#Moliere
#Cimri
#İşBankasıYayınları
"Ah, zavallı paracıklarım, zavallı paracıklarım! Canım dostlarım benim! Sizi benden aldılar. Siz gidince desteğim, avuntum, sevincim de bitti; her şeyim bitti benim. Artık dünyada yapacak işim kalmadı. Sizsiz nasıl yaşarım ben?"
"Kendi gölgemden bile şüpheleniyorum artık! Acaba o mu çaldı paramı?"
"Para her kapıyı açar ama bir babanın kalbini evlatlarına karşı sımsıkı kapatabilir."
_____________________________
Merhaba sevgili dostlar 🪽
Bugün raflardan öyle bir adamı çekip çıkardım ki, yanına yaklaşırken bile insanın cüzdanını kontrol edesi geliyor
O ; aynı zamanda hepimizin içindeki "küçük hesapçıyla" yüzleşmemizi de sağlayan biri..
O; Moliere'nin meşhur Harpagon'u namı değer CİMRİ'si..
Bu kitabı elime aldığımda zihnimde canlanan sahneler o kadar net ve berrak ki...
Loş, rutubetli bir odada, masanın üzerinde paslı kilitlerle sımsıkı kapatılmış ağır bir sandık düşünün.
İşte o sandık sadece altınların değil, bir adamın ruhunun da hapishanesi. Harpagon için dünya; sevilecek insanlardan değil, saklanacak akçelerden ibaret çünkü !!
Harpagon’un elinde tuttuğu o ağır anahtar destesi, aslında onun esaretinin ete kemiğe bürünmüş halinin ta kendisi..
Harpagon altınlarını kimseyle paylaşmazken, evin her köşesinde bir hırsız, her fısıltıda parasını çalmaya çalışan bir düşman görür , kendinden geçercesine
Biz kitap kurtları kitapların peşinden koşarken ne kadar heyecanlıysak, o da bir kuruşunu kaybetmemek için bir o kadar uykusuz, o kadar huysuz..
Misal biz; kitaplarımızı ödünç verirken geri gelirmi ,gelmez mi veyahut nasıl geri gelir endişesi yaşıyor isek ,o ; paralarını bahçeye gömüyor, biz de kitapları raflara sığdıramayıp bazen yatağın altına istifliyoruz. Tek fark; onun derdi "kaybetmek", bizimki ise okumaya