ben iki kere kralım ve iki kere mahkumum... bıktım usandım bu işten artık. önce saç, sonra fasülye. eğer ölüm beni istiyorsa, solgun atına binsin de gelsin. ağzında küller, kasığında buzlarla. elinde orağını çevirsin, korkunç sesler çıkartsın. kendi dikilsin karşıma. bana saç gibi, koyun götlü köylü karılarının pişirdiği şekerlemelerin içine tıkılmış boktan bir fasülye tanesi gibi şeyler yollamasın. belki o zaman bile gitmezdim. doğrusunu istersen, bu ölümün davranış biçimini hiç beğenmiyorum.
kimse aynı anda iki değişik duygunun var olamayacağını düşünmesin. sürekli bütün duygularımız birbiriyle çeliştiği ve birbirini alt etmeye çalıştığı için yaşayabiliyoruz.
bak, görüyor musun, derdi aşkla dolu o ilk zamanlarda, her saçma güzelliği, deliliği paylaştıkları, paylaştıklarını zannettikleri o günlerde. ki aslına bakarsanız, bu tür bir paylaşma olanaksızdır. zamanı, güzel, coşku verici bir dönemi, bir nesneyi -bir gülün güzelliğini- paylaşmak olanaksızdır. kişi bu güzelliği yalnız yaşar. yanındaki de ayrı bir kişi olmakla birlikte, o da bunu yalnız yaşamakla mecburdur.