Pislik yiyen bir varlıktan temizlik beklemek mümkün değildi,çünkü bağırsaklarımız ikinci beynimizdi.Duygularımızı oluşturan hormonlarımız burada da üretiliyor,vücut için gerekli olan enzimlerin salgılanması burada yapılıyordu.İştahla yediğimiz şeylerin kimyasal reaksiyonlara sokulup duygulara dönüştürüldüğü yerdi bağırsaklarımız.Ve nasıl düşüncelerimizi oluşturan nörotransmitterlerimizin terbiyesi kişiyi daha az ya da daha fazla insan yapıyorsa iştahımızın da terbiyesi çok önemliydi.Çünkü yediğimiz her şey duygularımızın hammaddesiydi.Varlığın gelişebilmesi için düşüncede merakın ehlileştirmesi gibi,iştahın da arsızlığını ehlileştirmesi varlığın tekâmülünün temeliydi.
Bir ulusun köleliği; kendi vergileriyle hayat verdikleri kurumların, diğerlerinin eline geçmesiyle başlar, kurulan nükleer santrallerin yaydığı zehirde yetişen nesillerin, hayatta kalmaktan başka hiçbir şeyi onemsemeyecek sagliksizlikta olmasıyla devam eder ve samanı bile yurt dışından ithal eder hale gelmesiyle doruk noktasına ulaşırdı.