bu incelemede yazdıklarım eser hakkındaki kendi düşüncelerim ve çıkarımlarımdır, alegorik bir eser olduğu için okuyan herkesin kendine göre farklı anlamlar çıkarması çok doğaldır. bunu ilk baştan belirtmek istedim
kitapta vladimir ve estragon adında iki adamın zaman ve mekanın belirtilmediği, etrafta sadece kuru bir ağacın olduğunu bildiğimiz bir yerde 2 gün boyunca godot adında birini bekleyişlerini okuyoruz. vladimir ve estragon godot'nun gelişini beklerken sürekli sıkılırlar ve zaman geçsin diye de türlü şeyler denerler ve bu bekleyişleri sırasında da farklı kişilerle karşılaşırlar. bunlardan ilki efendi pozzo ve köle lucky'dir. pozzo, lucky'nin boynuna geçirilmiş bir ipin diğer ucunda, lucky'nin arkasında, lucky'e emir vererek onu kendi keyfine göre yönlendiren efendi; lucky ise yükten sırtı kamburlaşmış, efendisinden deli gibi korkan, sessiz, itaatkar köle. vladimir ve estragon bu ikiliyi görünce önce çok şaşırırlar ve vladimir pozzo'nun bu yaptığının insafsızlık olduğunu, lucky gibi yaşlı ve sadık bir hizmetkara bu şekilde davranmanın insanlık dışı olduğunu pozzo'ya söyler. pozzo ise ilk önce kendini acındırarak lucky'e artık katlanamadığını, lucky'nin çok değiştiğini, eskiden iyi biriyken şimdi çekilmez biri olup pozzo'ya hep sıkıntı verdiğini söylemesi üzerine vladimir'in lucky'e, pozzo gibi iyi bir efendiye bunları nasıl yaptığını, bunun insafsızlık olduğunu söylemesinden sonra da pozzo'nun öyle bir şey olmadığını, yalan söyledim hiç acı çektirilecek bir adam mıyım ben demesi üzerine de sohbetlerine kaldıkları yerden devam ederler. vladimir ve estragon'un bu bekleyiş sırasında çok sıkıldıklarını söylemeleri üzerine de pozzo lucky'e dans, sesli düşünme gibi şeyler yaptırır fakat bu da pek etkili olmaz çünkü lucky sesli düşünürken bir anlamı varmış gibi görünüp