Aynısı insan için de geçerlidir. İnsanın, kim olduğuna dair bir bilgisinin, fikrinin olması ayrıdır, kendini hakikatiyle tatması ayrıdır. İnsan kendi hakikatini tatmayana ve buna şahid olmayana kadar sadece kendisi hakkında bir düşünceye, bilgiye sahip olmuş olur ki bu bilgisini tatmadığı sürece de kendini tanımış olmaz. İman için de aynısı söz konusudur. Bir iman tadılmıyorsa iman değildir, imanın bilgisidir; çünkü inanmak, “inanıyorum” demek iman değildir, imanın bilgisidir. İman ise bu bilgiyi tatmaktır. “Ben Allah’ı seviyorum” dediğimizde Allah’a olan sevgimizi ne kadar tadıyorsak sevgimiz o kadardır. Yoksa lafla “ben Allah’ı çok seviyorum” demek sevgi olmaz. Nasıl ki birine “seni seviyorum” dediğimizde o kişiye karşı gönlümüzde bir aşkın, tabir-i caizse ateşin; yani bizi etkileyen, yakan bir şeyin olması gerekiyorsa rabbimizi sevdiğimizi söylediğimizde de gönlümüzde rabbimize karşı bizi yakan bir aşkın olması ve bu aşkı tadıyor olmamız gerekir. Sf 380 Kendine Hiç Sordun mu Ben Kimim? Muhammed Hüseyin (R.A.)
"Birisi tarafından sevilmediğinize dair en ufak bir şüpheniz ya da hissiyatınız varsa cidden sevilmemişsinizdir. Başka açıklaması olamaz. Sevgi nettir acaba dedirtmez."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ah, Önyargılarım!
24/02/24 Nepal( Pokhara ) himalaya Ateş başında üç kişi oturuyorduk. Dolunay tam olarak tepemizde, sessizce ateşi körüklemek için arada bir bambu ve çeşitli ufak tefek kuru otları ve yaprakları ateşin çevresine yerleştirirken, odunun ateşinin kızgınlığında daha küçük parçalara ayrılırken ki çatırtısıyla hummalı alevlenen odun kemiklerimi dahada ısıtmasından dolayı mesut bir şekilde hissediyordum, mehtabın ağaçların ve dağların üzerindeki beyaz loş ışınlarının yansıması karanlığın silüetini aydınlatıyordu, dingin kuş sesleri ve uzaktan gelen köpeğin ısrarlı havlayışlarıyla, doğanın esrarengiz müziğini kalbimim en derinlerinde hissediyordum ve birkaç dakika bu sükunet sürdü ve Yazar: “Açıkçası ben Nepal de ustruplu bir Hippi ile tanışamadım; demem o ki, bir gün bahçede otururken rastgele birisi geldi ve hiç sormadan direk içeri bahçeye geldi ve “oturabilir miyim?” dedi! Parasının olmadığını ve kalacak yere ihtiyacı olduğunu sordu ve “”seni bir süre misafir edebilirim”” dedim! Bir süre benim yerimde kaldı yemek içmek hiç bir şeye para da harcamadı ancak benim yerim olmasına karşı kendi keyfine göre davrandı, düzenledi hatta rahatsızlık vermeye başladı bu durum ve vizesinin süresi dolduğundan dolayı gitmek zorunda kaldı ve gitti! Rainbow’cu ya da Hippi olabilirsin ancak bu parasız yaşamayayım, sistemden uzağım diyerek başkalarına rahatsızlık vermek! Bunu doğru bulmuyorum! Son cümlesini kararlı şekilde söyledi ve haklı olduğunu bekler bir tavırla hafifçede sırıtarak kibarca bir pişkinlikle: Nepal’ de hippilerle çok fazla böyle deneyimim oldu! Dedi! Karşısında ateşle uğraşan kadın ateşin kor aydınlığından parlayan gözlerle Yazarın yüzüne baktı ve kadın öncelikle yazarın ne demek istediğini doğru mu anladığı, yani cümleleri idrak etmeye çalışıp bu sözlerden sonra,
Edebiyat
Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek.
Kendimi saklamayı bıraktım. Beğenilmek için değil, kendime sadık kalmak için nefes alıyorum. Mükemmelliği kovalamıyorum; sahiciliğin sıcaklığını, kırıkların içindeki ışığı tercih ediyorum. Çünkü sahte bir kusursuzluktan çok, gerçek bir varoluşun yükünü taşımayı seçtim.
1000Kitap
En iyiyi bulmak için uğraşırken iyiyi kaybediyorsunuz. W.S