi tarafından bir nesne olarak görüldüğü konusuna da katılmıyorum. Kadından ev işi bekleme konusundaki eleştirilerine hak veriyor ancak bu beklentiyi hiçbir zaman dayak, tecavüz, cinayet, şiddet kapsamında değerlendirmiyorum. Bu benzetmelerin ağır olduğunu düşünüyorum. Türk kültüründe, örf adetlerimizde yemek kıymetlidir. Sofrada birliktelik önemlidir. Ancak yemeği bir ayin, tapınak olarak, kadını da hizmetçi olarak görmek de kırıcı tabirlerdi. Sevgili Nihan Kaya bir avuç fındıkla, haşlanmış patatesle doyabilir ancak bu benim için ve yemeyi seven toplumumuz için çok mümkün değil. :)
Nihan Kaya’nın bu