Puan vermedi·116 syf.··
2026 14. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:36
Küçük Prens’i okurken aslında bir çocuk kitabından çok daha fazlasıyla karşılaştım. Kitap, büyüdükçe kaybettiğimiz saflığı, sevgiyi ve insan ilişkilerinin gerçek değerini sade ama etkileyici bir dille anlatıyor. Özellikle ‘İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir’ düşüncesi beni en çok etkileyen kısım oldu. Küçük Prens, bana hayatın en önemli şeylerinin gözle görülemeyeceğini, sevginin emek ve sorumluluk gerektirdiğini yeniden hatırlattı. Her yaştan insanın kendisinden bir parça bulabileceği, kısa ama etkisi uzun süren bir eser olduğunu düşünüyorum. Bitirdiğimde içimde hem bir hüzün hem de hayata karşı daha sıcak bir bakış açısı bıraktı. Bu yüzden Küçük Prens’i sadece okunacak değil, zaman zaman tekrar dönülüp üzerinde düşünülmesi gereken özel bir kitap olarak görüyorum.
Duygu ve Düşünce
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Yuva Yayınları · 2015279,9bin okunma
Sevgi, inanç ve dostluk üzerine sımsıcak bir hikaye..
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 02:05
Bazı kitaplar vardır, sadece okunup bitmez; insanın kalbine dokunur, düşüncelerine yerleşir ve uzun süre etkisini sürdürür. Petey benim için tam da böyle bir kitaptı. Bir gecede, elimden bırakamadan okudum. Sayfalar ilerledikçe Petey'in hayatına, yaşadığı zorluklara, hayal kırıklıklarına ve en önemlisi de sevgiyi, dostluğu ve umudu hiç kaybetmeyen güzel yüreğine tanıklık ettim. Bu kitap bana, insanı gerçekten değerli kılan şeyin dış görünüşü ya da sahip olduğu imkânlar değil; sevme gücü, sabrı ve başkalarının hayatına dokunabilme yeteneği olduğunu bir kez daha hatırlattı. Petey'in hayatı boyunca karşılaştığı tüm engellere rağmen kalbinde taşıdığı iyilik, bana umut verdi ve insanlığın güzelliğine olan inancımı güçlendirdi. Kitabın son sayfalarına geldiğimde gözyaşlarıma engel olamadım. Ama bu gözyaşları sadece hüzünden değil; dostluğun, sadakatin, sevginin ve hayatın bütün zorluklarına rağmen yeşeren umudun verdiği derin duygulardan kaynaklanıyordu. Bazen bir insanın hayatına dokunmanın, ona sevildiğini hissettirmenin ne kadar büyük bir anlam taşıdığını Petey sayesinde bir kez daha anladım. Bu hikâye bana, hiçbir zaman umudu kaybetmemek gerektiğini, en karanlık zamanlarda bile bir dost eliyle hayatın yeniden güzelleşebileceğini gösterdi. Belki de hepimizin biraz daha anlayışlı, biraz daha sabırlı ve biraz daha sevgi dolu olmaya ihtiyacı var. Bir gecede bitirdiğim, beni derinden etkileyen ve sonu geldiğinde gözyaşlarıma engel olamadığım bu sıcacık hikâye, uzun yıllar boyunca hafızamda yaşayacak. Eğer kalbinize dokunacak, sizi hem hüzünlendirecek hem de umutla gülümsetecek bir kitap arıyorsanız, Petey'e mutlaka bir şans verin. Çünkü bazı hikâyeler sadece okunmaz; hissedilir, yaşanır ve insana insan olmanın ne kadar değerli olduğunu yeniden hatırlatır."
PeteyBen Mikaelsen · Beyaz Balina Yayınları · 20146,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·200 syf.··
2026 244. kitabı
Erich Fromm, psikoloji ve felsefeyi muazzam bir potada eriterek aşkı, sevgiyi ve insan ilişkilerini modern dünyanın o bencil tüketim çarkından söküp alıyor. Sevginin kendiliğinden gerçekleşen, şansa bağlı ya da sadece "doğru insanı bulduğumuzda" aniden parlayan edilgen bir duygu olmadığını; aksine bilgi, emek, sabır ve disiplin gerektiren aktif bir sanat olduğunu savunuyor. Fromm, kapitalist sistemin insanı yalnızlığa ve yabancılaşmaya ittiğini, modern bireyin bu varoluşsal yalnızlıktan kaçmak için sevgiyi bir "pazar nesnesi" gibi tükettiğini açık yüreklilikle gözler önüne seriyor. Gerçek sevgiyi yaşayabilmenin ön koşulunun insanın önce kendi bütünlüğünü sağlaması, yani kendi kendine yetebilmesi ve kendini tanıması olduğunu vurguluyor. Kitap boyunca kardeşlik sevgisi, anne-baba sevgisi, erotik sevgi, öz-sevgi ve Tanrı sevgisi gibi sevginin farklı katmanlarını incelerken; her birinin temelinde özen, sorumluluk, saygı ve bilgi unsurlarının bulunması gerektiğini anlatıyor. *Sevme Sanatı*; sadece romantik ilişkilerin karmaşasına ışık tutmakla kalmayan, bireyin dünyayla ve toplumla kurduğu bağı da kökten sorgulayan felsefi bir başucu eseridir. Sevmeyi pasif bir kapılma hali olarak görenlere karşı, onun her gün yeniden üretilmesi gereken bilinçli bir yaşam pratiği olduğunu kanıtlayan evrensel bir kılavuz.
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 8. kitabı
Sinan Akyüz’ün İncir Kuşları beni çok etkilemişti. Piruze’nin de böyle içime dokunacak , acıklı , beni etkisinde bırakacağını düşünerek okudum ve yanılmadım. Birini sevmenin , insanın ona güvenmesi , inanması, kimsenin lafını dinlememesi ve en kötüsü de herkesin haklı çıkması Piruze’nin ise aşk uğruna bir şeyler yaşaması beni üzdü. İlk başlarda Piruze’ye kızmıştım Sevim teyzesinin ona gerçekleri anlatması sakince belki dinler diye düşündüm ama sevgi insanın gözünü kör ediyor maalesef. Bir annenin çocuklarından ayrı kalması, dayak yemesi, iftira atılması, aldatılması ve en kötüsü de babasının eskisi gibi olmaması arkasında durmaması çok kötü. Kimsesiz kalıp bi şekilde kendi ayaklarının üzerinde durması beni çok etkiledi. Çocuklarını görmek için Şam’a gidip de dayak yemesi, hapise atılması ve en acısıda bunlara rağmen çocuklarını görememesi beni çok üzdü. Her şeye rağmen ayakta durabilmesi ve yıllar yıllar sonra 20 yıl sonra oğlunu görmesi beni çok etkiledi. Diğer kitabını hemen okuyup puzzle tamamlamak istiyorum. Keyifli okumalar .
PiruzeSinan Akyüz · Alfa Yayınevi · 202013,2bin okunma
Puan vermedi·120 syf.·
2026 430. kitabı
Sigarayla kahveyi içti, kendine geldi biraz. Ne doktor, ne ilaç... Yeniden boyun eğdi yaşamaya... Kemal Demirel bir çocuğun gözüyle, yoksul, ama sevgi ve umut dolu insanları anlatıyor,ojura "Çocukken bile pek çok şeyden hiç korkmazdım. sadece insanlara karşı utanılacak bir şey yapmaktan hep korktum.”. S:19 1933-40 yılları arası İstanbul´u. Haliç kıyısında bir yoksullar semti: Kasımpaşa. On odalı, eski mi eski, yıkık dökük, hemen hemen her odası kiraya verilen bir ev. Ve burada ´canıyla kanıyla yaşanan bir dünya´. Sıkıntıya katlanmasını bilen, yaşamını sürdürmeye çabalayan, didinen insanların, umutsuzluk nedir tanımayan insanların, yüreklerini ortaya koyan insanların dünyası. Sevgiyle varoluşlarının yeterli ve gerekli koşulu sayan insanların dünyası. Piano Piano Bacaksız Ne sevinçtir avuçta tutulan birkaç kuruşla yaşama katılmaya çalışmak...s:32
Roman Edebiyat Anı-Mektup-Günlük
Piano Piano BacaksızKemal Demirel · Can Yayınları · 1993413 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 210. kitabı
Gülseren Budayıcıoğlu, lüks ve ihtişam içinde büyümesine rağmen kaderi daha çocukken annesinin katı sevgisizliğiyle mühürlenen Nalan ile onunla benzer travmaları paylaşan Sedat’ın hikayesini anlatıyor. Dışarıdan kusursuz görünen hayatların ardındaki derin psikolojik yaraları, "kader motifi" kavramı üzerinden masaya yatıran yazar; sevgi açlığının, bastırılmış duyguların ve çocukluk sancılarının bir insanın yetişkinliğini nasıl bir hapishaneye dönüştürebileceğini gerçekçi bir dille gözler önüne seriyor.
Camdaki KızGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 201928,1bin okunma