Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 14:02
Kitap benim için o kadar akıcıydı ki neredeyse 7-8 saatte bitirdim. Elimden bırakamadım desem abartmış olmam. Tam anlamıyla kafa dağıtmalık bir kitaptı. Belki bunda öncesinde okuduğum kitabın etkisi de vardır ama zaten Freida McFadden'ın neredeyse tüm kitaplarını okudum ve şimdiye kadar okuduklarımın hepsini ayrı ayrı sevmiştim. Ben okuduğum kitapların konusunu uzun uzun anlatmaktan çok, bende bıraktığı etkiyi paylaşmayı seviyorum. Öncelikle Jason karakteri bana en başından itibaren sinir bozucu geldi. Olayları görmezden gelen, yüzeysel davranan bir karakter enerjisi veriyordu. Bir baba, oğluyla ilgili yaşanan her şeyi nasıl bu kadar normal karşılayabilir diye düşünürken ondan şüphelenmeye başlamıştım. Şüphelerimde de haksız çıkmadım. Kitapta iki farklı Olivia karakterinin olması da beklentimi yükselten detaylardan biriydi. Bir süre bunun daha büyük bir şaşırtmacaya dönüşeceğini düşündüm. Genel olarak kurguyu ve anlatımı çok başarılı buldum. Sayfalar su gibi aktı. Sadece final kısmı bende biraz havada kalmış hissi bıraktı. Buna rağmen okurken en çok keyif aldığım Freida McFadden kitaplarından biri oldu. Sevgiler
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026849 okunma
Puan vermedi
kitap kulübü ile okuma listesine almamış olsak, asla okumayacağım, merak edip elime almayacağım kitaplardan biriydi. fazla aşk dolu olacağını düşünerek asla yanaşmazdım açıkcası. keza filmini de izlemiş ama pek beğenememiştim. ama nasıl oldu ise, 2 günde bitirdiğim kitaplar arasına giriverdi. dilinin o akıcılığı, merak uyandıran unsurları... ingiliz toplumunun günümüzde olduğu hale gelmeden önceki sınıf ayrımlarını o kadar incelikle anlatılmıştı ki kitapta, elimden bırakasım gelmedi açıkcası. evet önyargıların hoş olmadığını da bir anlamda kendi üzerimde de görmüş oldum. okuyunuz efendim, hiç bir kitap veyahut kişi, ilk sayfasından kendisini tamamen ortaya koyamaz. biraz irdelemek, biraz yakından bakmak, bir kaç sayfa okumak gerekir. sevgiler jane austen, bize bu kitabı armağan ettiğin için.
Aşk ve GururJane Austen · Antik Kitap · 201298bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sessizliğin ve Sesin İzinde: "yumuşak g"
Puan vermedi·112 syf.··
2026 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:33
Edebiyatta kısa öykü, hacmine sığmayacak kadar yoğun bir anlatımla insan ruhunun en saklı taraflarına ulaşabilen özel bir türdür. Zehra Âli Yılmaz, ‘yumuşak g’ adlı öykü kitabında bu imkânı başarıyla kullanarak okura samimi, duru ve katmanlı bir anlatı dünyası sunuyor. Kitap, alfabenin kendine mahsus harfi olan, tek başına bir kelimeyi başlatamayan fakat dokunduğu sesi uzatan yumuşak g üzerinden hayata ve insana dair hüzünlü bir benzetme kuruyor. Kitaba adını veren ve açılışı yapan “yumuşak g” öyküsünde yazar, bu dil bilgisi unsurunu sosyal hayatta sesini duyuramayan, geri planda kalan ya da suskunluğunun bedelini ödeyen insanların simgesi hâline getiriyor. Eserin ruhunu yansıtan şu satırlar, kitabın temel yaklaşımını da ortaya koyuyor: “Bir insan yumuşak g olsaydı en fazla ‘değil’ demekten ürperirdi herhâlde. Tepki görmekten, dışlanmaktan, zarara uğramaktan hatta elindekileri kaybetmekten, bedel ödemekten endişe ederdi... Sustu. Bu, ona verilmiş bir hak değil, ödediği bir bedeldi.” Yazar, günümüz insanının en belirgin açmazlarından biri olan yalnızlığı ve anlaşılma arzusunu, dilin ince imkânlarından yararlanarak anlatıyor. Karakterlerin içine çekildiği sessizlik, “Ciğerleri sanki dar bir kelimenin içine sıkıştı. Konuşursa sesinin çatlayacağını biliyordu.” cümlesiyle somut bir acıya dönüşüyor. Kitap boyunca hissedilen bu tema, “Ses” öyküsünde daha belirgin bir görünüm kazanıyor. Açılıştaki suskunluğun aksine burada ses, hayatın kendisiyle özdeşleşiyor: “Dil sussa da ses bir yerden sızdırır kendini.” Doğanın bütün tınılarını yaşamanın işareti olarak sunan yazar, karakterin ruh hâlini taşra atmosferi içinde yeniden kuruyor: “Ses, onun için varlığın emaresiydi. Ses varsa hayat da vardı. Bir varlık sesini kaybettiyse geriye kaybedecek bir şeyi kalmamış
Yumuşak GZehra Âli Yılmaz · Kitap Ağacı Yayınları · 20261 okunma
6/10
·191 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 10:46
Sardalye Sokağı, John Steinbeck 192 Sayfa, Sel Yayıncılık Sardalye Sokağı’nda yaşayan her bir birey kendine özgüdür. Ortak tek yönleri ise yaşam zorluğu çekmeleri, kazançlarını kolay kazanmamalarıdır. 1930lu yılların Amerika’sında konserveciliğin çok yaygın olduğu bir dönemi bir sokak üzerinden anlatır yazar bizlere. Direk ekonomiden, sosyal hayattan moda mod bahsetmez. Bize bunları karakterler üzerinden anlatmaya çalışır. Türlü meslek grupları peydah olmuştur bu sokakta. Sanatçılar, bilimle uğraşmaya çalışanlar, işçiler, fahişeler ve pek tabii aylak takımları da yer alır. Özellikle Mack ve tayfası üzerinden sokağı ve dönemin portresini bize çizmeye çalışır yazar. İyi niyet taşlarıyla döşenmiş yolların bazen iyiye çıkamayabileceğini göstermeye çalışmıştır. Alışılmışın dışında bir roman kaleme almış John Steinbeck. Roman kategorisinde görünse de farklı bir tür gibi. Sanki deneme ya da öykü okuyormuşuz gibi. Rahat okunan bir kitap. Her bölümde farklı bir karakteri tanıyoruz ve Sardalye Sokağı’na daha yakından bakma fırsatı yakalıyoruz. Hani bir bütünlük ararsanız tümünde kitabın, bulmakta zorlanabilirsiniz. Bütünden ziyade parçalara bakmayı tercih etmek kitaptan alacağınız keyifi artıracaktır diye düşünüyorum. Benim beklediğim gibi bir okuma deneyimi oluşmadı. Bunun sebebi yazarın birbirinden güzel dört romanını okumuş olmamdan kaynaklanıyor. Gölgesinde kaldı bu kitap ne yazık ki. Büyük beklentilerle başlamamak lazım hiçbir kitaba. Bunu da tekrar deneyimlemiş oldum diyebilirim. Okuma grubumuzla okuduğumuz sezonun son kitabıydı. Toplantısına katılmamış olsam da tatlı grup arkadaşlarım güzel kıyafet kombinleri ve yorumlarıyla hakkını vermişler kesinlikle. Kuşlar öyle söyledi :) Meraklılarına keyifli okumalar dilerim efendim. Sevgiler #alıntı ”Erkekler bir kadının
Edebiyat
Sardalye SokağıJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20174,163 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 1. kitabı
Evrenin hikayeyi hikayeye bağlayan görünmez ipleri ikimizi birbirimize bir şekilde teğellemiş,günler uç uca eklenip,bizi ormanın orta yerinde devrilmiş ama bu haliyle bile kim bilir kaç milyon canlıya yuva olmaya devam eden kurumuş bir ağacın üzerinde yan yana koymuştu. .. Kırmadığı bir şeyi tamir ediyor,açmadığı yarayı sarıyordu ama bunu muhtemelen bilmiyordu. Kitap size Ankarada bir kafede oturmuş bir arkadaşınıza kaybettiğiniz birinin ardından duyduğunuz yası anlatıyormuşsunuz hissi veriyor. Neden Ankara?demeyin.Cevabını ben de bilmiyorum. Kitaba dönecek olursak bir oturuşta okunan ama kalbinizde çok derin izler ve cümleler bırakan bir eser. Ben okurken çok keyif aldım. Hayatta bazen birilerine veda ederiz,bu bazen bizim seçimimizdir ama bazen ansızın bir gün birisi eksilir ve geri dönülmezdir.Fakat onun ardından duyduğunuz boşlukla yaşamayı da öğretir size hayat. Yeniden güneşi,göğü,çiçekleri,kuşların ötüşünü hissedersiniz. Bir ilkyaz günü çıplak ayaklarla balkonu yıkamış gibi hissedersiniz.Ve büyürsünüz. Sevgiler.
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,7bin okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım farklı bir ktap okudum. İnsanın kendi iç dünyasını aralayan bir kitaptı benim için. Alışılmış kalıpların dışına çıkarak Kur’an’ın sembolik diline farklı bir pencereden bakıyor ve ayetlerin ardında yankılanan o derin sesi hissettirmeyi başarıyor. Kitap boyunca bilinç ve zihnin ayrımına, egonun insan üzerindeki etkisine ve ruhsal uyanışın nasıl mümkün olabileceğine değinilmiş. En çok hoşuma giden şey, egoyu düşmanlaştırmak yerine onu dönüştürülmesi gereken bir parça olarak ele almasıydı. Çünkü bazen insanın en büyük savaşı dış dünyayla değil, kendi içindeki yüklerle oluyor. Surelerin içinde saklanmış hakikatleri keşfederken bir yandan da kendi içimde taşıdığım yükleri düşündüm. Bu kitap bana, içsel arınmanın aslında bir kaçış değil; insanın kendine dönüp yüzleşmesiyle başlayan bir yolculuk olduğunu hatırlattı. Bazı cümleler vardı ki altını çizmek yetmedi, uzun uzun durup düşündürdü. Benim için bu kitap, bilgi vermekten çok uyanış hissi bırakan bir okuma oldu. Bitirdiğimde zihnimde tek bir şey kaldı: Bazen hakikati görmek için önce üzerimizdeki balçığı fark etmek gerekiyor. Alışılmışın dışında özgün kitap arayışında olanlara kesinlikle tavsiyemdir. Yeni kitaplarla buluşmak dileğiyle sevgiler. @kitapsever.bayan tavsiyrsi ile okudum
Meğersem Güneş Hep Balçıkla SıvanırmışRecep Çiftçi · Ceres Yayınları · 202611 okunma