Bir gün bütün düşüncesini piyango kazanma hayali sardı. Piyango çıkarsa francala alacağını hayal ederdi. Hamdi sayesinde piyango bileti aldı. Olan oldu piyango Ahmet'e çıktı. Ondan sonra Ahmet francala mı ekmek mi diye? Düşünmekten kafayı yedi…
Masumiyet Müzesi’nde Kemal’in yaptıkları başta bana da yanlış ve bencilce geliyordu; özellikle Sibel’e yapılan haksızlık çok açık. Füsun’un da Kemal’in hayatında biri olduğunu bilmesine rağmen ilişkiye girmesi etik olarak sorunlu. Ama kitabın sonuna gelince Kemal’i takıntılıdan çok, içinde yaşayan bir aşkla baş etmeye çalışan biri olarak görüyorum. Çünkü takıntılı biri zarar verir; Kemal ise Füsun’a değil, en çok kendine zarar veriyor. Onu rahatsız etmiyor, zorlamıyor; sadece hatıralarıyla yaşıyor ve sevgisini nesnelerde saklıyor. Kitabı bitirip müzeyi gezince, Kemal’in duygusunun saplantıdan çok sessiz, içe dönük ve kayıp bir aşk olduğunu daha iyi anladım.
Ve o cümle her şeyi özetliyor:
“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum…”
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma