Kitabı okumam uygulamada kayda geçenden çok daha uzun sürdü. Bitiremedim, ilerleyemedim. İletiler kısmında da da bahsettiğim gibi bu kitap genelde okuma alışkanlığını yeniden kazanmak için önerilen kitaplar listesinde olurdu ve neden böyle olduğuna hiç anlam veremezdim. Hala belki öyle ama asıl şimdi fark ediyorum.
Kitabı az önce bitirdim. 3 aylık yaz tatilim tamamen sabahtan akşama ve geceden sabaha -bazen yatışmak, zihnen dinlenmek için pek tarzım olmayan kitaplar okusam da- gözlerim kızarana kadar kitap okumakla geçti. Ve rahatlıkla söyleyebilirim ki uzun süredir bir kitap sonu için ağlamamıştım. Gerçekten gözlerimin Oliver için dolduğunu, onu nasıl sıkıca kucaklamak istediğimi hissettim.
Shakespeare'in bahsi geçen eserlerinin tamamındaki her bir kelime, cümle, paragraf, dörtlükler ve onluklar sanki yüzüklerin en değerlisinden bi tane hazırlayan elmas ustası gibi işlenmişti.
Kitapta bahsi geçen eserlerin bazılarını önceden okumuş olmam da böylesine geniş bi etki altında kalmama sebep olmuş olabilir. Öyle ki onları bile okuduklarımdan çıkarıp okuyacaklarıma aldım 0'dan. Benim için ilk iki sırayı Bir Yaz Gecesi Rüyası ve Hamlet alıyor. Görünen o ki devamı da gelecek gibi çünkü Shakespeare'i hiç böylesine düşünüp incelememiştim.
Eğer Kötü Olsaydık bana gerçekten okuma dışında derinlemesine inceleme fırsatı da sundu Shakespeare'in bu eserlerini.
Zihnimde canlanan;
Oliver'in genellikle yan karakterleri oynamasındaki içselliği, sessiz, gözlemci, duygularını bastıran karakterini, hikayeyi anlatan ama merkezde olmayan varlığını
James'in yaşadığı içsel çatışmaları, zeki, içine kapanık, ahlâkî sorgularla boğuşan karakterini, yükü en büyük olan ama bunu kimseyle paylaşamayan ve altından da kalkamayan koca yüreğini
Richard'ın ölümünün oyunun kırılma noktası oluşunu,