Ülker Abla yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Beğenerek,üzülerek ve bazı bölümlerini ağlayarak okudum. Kitabın kahramanı Ülker Abla koca şiddetinden kaçmış ,gidecek bir yeri olmayan bir kadın. Bir hastaneye sığınıyor ve orda hastalara refakat ederek hayatta kalmaya çalışıyor. Baba şiddetinden kaçıp koca şiddetine tutulan bir kadın Ülker Abla. Bizden biri ,yıllarca çocuğu için her türlü şiddete boyun eğmiş, aşağılamayı, hakareti ,küfrü,tecavüzü ,dayağı sineye çekmiş. Kitapta kadın olmanın zorluklarını iliklerinize kadar hissediyorsunuz, çok güzel anlatılmış. Ülker Abla 'nın Çiğdem ile karşılaması ve Çiğdemin acı sonu beni en çok etkileyen bölümü oldu. Kitabı okurken görmediğimiz ,göremediğimiz ya da görmezden geldiğimiz Ülker Ablaları düşündüm. İstanbul Sözleşmesini ve sözleşmeden çıkılması ile biz kadınların nasıl savunmasız,güvencesiz olarak yaşamaya mecbur bırakıldığımızı ,şiddete,tecavüze, erkek terörüne boyun eğmeye mecbur bir yaşama itildigimiz gerçeği ile bir kez daha yüzleştim.
Kadınların kendi ayakları üzerinde duran bireyler olarak yaşama katılmalarının önemi bir kez daha karşımıza çıkıyor bu kitapta. Yazarın kalemine sağlık. Bence anne ve babaların mutlaka okuması gerekiyor bu kitabı çünkü kız çocuklarını yetiştirirken kılavuz olabilir Ülker Ablanın yaşadıkları. Ve tabi ki erkekler de okumalı ,okumalı ki bir kadının gözünden bakabilmeli yaşama ,aslında çok basit değil mi kadınların istedikleri eşit şartlarda yaşanacak bir hayat...