Evrende egemen olan kuram, körlüktür. Körlük, birbirini görmeleri halinde beraberlikleri düşünülemeyecek nesnelerin ve yaratıkların yanyana bulunabilmelerine olanak tanır. Zamanın artık çekilmez olduğu, taşınması olanaksız bir yüke dönüştüğü noktada koparılabilmesi, ancak körlüğün yardımıyla düşünülebilir.
Körlük, zamanı ve mekânı alt etmeye yarayan bir silahtır; varlığımız tek dayanağı duyularımızla, gerek yapıları gerekse kapsamları bakımından pek yetersiz olan duyularımızla kavradığımız birkaç kırıntının dışında, sonsuzluğa dek uzanıp giden bir körlükte bulur.
Dört bir yana doğru büyüyen, yeri göğü, ta ufka dek uzanan tüm boşluğu dolduran bir kitap görüyordu şimdi. Çevresindeki kor ateş onu ağır ve sakince kemirmekteydi. Kitap da ses çıkarmaksızın sakin ve büyük bir yüreklilikle dayanmaktaydı bu işkenceli ölüme. Çığlıklar yükseliyordu insanlardan; kitap ise ses çıkarmadan yanıyordu. Ermişlerle, din uğruna acı çekenler bağırmazdı.