sevda düken

sevda düken
@sevdaduken
burayı dijital kayıt defterim olarak kullanıyorum
Coğrafya kaderdir
10/10
·664 syf.··
2025 82. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2025 22:51
ilk yayın tarihi 1997 olan bu kitapta jared diamond'ın coğrafya, tarih, biyoloji, antropoloji ve birçok disiplini birleştirerek insanlık tarihinin ve insanlar arası farkların biyolojik farklardan değil, çevresel şartlardan dolayı oluştuğunu ve bu farkların günümüze kadar nasıl ulaştığını açıkladığı, bilimsel verilere ve akıl yürütmelere dayanarak oluşturduğu düşüncelerinin kapsamlı bir analizini okuyoruz. kitap toplamda 20 bölüme ayrılmış ve bu bölümler de 4 kısımda incelenmiş. bölümlere başlamadan önce "dünya'nın türkiye'ye borcu" ve "yali'nin sorusu" başlıklı iki giriş metnini görüyoruz. farklı ülkeler için özel olarak oluşturulan ve bizim ülkemiz için de kısa bir tarihsel değerlendirme niteliğinde olan bu giriş metninde türkiye’nin coğrafi konumunun insanlık tarihindeki tarımsal devrimin beşiği olarak öne çıktığını; yani bugünkü uygarlıkların temelinde anadolu’nun sunduğu çevresel avantajların payı olduğunu görüyoruz. sonraki "yali'nin sorusu" adlı giriş metninde ise yeni gine'li yerli siyasetçi yali'nin "neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var, bunları yeni gine'ye neden getirdiniz ve biz siyahların kendi kargosu neden bu kadar az?" (sf.3) sorusuna kapsamlı bir yanıt verebilmek için bu kitabı yazdığını söyler. bu sorunun cevabının temelinde yatan nedenlerin ırksal ya da zeka farklılıklarından değil, coğrafi ve çevresel koşullardan kaynakladığını ilerleyen bölümlerde detaylıca anlatır. birinci kısmın "başlangıç çizgisine kadar" adlı ilk bölümünde homo sapiens'in australopithecus'tan evrimleşip bilinç kazanmaya başladığı dönemle başlayıp afrika'dan çıkıp tüm kıtalara yayılarak gittiği her kıtada büyük çevresel değişiklikler yapmasıyla (örneğin avustralya ve amerika'nın doğal mega-faunasının büyük kısmını yok etmesi) devam ettiği ve insan topluluklarının
Tüfek, Mikrop ve ÇelikJared Diamond · Pegasus Yayınları · 20189,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
tanrı'yı beklerken
10/10
·134 syf.··
2025 61. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 21:02
bu incelemede yazdıklarım eser hakkındaki kendi düşüncelerim ve çıkarımlarımdır, alegorik bir eser olduğu için okuyan herkesin kendine göre farklı anlamlar çıkarması çok doğaldır. bunu ilk baştan belirtmek istedim kitapta vladimir ve estragon adında iki adamın zaman ve mekanın belirtilmediği, etrafta sadece kuru bir ağacın olduğunu bildiğimiz bir yerde 2 gün boyunca godot adında birini bekleyişlerini okuyoruz. vladimir ve estragon godot'nun gelişini beklerken sürekli sıkılırlar ve zaman geçsin diye de türlü şeyler denerler ve bu bekleyişleri sırasında da farklı kişilerle karşılaşırlar. bunlardan ilki efendi pozzo ve köle lucky'dir. pozzo, lucky'nin boynuna geçirilmiş bir ipin diğer ucunda, lucky'nin arkasında, lucky'e emir vererek onu kendi keyfine göre yönlendiren efendi; lucky ise yükten sırtı kamburlaşmış, efendisinden deli gibi korkan, sessiz, itaatkar köle. vladimir ve estragon bu ikiliyi görünce önce çok şaşırırlar ve vladimir pozzo'nun bu yaptığının insafsızlık olduğunu, lucky gibi yaşlı ve sadık bir hizmetkara bu şekilde davranmanın insanlık dışı olduğunu pozzo'ya söyler. pozzo ise ilk önce kendini acındırarak lucky'e artık katlanamadığını, lucky'nin çok değiştiğini, eskiden iyi biriyken şimdi çekilmez biri olup pozzo'ya hep sıkıntı verdiğini söylemesi üzerine vladimir'in lucky'e, pozzo gibi iyi bir efendiye bunları nasıl yaptığını, bunun insafsızlık olduğunu söylemesinden sonra da pozzo'nun öyle bir şey olmadığını, yalan söyledim hiç acı çektirilecek bir adam mıyım ben demesi üzerine de sohbetlerine kaldıkları yerden devam ederler. vladimir ve estragon'un bu bekleyiş sırasında çok sıkıldıklarını söylemeleri üzerine de pozzo lucky'e dans, sesli düşünme gibi şeyler yaptırır fakat bu da pek etkili olmaz çünkü lucky sesli düşünürken bir anlamı varmış gibi görünüp
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınları · 202110,1bin okunma
her kör toplum ölümü tadacaktır
10/10
·331 syf.··
2025 50. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2025 02:55
kitapta bir gün arabasının içinde trafik ışıklarının yeşile dönmesini beklerken aniden kör olan bir adamın onu evine götürmek için gönüllü olan ve aslında hırsız olan başka bir adamın da kör olan adamı evine bıraktıktan sonra kör adamın arabasını çalması ve çaldığı arabanın içinde tıpkı ilk kör olan adam gibi körleşmesi, ilk kör olan adamın bu bilinmeyen körlüğün nedenini ve tedavisi olup olmadığını öğrenebilmek için karısıyla birlikte göz doktoruna gittikleri gün ilk kör olan adamın bulaşıcı körlüğünün hem muayene edilmeyi bekleyen hastalara hem de göz doktoruna bulaşması sonucunda körlük felaketinin yavaşça yayılması ve göz doktorunun kör olduktan sonra sağlık bakanlığına haber vererek şimdiye kadar en az 6-7 kişiye bulaşmış olan körlük salgının ciddi boyutlara ulaşmadan önlemler alınması gerektiğini söylemesiyle de yetkililerin hastalığın daha fazla bulaşmasını önlemek amacıyla kör olmuş veya kör olan kişilerle temas veya yan yana bulunma sonucu kör olma riski taşıyan insanları şimdilik işlerini görebilecek kadar yeterli kapasitede ve en mantıklı çözüm olduğunda karar kıldıkları bir akıl hastanesine kapatıp her türlü ihtiyaçlarıyla ilgileneceklerini söylemeleri, günler geçtikçe akıl hastanesindeki körleri ve körlük bulaşmış olanları adeta orada ölüme terk etmeleri ve akıl hastanesindeki körlük bulaşmayan dolayısıyla gözleri gören tek kişi olan göz doktorunun karısının durumu tek başına idare etmeye çalışıp karmaşayı düzenleme çabasına rağmen akıl hastanesinin gerçekten de bir deliler güruhuna dönüşmesi, körlük vakalarının artıp körlerin bu akıl hastanesine geldikçe koğuşların tıka basa dolması ve hem körlüğün getirdiği hem de yaşanan yerdeki koşullar dolayısıyla gün geçtikçe ahlaksızlaşıp hayvanileşen körlerden 20 erkeğin akıl hastanesinin sol kanadındaki koğuşta
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,9bin okunma
her şey zehirdir, mühim olan dozudur
7/10
·200 syf.··
2025 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2025 23:31
kitabı yaklaşık 2 sene önce okumuştum, birkaç gün önce kitaba bu kadar düşük bir puan vermemin nedeni gerçekten de kötü bir kitap olması mı diye düşünüp tekrar okumaya başladım ve şunu fark ettim; kitabı sürekli geçiştirerek okumuşum, pek fazla dikkate almamışım. sebebi de basit: çünkü bir kişisel gelişim kitabı. 2 sene önce bu kitabı okurken anlatılan şeyleri kişisel gelişim klişeleri olarak yorumladığım için kitabı fazla yüzeysel ve sıradan bulup beğenmemiştim. tekrar okuyunca fark ettim ki bu kitap alışık olduğumuz tarzda/sıradan bir kişisel gelişim kitabı değil aslında. okuyucunun egosunu şişirmekten başka bir vasfı olmayan, suçu her zaman başkalarında aramamızı söyleyen, sanki biz hiçbir iradesi olmayan akılsız varlıklarmışız da bütün sorunlar bu yüzden başımıza geliyormuş gibi düşündürüp sürekli aynı şeyleri papağan gibi tekrarlayan sıradan kişisel gelişim kitaplarının aksine bu kitap suçun başkalarında değil bizde olduğunu, her ne kadar başkaları tarafından başımıza kötü şeyler gelse de bu kötü olaylarla başa çıkmanın sorumluluğunun tamamen bizde olduğunu bize anlaşılır bir dille anlatıyor. adından da anlaşılacağı üzere kitabın konusu kafaya takmamayı başarmak üzerine. fakat yazarın da belirttiği gibi bu kafaya takmama öğretisi her şeye karşı bir kayıtsızlık değil, yalnızca bizim için önemi olan şeyleri kafaya takmamızı öğütler. kitap dünyadaki her insana hitap eden bir kitap değil tabi. örnek verecek olursam; yazar hayatı boyunca 55 farklı ülkeyi gezmiş, yapmak istediği herhangi bir şeyi yapmak için önündeki tek engel sadece kendi psikolojik sorunları olan, maddi ve manevi özgür bir amerikan vatandaşı. her insan hayatı bu şartlarda yaşayamıyor malesef ki. böyle imkanlar dahilinde bir hayat yaşayan bir insana ufak tefek şeyleri kafaya takma demekle afganistanda
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama SanatıMark Manson · Butik Yayınları · 201715,4bin okunma
İlk emir: Oku
7/10
·615 syf.··
2025 37. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2025 21:24
kitap tefsir kitabı değil yani uzun açıklamalar ve yorumlar yok kur'an'ın birebir çevirisi var sadece. her ne kadar tefsirli metinleri de okuyup o şekilde karar vermek gerekse de ben islamın kadınlara olan bakış açısını beğenmiyorum açıkçası. bazı ayetlerde açık bir şekilde kadına 2.sınıf insan muamelesi yapılıyor ve kadınlar gülüşünden giyimine kadar uyarılıyorken erkeklere bu konularda pek bir şey söylenmemiş. ben dindar bir insan değilim; örnek vererek açıklayacak olursam, mümkün olduğunca dinin güzel ahlakını örnek almaya çalışıyorum ama dinin emrettiği üzere kapanmıyorum (başörtüsü anlamında). hayatımı dine göre şekillendirmiyorum, dini hayatımın içine serpiştiriyorum. sadece bu kitabı okuyup dinle/dinlerle ilgili kesin bir karar vermek doğru olmaz, daha açıklayıcı, farklı bakış açıları sunan metinlerle de karşılaştırmalı ilerleyerek dağarcığı geliştirmek gerekir
Kur'an Meali (Cep Boy)Mehmet Okuyan · Haliç Üniversitesi Yayınları · 202373 okunma