Sevda

Sevda
Okuduklarımı unutmamak için hatırlatıcılar
Kafamda Kentsel Dönüşümler
Puan vermedi·536 syf.··
2025 30. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 15:37
Ayfer Tunç’un okuduğum 3. kitabıydı “Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi” İlk etapta kitaba odaklanmakta zorlansam da kitap ilerledikçe kişilere takılmaktan ziyade olayları küçük küçük kendi içinde değerlendirmem gerektiğini anladım. Böyle düşününce mahallede dedikoduyu çok seven bir komşu teyzeyle deyim yerindeyse “dıdısının dıdısı” hakkında konuşuyormuş gibi hissettim. Ama keyif almadığımı söylesem yalan olur :) Sayamayacağım kadar çok karakter, sayamayacağım kadar çok olay… Adeta bir Türkiye panoramasıydı diyebilirim. Elbette bu zengin kişi ve olay kadrosu içinde daha çok dikkatimi çeken karakterler de mevcuttu. Aklımda en çok yer edineni ise kişilik özellikleri yönüyle Barış Bakış oldu. Tasvirlerden yola çıkarak fiziksel özellikleriyle Barış Bakış adeta zihnimde bir Kıvanç Tatlıtuğ, bir Brad Pitt gibi yer etti. Tüm bu özelliklerin yanında kitabı okurken aklımda hep “Bu kadar kişi ve olay nereye bağlanacak da kitap son bulacak?” diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım. Kitabın sonuna geldiğimde sorumun cevabını gayet güzel bir şekilde aldım. Ayfer Tunç’un kaleminin kuvvetini sonda çok daha net bir şekilde gördüm ve etkilendim. Kısacası bu kitap başlarda dahil olmakta zorlasa da sonrasında beni olayların içine çekti. Tüm bu hengamenin içinde kafamda bir şarkıyla bu kitabı eşleştirmesem olmazdı: Nil Karaibrahimgil-Gitme Yoksa
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,5bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
ikilemlerden bir demet
10/10
·1062 syf.··
2025 12. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 15:20
Üç kez başlayıp yarısına gelmeden bıraktığım bu şaheseri sonunda bitirebilmenin mutluluğuyla aklımda kalanları, beni etkileyen kısımları yazmak istiyorum. Bu inceleme bol miktarda spoiler
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,4bin okunma
İçe dönüş
Puan vermedi·540 syf.··
2025 2. kitabı
Sylvia Plath her zaman hayat hikâyesi ve intiharıyla dikkatimi en çok çeken sanatçılardan biri olmuştu. Bu kitap Sylvia Plath’e dair kafamda oluşan sorulara tek tek cevap verdi. Kitap, Plath’in
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi · 20141,673 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2024 21. kitabı
Kitabın üç karakter etrafında döndüğünü görüyoruz: Lord Henry, Dorian Gray ve Basil Hallward. Lord Henry; hedonistçe yaşayan, gençliği ve güzelliği önemseyen bir isimdi. Basil Hallward ise içten içe Dorian Gray’a büyük bir hayranlık -hatta aşk- duysa da insanî erdemleri önemseyen ve Dorian’a bu anlamda yol göstermeye çalışan biriydi. Kitabın ana karakteri Dorian Gray’in ise görüşlerinin Lord Henry ile Basil Hallward arasında sürekli gidip geldiğini ama güzelliğin, neşenin, kaygısızlığın kitabın büyük bir bölümünde onun daha büyük bir parçası olduğunu fark ettim. Bu kapsamdan yola çıkarak Dorian Gray’in aslında “id”i, Lord Henry’nin “ego”yu, Basil Hallward’ın ise “süperego”yu temsil ettiğini düşünüyorum. Eserin dönüm noktası Dorian Gray’ın kendisinin genç kalmasını ve portresinin zaman içinde yaşlanmasını dilemesiydi. Kitaptaki suçların ekseninde de bu durum vardı. Kitapta beni en çok etkileyen durum ise portredeki değişimin çok etkileyici bir biçimde yansıtılmış olmasıydı. Dorian’ın portreye bakarken yaşadığı gerginliği kitabı okurken hissetmedim desem yalan olur. :) Karakterlerin kendi arasındaki sohbetleri kitapta benim açımdan en keyifli ve bakış açımı genişleten kısımlardı. Bu üç karakterin kimliklerini yansıtmada da çok netti. Özetle “Ortamlarda Satılacak Bilgi”podcastini dinleyip merakla okumaya başladığım Oscar Wilde’ın bu tek romanı oldukça etkileyiciydi ve kitap boyunca Dorian Gray’in nasıl göründüğünü bana düşündürdü diyebilirim. KAUAN-Ommeltu Polku
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201898,9bin okunma
herkes evine döner
Puan vermedi·496 syf.··
2024 17. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2024 21:51
Yıllar yıllar önce Issız Adam izlerken gözlerim Alper’in Ada’ya hediye ettiği o kitaba takılmıştı: Çılgın Kalabalıktan Uzak. O günden beri hep içten içe merak etsem de okumak bugüne kısmetmiş. Öncelikle belirtmem gerekir ki bu kitap tam iflah olmaz romantikler için. Kitabı okurken birbiriyle taban tabana zıt üç erkek karakter ve sevginin farklı biçimlerini görüyoruz. İlk olarak karşımıza Gabriel Oak çıkıyor. Gabriel Oak karakteri sürekli gerçekliğini sorgulattı açıkçası. Bir karakter bu kadar kusursuz, bu kadar dürüst, sabırlı olabilir mi? Oluyormuş. Karakterin kişilik özelliklerine, sevgisini yaşayış biçimine hayran kaldım. Bir diğeri Boldwood. Okurken fenalıklar geçirdim resmen. Bir karakter bu kadar manipülatif, bu kadar takıntılı olabilirdi. Batsheba yerine ben darlandım. Diğer erkek karakterimiz ise Çavuş Troy. Batsheba ile Troy’un arasındaki ilişkiyi en başından tahmin edebiliyoruz aslında. Troy’un çapkınlıkları, fırsatçılıkları, hatalarıyla pek de sevimli bir karakter olduğu söylenemez. Ancak Batsheba’nın Troy’a ve diğer karakterlere davranışlarını gördükçe “Kadınlar, sevmedikleri adama hiç acımazlar. Sevdikleri adam uğruna da kendilerine hiç acımazlar.” cümlesi aklıma geldi. Toparlamak gerekirse bu kitap, yazarın köy hayatına hakimiyeti, zaman zaman okuyucuyla konuşan samimi üslubu, olayların gelişimi ile okuması oldukça keyifli bir pastoral romandı.
Çılgın Kalabalıktan UzakThomas Hardy · Can Yayınları · 20194,369 okunma