Puan vermedi·148 syf.··
2026 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 13:48
Siddhartha / Hermann Hesse Siddhartha, Brahman’ın oğlu Govinda ile aynı bahçelerde, aynı ağaçların gölgesinde büyüdü. Ve yine Govinda ile birlikte çıktı anlam yolculuğuna. Fakat onun yolu hiçbir zaman düz olmadı; dolambaçlı, tuhaf ve sarsıcıydı. Çocukluğunda tanrılarla ve onlara sunulan adaklarla ilgilendi. Delikanlılık çağında kendisini düşünceye, meditasyona ve inzivaya verdi. Brahman’ı aradı, Atman’daki ölümsüzlüğe ulaşmaya çalıştı. Gençliğinde çilekeş keşişlerin peşine takıldı; ormanlarda yaşadı, aç kaldı, sıcağa ve soğuğa direndi. Nefsini susturmayı, arzularını köreltmeyi öğrendi. Sonra yolu yüce Buddha’nın öğretisiyle kesişti. Bu öğreti, Siddhartha’nın gözlerini bir mucize gibi açtı. Dünyanın birlik ve bütünlüğüne dair bilginin, kendi kanı gibi damarlarında dolaştığını hissetti. Ama yine de yetmedi. Çünkü Siddhartha için hakikat, başkasının sözlerinde değil; insanın kendi ruhunda saklıydı. Bu kez yolu, sevi ustası Kamala ile kesişti. Onunla birlikte arzunun, tutkunun ve dünyevi hazların dünyasına adım attı. Ticarete girdi, servet kazandı, dünyanın cazibesine kapıldı. Anlam arayışındaki adam zamanla kayboldu; büyük bir bilgeden sıradan bir “çocuk insan”a dönüştü. Fakat ruhundaki kuş hiçbir zaman ölmedi. En karanlık anlarında bile içinde, onu yeniden çağıran bir ses vardı. Ve Siddhartha, bir kez daha yollara düştü. Çünkü o; en derinin, en ulunun, en kapsayıcı olanın peşindeydi. Siddhartha, 1946 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Hermann Hesse’nin başyapıtlarından biridir. Birinci Dünya Savaşı sonrası insan ruhunun parçalanmışlığına karşı, yaşamı yeniden kurma fikrini ve Doğu mistisizmini merkeze alan bu eser, kuşaklar boyunca bir tür manevi kılavuz olarak görülmüştür. Öyle ki, 20. yüzyılın en önemli yazarlarından Henry Miller bile eser hakkında şöyle der: “Genel
1000Kitap
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma
Puan vermedi·404 syf.··
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:53
Doğu'daki son Cenevizlilerden, antika tüccarı Baldassare Embriaco, 1665 yılı sonlarında, soyunun yüzyıllardır yaşadığı Lübnan'dan yollara düşer. Ertesi yıl, İncil'e göre "Canavar'ın Yilı"dır. Kimlerine göre düpedüz Mahşer: Kan, ateş, yıkım ve her şeyin sonu... Zamanın sonu! Dünyayı ve Baldassare yi kurtarabilecek tek şeyse, Yüzüncü Ad'dır. Kimselerin görmediği bir yazma kitap ve bu kitapta açılandığı söylenen bir ad: Allah'in, Kuran'da anılan doksan dokuz adının, sıradan ölümlülere bildirilmemiş olan yüzüncüsü... Tanri'nın gizli ve yüce adı... Yüzüncü Ad'ın peşinden önce Istanbul'a uğrar Baldassare' nin yolu; oradan Izmir'e, Sakız'a, Cenova'ya, Amsterdam'a, sonra da Londra'ya. Konya'da vebanın kıyımına, Izmir'de Sabetay Sevi'nin şaşırtıcı başkaldırısına, İngiltere de büyük Londra yangınına tanık olur. Korku, şaşkınlık, düşkırıklığı, umut ve aldanma, menzil taşlarıdır bu uzun yolun. Bir de en beklenmedik anda yolcunun karşısına dikiliveren aşk. Sevincin, mutluluğun tek kaynağı aşk!..
Yüzüncü AdAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20188,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kurgusu İyi Bir Amin Maalouf Kitabı
8/10
·404 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 12:55
Yazarın okuduğum beşinci kitabı. Işık Bahçeleri’nden sonra ikinci sıraya koyabileceğim bir kitap oldu. Öncelikle kitabın kurgusunu oldukça başarılı buldum. Olayların tarihsel gelişmelerle paralel ilerlemesi—özellikle Sebetay Sevi olayları ve Büyük Londra Yangını gibi gerçek hadiselerle ilişkilendirilmesi—anlatımı daha etkileyici hale getirmiş. Kitabın orta bölümlerinde tempo yer yer düşse de genel olarak akıcılığını koruyor. Ayrıca bazı noktalarda yaptığı ters köşeler iyi olmuş. Kitabın en güçlü yanlarından biri, farklı dinler ve kültürler arasındaki farkları dengeli bir şekilde aktarabilmesi. Bunun yanında, farklı kimliklere sahip insanların belirli koşullarda uyum içinde yaşayabileceğini de başarılı şekilde hissettiriyor. Yazar, ana karakter Baldassare'nin üzerinden kimlik arayışını işlerken, Akdeniz medeniyetlerinin birbirini nasıl etkilediğini, Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme sürecindeki bürokratik yozlaşmayı ve dönemin güç dengelerini de iyi bir biçimde yansıtıyor. Bununla birlikte, kitapta eksik bulduğum bazı yönler de var. Özellikle mekân tasvirleri oldukça sınırlı kalmış. Farklı coğrafyalarda geçen bir hikâye olmasına rağmen şehirlerin atmosferi yeterince güçlü yansıtılamıyor. Ayrıca karakter derinliği ve duygusal aktarım da benim için tam anlamıyla yeterli değildi. Örneğin Baldassare’nin âşık olduğu Marta karakteriyle kurulan bağ, bu kadar uzun ve zahmetli bir yolculuğu motive edecek düzeyde güçlü hissettirilmedi. Benzer şekilde yine kervanda tanıştığı ve sürekli dostum diye bahsettiği ve fikirlerine çok önem verdiği Meymün karakteri içinde aynı şey geçerli. Kitabın, dört farklı günlük defterinden aktarılması; sürekli farklı şehirler ve ülkelerde geçmesi; esrarengiz bir kitabın peşine düşülerek başlayan yolculuk; kahramanın nereye ait olduğu konusundaki
Yüzüncü AdAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20188,2bin okunma
"Sevmek ne imiş bir gün anlarsın..."
Puan vermedi·94 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 20:15
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların Sevilen gözlerin erişilmezliğini O hiç beklenmeyen saat geldi mi Düşer saçların önüne, ama bembeyaz Uzanır gökyüzüne ellerin Ama çaresiz Ama yorgun Ama bitkin Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler, acı Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın hayal kurmayı Beklemeyi, ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yaşadığına Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden Seni sevdiğimi bir gün anlarsın... 》Beyoğlu Sahaflar Çarşısı'nda mis gibi kitap kokuları arasında gezerken rengarenk şiir kitapları olan bir raf çarptı gözüme. Tek tek baktım hepsine, karıştırdım. Aralarında bir tanesi çok eskimiş, yıpranmış, rengi solmuş öylece duruyor: Bir Gün Anlarsın Ümit Yaşar Oğuzcan, hem de ikinci baskı, taa 1964'te basılmış. Görmüş geçirmiş bir kitap, ruhu var, hikayesi var. Kim bilir kaç kişi okumuş onu, kaç kişi satırları arasında kaybolmuş, okurken hüzünlenmiş, ya da derdini hatırlamış. Sanki beni bekliyordu o kalabalığın arasında. Kimse bulamasın diye saklanmış diğer kitapların arkasına. Tam şiir okumaya ihtiyacım olan bir zamanda sihir gibi karşıma çıkınca tanıdık birini görmüş kadar mutlu oldum. Sanırım o gün hissettiklerimi hiç unutmayacağım. Ben ölünce burada anı olarak kalması için de incelemeye yazmak istedim... :) 》Benim için en kıymetli isimlerden Ümit Yaşar. Aşkı en güzel anlatanlardan, satırlarda yaşatanlardan. Aşkı, hasreti, özlemi, sadakati, acıyı, kaybettiğimiz, unuttuğumuz nice güzel duyguyu... Bazı insanlar iyi ki geçmiş bu dünyadan. Yoksa güzel olan hiçbir seye inancımız kalmayacaktı bu çağda... 》Okurken içimi paramparça ederken aynı zamanda çiçek bahçelerinde
Alıntı
Bir Gün AnlarsınÜmit Yaşar Oğuzcan · Ekin Basım Yayıncılık · 1964206 okunma
7/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
İZNİK PALEOLOGOS SÜLALESİ (kadim kelam) anlamında hala istanbula gelip hüküm sürmeyi beklemektedir.son paleologos 1453 de ölmüş imparator kardeşi demetrius ve Thomas ile mora da devam ediyor Thomas kardeşi zoe 3.ıvan ile evlenmesiyle rusya ve bir kolda avrupa da soyun hala devem ettiği düşünülür Soylu kan taşıdığı düşünülüyor yani hz is anın kanı meryemden devam ediyor gibi Rodos şövalyeleri büyük ustadı Pierre d’Aubusson cem sultanı karşılar onu destekler papadan haçlı ordusu kurulmasını ister amaç türkleri avrupa’dan sürmek Rodos ve bodrum şövalyeleri cem sultan öldükten sonra çocukları ve torunlarını Hristiyan olarak yetiştirdiler ve yavuz zamanında maltaya yerleştiler. Artık adları malta şövalyeleri olarak devam edecekti. Sebatay sevi sebataycılık ıv Mehmet karşısında yargılan sevi aziz Mehmet adını aldı ve müslüman oldu doğrusu gözükmeyi seçti ona inananlarla birlikte kendi dinini sürdürdü. 13 ekim 1307 de 16 tapınak şövalyesi kalmıştı Fransa kralı güzel Philippe le bel onlardan borç almıştı ve ödeyecek durumda değildi ustaca bir komplo ile üstad Jacques de molay ve şövalyeler yakalandı ve yakıldı. Aforoz edilen tapınakçılar avrupaya alınmıyorlardı permi denilen özel belgeler ile taş ustaları rahatça giriş yapıyorlardı parayla alınan bu belgelerle hür ve kabul edilmiş manasında masonluk 24 haziran 1717 de Londra da dört locanın bir araya gelmesi ile doğdu.Masonluğun kuralalrını Anderson belirlemiştir.hiram ‘ı ata olarak belirlemişlerdir.eski ahit baz alınır. Sanırım bu tarz kitapları okurken karşıma rotchild ailesinin acıkmasına şaşırmamam gerekiyor işte yine karşınızda aile bu sefer osmanlı bankası planları ile bu arada tekvin kitabında okuduğumuz comando ailesi de yerini almış durumda Kitap işgal yIlları ile devam ediyor yapılan antlaşmaları hepimiz biliyoruz
İstanbul'un Gizli TarihiErhan Altunay · Destek Yayınları · 2018406 okunma
"Sana gitme demeyeceğim, ama gitme..."
Puan vermedi·80 syf.··
2026 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 19:46
》Lavinia'nın kelime anlamı "hayalimdeki muhteşem sevgilidir." Ölüm çiçeğidir Lavinia. Karşılıksız bir aşkın hikayesidir, aşkın söylenemeyen, yaşanamayan tarafıdır. Şairin "Sana gitme demeyeceğim, ama gitme..." sesidir... 》Lise yıllarında şiirler yazan Özdemir Asaf arkadaşlarının ısrarı üzerine Lavinia şiiriyle bir yarışmaya katılıp birinci olur. Rivayete göre; Asaf şiirini okumak için kürsüye çıktığında, aşık olduğu kadın (Mevhibe Beyat) da dinleyiciler arasındadır. Ancak Asaf, "Sana gitme demeyeceğim / Üşüyorsun ceketimi al" dizelerini okurken, Mevhibe Beyat salondan ayrılır. Şairin bu duruma çok içerlediği ve duygularını bir daha asla bu kadar açık bir şekilde ifade etmediği söylenir. 》Belki vuslat gelmemiş ama aşkın saf halini bizlere göstermiş şairimiz. Her mısrada sevmenin ne kadar güzel, ama aynı zamanda nasıl acı verici de olabileceğini hissettirmiş. Aşkı en nahif işleyen kişilerden biri bence. Okurken hem tebessüm ettim, hem hüzünlendim, Lavinia olmak da istemedim değil. Keşke aşkı yaşamak için cesur olabilseydiler. Hayat öyle kısa ki. Belki yaşansaydı böyle güzel şiirler olmayacaktı, ama belki de gönül sızısından kurtulacaktı kim bilir... 》Bir yerde okuduğum ve çok hoşuma giden bir anısı da var Özdemir Asaf'ın. Onu da yazmadan edemeyeceğim. Kendisi r harfini telaffuz edemediği için okul yıllarında çok zorbalığa maruz kalır. Öyle ki, bu durum onda derin izler ve kırgınlık yaratır. Bir gün Karaköy'e gitmek üzere bir taksiye biner. Ancak taksici kendisine dönüp "Buyğun neğeye gidiyoğuz?" dediğinde Asaf, bir an için ne diyeceğini bilemez. Taksi şoförü de tıpkı onun gibi r harfini söyleyemiyordur. Asaf "Kağaköy'e" dediğinde karşısındaki insanın kendisiyle dalga geçildiğini sanıp incinmesini istemez. Bu yüzden kalpleri incitmeyecek yeni bir rota çizer ve
Alıntı
LaviniaÖzdemir Asaf · Yapı Kredi Yayınları · 202229,5bin okunma