Kıymetli hocamız İlber Ortaylı’yı çok seven biri olarak uzun süredir kitaplarını okumak istiyordum fakat bir türlü denk getirememiştim. Nihayet Bir Ömür Nasıl Yaşanır? ile yollarımız kesişti.
İlber Hoca’nın bilgi birikimi, tecrübeleri ve donanımını eleştirme cüretine sahip değilim elbette. Kitaptan çok şey öğrendim. Özellikle eğitim sistemi ile ilgili yorumları, dil öğrenmenin öneminden söz etmesi, film- kitap- müzik zevklerini bizimle paylaşıp önerilerde bulunması çok hoşuma gitti.
Gelgelelim bu bahsettiğim kısım kitabın yalnızca 3’te 1’i. Geri kalan kısımlarda İlber Hoca’nın verdiği tavsiyeler tamamen ütopik bir Türkiye’nin gençlerine hitap edecek şekilde yazılmıştı. İçinde bulunduğu toplumun insanları ne şartlarda yaşıyor bunlardan haberdardır mutlaka fakat kitapta sanki bunlardan hiç haberi yokmuşçasına sürekli “yurtdışında şuraya gidin, 10 yaşına gelmeden şunları yapmış olun.” gibi tavsiyeler veriyor. Geçim sıkıntısı yüzünden kafeye oturup bir kahve içmekten muzdarip olan Türk gençlerine böyle tavsiyelerde bulunmak bana biraz dalga geçiliyor hissiyatı verdi ve bu yüzden kitabı okurken çok rahatsız oldum. Kalbur üstü ailelere ve onların çocuklarına hitap eden bir kitaptı. Günün birinde o kadar imkana sahip olursam, benim için daha eğitici olması adına kitabı tekrar okuyabilirim.
Ayrıca bazı fikirlerin herkes için geçerli olduğu düşünülerek bahsedilmesi de benim hoşuma gitmedi. “İnsanlar şöyle yaparsa sonucu şöyle olur.” gibi neden- sonuç ilişkisinin bu kadar keskin bir şekilde ortaya konulmasını doğru bulmuyorum. Herhangi bir şey birine iyi gelirken bir başkasına iyi gelmeyebilir. Veya birinde bir sonuca giderken diğerinde bambaşka bir sonuç ortaya çıkabilir. “İnsan” söz konusu olduğunda bu kadar basit şekilde bir genelleme yapamayız.
Her kafamıza estiğinde hocamızın