24/02/24 Nepal( Pokhara ) himalaya
Ateş başında üç kişi oturuyorduk. Dolunay tam olarak tepemizde, sessizce ateşi körüklemek için arada bir bambu ve çeşitli ufak tefek kuru otları ve yaprakları ateşin çevresine yerleştirirken, odunun ateşinin kızgınlığında daha küçük parçalara ayrılırken ki çatırtısıyla hummalı alevlenen odun kemiklerimi dahada ısıtmasından dolayı mesut bir şekilde hissediyordum, mehtabın ağaçların ve dağların üzerindeki beyaz loş ışınlarının yansıması karanlığın silüetini aydınlatıyordu, dingin kuş sesleri ve uzaktan gelen köpeğin ısrarlı havlayışlarıyla, doğanın esrarengiz müziğini kalbimim en derinlerinde hissediyordum ve birkaç dakika bu sükunet sürdü ve
Yazar: “Açıkçası ben Nepal de ustruplu bir Hippi ile tanışamadım; demem o ki, bir gün bahçede otururken rastgele birisi geldi ve hiç sormadan direk içeri bahçeye geldi ve “oturabilir miyim?” dedi! Parasının olmadığını ve kalacak yere ihtiyacı olduğunu sordu ve “”seni bir süre misafir edebilirim”” dedim!
Bir süre benim yerimde kaldı yemek içmek hiç bir şeye para da harcamadı ancak benim yerim olmasına karşı kendi keyfine göre davrandı, düzenledi hatta rahatsızlık vermeye başladı bu durum ve vizesinin süresi dolduğundan dolayı gitmek zorunda kaldı ve gitti!
Rainbow’cu ya da Hippi olabilirsin ancak bu parasız yaşamayayım, sistemden uzağım diyerek başkalarına rahatsızlık vermek! Bunu doğru bulmuyorum! Son cümlesini kararlı şekilde söyledi ve haklı olduğunu bekler bir tavırla hafifçede sırıtarak kibarca bir pişkinlikle: Nepal’ de hippilerle çok fazla böyle deneyimim oldu! Dedi!
Karşısında ateşle uğraşan kadın ateşin kor aydınlığından parlayan gözlerle Yazarın yüzüne baktı ve kadın öncelikle yazarın ne demek istediğini doğru mu anladığı, yani cümleleri idrak etmeye çalışıp bu sözlerden sonra,