Bir hayatım daha olsa, korkmadan dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle, varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürdüm, varsın solsun sonunda. Bir omuz ısıtırdım, varsın gitsin sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, biz hiçleşip karışıncaya dek bu derin boşluğa, dokunurdum.Ama yok bir hayatım daha. Bir hayat daha yok.
İnsan kendini sevmeyi bilmeyince, başkalarınca sevilebileceğine de ihtimal veremiyor işte. Gönülçelen Sadi Seber'in dürbününden kendime bakınca, benim bile beni seveceğim geliyordu. Saçma sapan, sıkıcı, eciş bücüş taraflarımı, minik sanat eserleriymiş gibi görüp anlatabilmişti. Muhtemelen kendi ışığıydı benim karanlığımda gördüğü ama ne fark ederdi ki...
Hoşuma gitmişti.
Aşk da bir oyun Adalet. İki kişilik basit bir oyun. Seninle tanıştığımızdan beri aslında hep onu oynadık biz. İki kişi görür birbirini. Eğilip bakar, anlamak ister. Günler geçer, gülümseyişler, anlatılan ve susulan hikayeler... Sonra ilk aşık olan kaybeder.
Biliyorum, sen oyunları kazanmak derdinde değilsin ama kaybetmekten de ürkersin. Sakın korkup kaçma Adalet. Bu oyunun kaybedeni zaten benim.